Bahçeli: Askeri hastaneler yeniden açılmalı, ordu bünyesine katılmalı

MHP lideri Bahçeli, "Askeri hastaneler yeniden açılmalı, ordu bünyesine katılmalı" dedi ve Gülhane ruhunun yeniden canlandırılması gerektiğini vurguladı.

Bahçeli: Askeri hastaneler yeniden açılmalı, ordu bünyesine katılmalı
30 Haziran 2026 - 11:54
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Askeri hastanelerin yeniden açılması ve ordu bünyesine kazandırılması meselesi hayati değerdedir" dedi.

MHP Genel Başkanı Bahçeli, partisinin grup toplantısından başlıklar:

*Bugün NATO yeni bir dönemin başındadır. Türkiye bugün NATO'nun önündeki kritik başlıkların tam kalbindedir.

*Kurgulanan küresel satrancın tam ortasında Türkiye Cumhuriyeti devleti anıt gibi yükselmektedir.

*Başkent Ankara'yı hesaba katmadan yol almaya çalışmak kaygan zeminde gözü kapalı ilerlemeye benzer.

*Türk savunma sanayiinin üretim kudretini dışarıda bırakan her denklem eksik kalmaya mahkumdur.

*Askeri hastaneler yeniden açılmalı, ordu bünyesine katılmalı. Askeri hekim ordusu bir gerekliliktir.

*Askeri hastanelerin yeniden yapılandırılması, Gülhane ruhunun yeniden ihyası ve harp cerrahisinin güçlendirilmesi milli beka meselesidir.

ABD ile İran arasındaki müzakere görüşmeleri hakkında değerlendirmede bulunan Bahçeli, "Hürmüz'de güvenli geçiş ve sahada ateşin susturulması arayışları daha önce de belirttiğimiz üzere dikkatle takip ettiğimiz gelişmelerdir. Ancak siyonist vahşetin mutabakatı tanımayan bombaları sahada hunharca konuşmaya devam etmiştir. Söz başka, eylem başka olmaya devam ettikçe masada verilen taahhütlerin hükmünden bahsetmek nasıl mümkün olacaktır? Gözü dönmüş bu ihtiras ve cinayet kabinesinin niyeti kirli, akıttığı kan namertçedir. Ateşkes kelamı daha havada asılıyken, bu korsan yapı, arkadan hançer saplama maharetini göstererek yeni saldırıların hain planlarını kurgulamaktadır. Netanyahu ve tetikçi avanesi, kurulan müzakere zeminine dahi fütursuzca diş göstermekte; barışı amaçlayan ve önceliklendiren mutabakatlara direnmeyi marifet saymaktadır. Mızrak artık çuvala sığmamaktadır: Katil İsrail, mazlumların kanıyla semiren emperyalist bir sömürge düzeneğidir" diye konuştu.

"Kara Kuvvetlerimiz milletin namusu ve gelecek nesillerin mukaddes istikbali olarak gören bir tarih şuurunun adıdır"
Konuşmasının devamında Türk Kara Kuvvetleri'nin 2 bin 235'inci kuruluş yıl dönümünü kutlayan Bahçeli, "Türk Kara Kuvvetlerimiz, Türkistan bozkırlarında doğan cihan hakimiyeti ülkümüzü, Anadolu'da vatanlaştığı ve üç kıtada şanla, şerefle ve zaferle nam saldığı miafyada henüz bir iz, bir işaret, bir esame olarak dahi belirmediği devirlerde, düzenli ordunun tesisini, emir-komuta silsilesinin kudretini ve askeri teşkilatlanma kabiliyetini dünya milletleriyle tanıştıran kutlu ve köklü bir mirastır. Malazgirt'te Anadolu'nun kapılarını Türk milletine mahşere dek açan iradenin, Sakarya'da milletin kötü kaderini yenen dirayetin, bugün ise terörle mücadelede sınırlarımızın ötesine taşan milli beka düsturunun vücut bulmuş halidir. Kara Kuvvetlerimiz, toprağı yalnızca bir coğrafya parçası değil; şehidin emaneti, devletin haysiyeti, milletin namusu ve gelecek nesillerin mukaddes istikbali olarak gören bir tarih şuurunun adıdır. Türk ordusunun karadaki kudretinin özünde; Mete Han'dan Sultan Alparslan'a, Fatih Sultan Mehmet'ten Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e uzanarak Mehmetçiğimize emanet edilen çelikten bir silsile vardır" dedi.

