Canan Şencan

Canan Şencan


Babalık Bir Misyon mudur?

13 Haziran 2021 - 15:19

Uzun bir aradan sonra tekrar sizlerle buluşmanın, ne denli keyifli olduğunu vurgulayarak başlamak istiyorum yazıma. 

Dünya üzerinde yaşanan bu sıkıntılı dönemde, hepimiz evlere kapandık, bir bilim kurgu filmi izler gibi hayatı uzaktan korkarak izliyoruz. Her şeye rağmen de hayat devam ediyor.  Yeme, içme, yatıp, kalkma, temizlik, gibi işler dışında sosyal hayatımız neredeyse tamamen bitmiş durumda. Sanal alemde, sanal hayatlar sürdürmek zorunda kaldık belki ama, bu arada sanal ortamı akılcı kullananlar farklı bilgiler ve deneyimlere sahip oldu. Kitap okuma alışkanlıkları olanların da bu süreçte çok fazla sıkıldığını sanıyorum. Kendi adıma, kendimle baş başa kalıp, merak ettiklerimi öğrenmek, emin olmadığım bazı konuları araştırmak için de bir fırsat olarak görmedim değil bu süreci. Sonuç itibariyle başa gelen çekiliyor ve önemli olan en zor zamanları bile kişisel gelişim adına fırsata çevirebilmek. 

Pandemi döneminde bir çok insanın işinden olduğu, ekonomik zorluklar içinde bazılarının bunalıma girerek intihar ettiğini de gördük ne yazık ki. Yanlış politikalar, kriz dönemini iyi yönetememek bir takım sosyolojik sıkıntıları da beraberinde getirdi kuşkusuz. İntihar edenlerin hemen hepsinin ortak özelliği erkek olmalarıydı. 

Erkek egemen toplumlarda erkeklere yüklenen misyon gerçekte son derece ağır bir misyondur. Evin geçimini sağlamak, çocukların masraflarını karşılamak, dışarıya karşı evin onurunu korumak gibi bu ağır sorumluluklar altında ezilen erkeğin, işsiz kaldığında bunalıma girmesini yadırgamamak gerek sanırım. 

Özellikle baba olmuş bir erkek için çocuklarının, eşinin gereksinimlerine yetememek, onur kırıcı olmalı ki, yetemedikleri anda bunalım, intihara kadar sürüklüyor onları. Toplum olarak erkeğe böyle bir misyon yüklemek kadına yüklenen sorumlulukların yanında devede kulak gibi aslında. Kadınların, bilinç altına da çocukluklarından itibaren kodlananlar tam da şöyle; Erkeğin eli cebine gidecek, erkek dediğin evinin tüm ihtiyaçlarını karşılayacak, erkek dediğin güçlü olacak, erkek dediğin bulup buluşturup evini geçindirecek vs…..

Oysa hayat paylaştıkça güzelleşir. Görev ayrımı yapmak, cinsiyet ayrımı yapmak kadar yanlıştır. Kadın ve erkek kendi ayakları üzerinde durabilen, geçinmek için kimsenin parasına, gücüne, kariyerine gereksinim duymayan bireyler olarak var olmalıdır. Anneler kadar babaların da çocuklarına yetemediklerinde acı çektiklerini bilmek gerek. Hatta babaların daha çok içlerine attıkları, anneler kadar rahat dışa vurmadıkları hissiyatları vardır. Çünkü onlara çocukluklarından beri,  erkek olmaları nedeniyle, duygularının dışa vurulmaması gerektiği öğretilmiştir. Hayatın kadın ve erkeğin güç birliği yaptığı zamanlarda daha renkli ve daha kolay geçmeyeceğini kim iddia edebilir ki? Çocuklarımızı cinsiyet farklılığı gözeterek, cinsiyetlerine göre görev yükleyerek, bilinçaltını kirletmeyelim derim. Birey olmayı, birlikte yaşamanın temel prensibinin paylaşmak ve dayanışmak olduğunu öğretmek sanırım gelecek kuşakların daha sağlıklı yetişmesine önemli bir etken olacaktır. Bu vesile ile 'Babalar Günü'nü kutluyor, sağlık ve esenlikler diliyorum.

Sevgiyle ve dostça kalın. Kendinize ve keyfinize iyi bakın.

YORUMLAR

  • 0 Yorum