Sanem Zorlutuna

      Sanem Zorlutuna


      KİMİN DOĞRULARI EN DOĞRU?

      03 Kasım 2017 - 04:09 - Güncelleme: 28 Nisan 2020 - 09:29

      Hepimiz her şeyi ne kadar da biliyoruz, en doğruyu biz biliyoruz, en doğru biz davranıyoruz, en güzel biz seviyoruz değil mi? Kendimize ait doğrularımız, kendimize ait davranışlarımız var ve bunlar en doğrusu! ”Kendine ait olduğunu zannetmek” önemli… Zira aslında ”doğru” algımız, içine doğduğumuz coğrafya, aile, arkadaşlar, akrabalar, okuduğumuz kitaplar, izlediğimiz filmler, yani bize sunulanların biz de sentezlenmesiyle ortaya çıkan hayat görüşümüz, görümüz, görgümüz. Zaman içinde bu görü değiştikçe, etrafımızdaki yaşam değişiyor, keyif aldığımız şeyler, alışkanlıklarımız, arkadaşlarımız, arkadaşlıklarımız ve doğrularımız da değişmeye başlıyor.

      Yine de biz, tıpkı eski doğrularımıza yaptığımız gibi yeni en doğrularımıza bağlanıyor, koruyor, kolluyoruz ve bunların bir adım ötesinde bir dünya algısı olma ihtimalini kabul etmek istemiyoruz! Kendi doğrularımıza, davranışlarımıza tutunup, esnemeden, hata payları bırakmadan, bir de bunu başkalarına da kabul ettirmeye çalışarak ve bazen savaşarak içine girdiğimiz her ortamı, karşılaştığımız her insanı, bize göre doğru hale getirmeye çalışıyoruz ve bunun adına da sevgi diyoruz, güvende olduğumuzu-olduğunu zannediyoruz. Dolayısıyla, insanları kendimize benzetebildiğimiz kadar kabul edip seviyoruz. İnsanın, bilgisi görgüsü ne olursa olsun gerçek bilgiyi bulabileceği tek bir yol var; o da kalbi açık, algısı esnek olmak, yeni şeyler öğrenmeye, her insanın farklı olabileceğini de kabul etmeye çalışmak. İşte o zaman gerçek ve tek bilgiyi yani sevgiyi deneyimleyebilir. Biz katı ve değişmez olmayı ”sağlam insan olmak” gibi algılıyoruz hatta böbürleniyoruz. Oysa ki doğru bulduğun inancı saygılı bir dille ortaya koymak, kendi duruşunu yeri geldiğinde ifade etmek, insan olma göstergesi. Karakter dediğimiz şey, alışkanlıklar bütününden ibaret. Ve yaşamın en iyi yaptığı şey bize kendimizin karşılığını, yani ne ektiysek onu vermek.

      Başkalarının penceresinden en azından bakmayı denemek, hoşgörüyle anlamaya çalışmak, baktığımız yerden görüneni görmek isteyene göstermeye, istemeyeni zorla çekiştirmeye çalışmamak belki de en kolay yolu yaşamın...

      KALBİMİZ YUMUŞAK, ALGIMIZ ESNEK, DİLİMİZ SEVGİ OLSUN….

      YORUMLAR

      • 0 Yorum