"Türkiye, NATO'nun yıkılmaz kalesi vazifesini görmüştür"
Ankara'da yapılacak olan NATO Zirvesi'ne ilişkin Bahçeli, "Türkiye, NATO haritasında ittifakın Güney Doğu kanadını ayakta tutan temel kaldıraçtır. Kore'den Afganistan'a, Kosova'dan Libya'ya, Bosna-Hersek'ten Irak'a kadar Türk askeri, müttefiklik hukukunun gereğini yıllardır sahada göstermiştir. Kore dağlarında destan yazan Mehmetçik, NATO üyeliğimiz henüz resmiyet kazanmadan çok önce, Türk'ün dostluğunu, sadakatini ve sarsılmaz, bükülmez bileğini kanıyla, canıyla tüm dünyaya ilan etmiştir. Dondurucu soğuğun, amansız yokluğun ve cehennemî ateş çemberlerinin içinde tek bir adım bile geri atmayan o çelikten irade, müttefikliğin lafla değil, ancak kahramanlıkla mühürleneceğini tarihin hafızasına kazımıştır. Soğuk Savaş'ın o kasvetli ve tehdit dolu yıllarında da Türkiye, NATO'nun yıkılmaz kalesi vazifesini görmüştür. Kuzeyden esen Sovyet yayılmacılığına karşı, Boğazlarımıza hâkim olan milli egemenliğimiz, ittifakın başlıca can simidi olmuştur. Türkiye, NATO masasına otururken arkasında içi boş dosyalarla yahut her sözüne ve adımına icazet arayan bir mahcubiyet ve acizlikle değil; her satırı şehadetle ve gazilikle örülmüş muazzam bir şeref siciliyle oturmaktadır. Bu sebeple Ankara'da yapılacak ve ev sahibi olduğumuz NATO Zirvesi bakımından Türkiye; ittifakın geçmişini, bugününü ve muhtemel yarınını muazzam bir senteze ulaştıracak, ittifakın yarınlarının yeniden biçimlendirilmesinde başat rol üstlenecektir" ifadelerini kullandı.

"Askeri hastanelerin yeniden açılması ve ordu bünyesine kazandırılması meselesi hayati değerdedir"
NATO içerisinde askeri hastanesi bulunmayan tek ülkenin Türkiye olduğunu belirten Bahçeli, "Bu durum, şanlı ordumuzun büyüklüğü ve harekât kabiliyeti karşısında kabul edilemez tarihi bir noksanlıktır. Cephede kazanılan her şanlı zafer, ancak cephe gerisinde kurulan, köklü ve askeri tıbbın tüm imkân ve ilmiyle donatılmış bir akılla nihayete erecektir. Bu sebeple, askeri hastanelerin yeniden açılması ve ordu bünyesine kazandırılması meselesi hayati değerdedir. Çünkü askeri tıp; askeri iklimin görev koşullarını, operasyon psikolojisini, askeri disiplin düzenini ve sevk zincirini içinde barındıran apayrı ve özel bir alandır. Terörle amansız mücadelede, sınır ötesi şanlı operasyonlarda ve deniz aşırı mukaddes görevlerde Mehmetçiğimizin yanında; askerimizi evladı bilen, kardeşi sayan, onun değil yaralanmasına, saçına rüzgâr değmesine dahi yüreği razı olmayan, vatanı namus bilen Türk hekimlerinin görev yapması millî beka meselesidir. Mayın ve patlama yaralanmalarında, yanık ve ağır travma vakalarında, uzuv kayıplarında uzmanlaşmış, bir askeri hekim ordusu zarurettir. Mukaddes GATA geleneği; cephe gerisinden cephe hattına kadar uzanan askeri tıp disiplininin, Mehmetçiğe adanmış fedakâr hekimlik ruhunun ve harp şartlarında çelikleşmiş sağlık aklının ta kendisidir. Sivil sağlık sistemlerinin ve hastanelerin, savaş cerrahisinin ve cephe gerisi lojistiğinin, ordumuzun bu kendine has ihtiyaçlarını tam manasıyla karşılaması mümkün değildir. Askeri hastanelerin yeniden yapılandırılması; Gülhane ruhunun çağın modern ihtiyaçlarına göre yeniden ihyası ve harp cerrahisinin güçlendirilmesi tekraren ifade ediyorum; milli beka meselesidir" dedi.

YORUMLAR

  • 0 Yorum