<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" version="2.0">
  <channel>
<title>Alanya Time Haber</title>
<link>https://www.alanyatimehaber.com</link>
<description>Alanya haberlerini ve son gelişmeleri anlık olarak bu sayfa üzerinden takip edebilirsiniz.</description>
<language>tr</language>
<copyright>https://www.alanyatimehaber.com</copyright>
<image>
<title>https://www.alanyatimehaber.com</title>
<url>https://www.alanyatimehaber.com/images/genel/logo.png
</url>
<link>https://www.alanyatimehaber.com</link>
<width>315</width>
<height>90</height>
</image><item>
<title>Bu da 'saksı' engeli!</title>
<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size:12pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="font-family:"Times New Roman",serif">Alanya’daki çarpık yapılaşmanın beraberinde getirdiği en büyük sorunlardan biri olan trafik sorun olmaktan çıktı ve adeta kâbus haline geldi. </span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:12pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="font-family:"Times New Roman",serif">Trafik yoğunluğu, otopark, kural ihlali ve maganda sorunu sadece Alanya’nın değil, tüm Türkiye’nin ortak sorunu ancak asıl endişe veren konu; yaşadığımız ilçede bu sorunların olağan ve normal bir durum haline getirilmiş ve sorumlularının vurdumduymaz oluşudur. </span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:12pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="font-family:"Times New Roman",serif">Artık günlük yaşantımızda karşımıza çıkan olaylar öyle bir hal aldı ki, normal insanların akıl tutulması yaşamaması işten bile değil! Hani geçtiğimiz aylarda dile getirmeye çalıştığım ‘şu sözde’ bisiklet yolları vardı ya! Bisikletle ilerlemenin mümkün olmadığı, adım başı bir aracın park ettiği, trafik ekiplerinin denetlemediği, denetlese bile yaptırım uygulamadığı ‘bisiklet yolları!!!’ Bu mavi boyalı sözde bisiklet yolunda karşımıza otomobil, tır, bir işyerine ait ‘park yapılmaz’ yazılı dubası gibi ilginç şeyler çıkmıştı ancak geçtiğimiz günlerde bir çiçek saksısı ile karşılaşınca kendimi ‘pes artık’ demekten alıkoyamadım. Hadsizlik öyle bir hale gelmiş ki, bisiklet yoluna araç park etmesin diye vatandaş kendince saksılı önlem alabiliyor! Belediyeler bir sokağı trafiğe kapatmak için saksı koyar da benim kurnaz vatandaşım bisiklet yoluna saksı koyamaz mı yani!!!  Hadi böylesine aymaz ve yüzsüz insanlar var ve bu kepazeliği pervasızca sergileyebiliyor ama bu şehrin trafikten sorumlu kolluk kuvvetleri, belediyelerin trafik zabıtaları bu arada ne iş yapıyor? Merak ediyorum açıkçası!</span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:12pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="font-family:"Times New Roman",serif">İlçenin en işlek bölgelerinden Stad Caddesi ve hal üst kavşağındaki trafik yumağının içine girmeyen hemen hemen hiçbir sürücü yoktur. Bu kavşağa uzun süredir bir çözüm getirilmemesi nedeniyle daha önce de bir yazı yazmıştım. Tabi biz kendimiz söylüyor, kendimiz dinliyoruz da, ey yetkililer! o kavşağa bir trafik lambası koymayı ne zaman düşünüyorsunuz? Daha kaç tane kaza yaşanması gerekir o kavşağa bir çözüm bulmanız için? Siz ‘Hindistan trafiğini’ aratmayan o görüntülerden pek rahatsızlık duymuyor olabilirsiniz ama ilçemizde yaşayan yabancı uyruklu misafirlerimiz o görüntüleri sosyal medya ve basına taşırsa Alanya’nın imajı için pek de iyi olmaz diye düşünüyorum. Benden söylemesi. </span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:12pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="font-family:"Times New Roman",serif">Alanya genelinde yıllardır çözülemeyen ve hatta her geçen yıl içinden çıkılmaz bir hal alan trafik, park ve denetleme gibi sorunların mevcut sistemle ve aynı kişilerle çözülemeyeceği anlaşıldı. Türkiye’nin İstanbul ile birlikte en pahalı konutlarında oturan, en pahalı restoranlarında yemek yiyen, en pahalı marketlerinden alışveriş yapan, en pahalı taksisine, otobüsüne binen ilçe sakinlerinin Hindistan’ı aratmayan trafik sorunlarının içerisinde yaşamaya mahkûm edilmemesi gerekir. Buradan yola çıkarak Alanya Belediyesi’nin ve Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin özel bir profesyonel şirketten destek alarak geniş kapsamlı bir trafik planlaması yapması gerekir. </span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:12pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="font-family:"Times New Roman",serif">Bilinçsiz sürücü, kötü planlanmış yol, son derece yetersiz denetim ve caydırıcı olmayan cezalarla bu sorunun üstesinden gelmek hayli zor olacak. </span></span></span></span><br />
<br />
<br />
 ]]></content:encoded>
<author>Teoman Eriş</author>
<link>https://www.alanyatimehaber.com/yazarlar/teoman-eris/bu-da-saksi-engeli/17342/</link>
<pubDate>Thu, 25 Apr 2024 15:27:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Denetim yok, cezalar yetersiz!</title>
<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İnsanların yaşam kalitesini olumsuz etkileyen o kadar çok konu var ki, elim bir türlü spor yazmaya gitmiyor.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Geçtiğimiz birkaç sayıda dile getirdiğim gibi ilk başta şehrin trafik sorununun, bir çoğumuzun ortak kanayan yarası olduğunu düşünüyorum. Evinden çıkıp işine giderken ister otomobille, ister motosikletle, ister bisikletle, hiç fark etmez, hangimiz bir kaza atlatmıyor veya kural tanımayan bir trafik magandası ile karşılaşmıyoruz ki?</span></span><br />
<br />
<span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu ay ‘ne yazayım’ diye düşünürken aklıma bir anda futbolcu Melih Demiral kardeşimizin attığı bir tweet geldi. Demiral’ın paylaşımındaki “Türkiye’de günlük yaşam kalitesini etkileyen güvenlik sorunlarını, trafik kavgalarını, insanların çocuklarını kaybetmesine sebep olan en önemli şey cezaların caydırıcı olmayışıdır. İnsanca, güvenli ve huzurlu yaşamak her Türk vatandaşının hakkıdır. Bu hak caydırıcı, ibret verici cezalarla korunmalıdır!” Sözleri tam da yazmayı düşündüğüm bu yazının konusuydu.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Maalesef tam da Demiral’ın dediği gibi; sadece yaşadığımız şehir özelinde değil, ülkemizde insana verilen değer maalesef ortada. Trafikte ne kadar duyarlı olursanız olun, hiçbir şekilde can güvenliğininiz yok. Çünkü ortalık zıvanadan çıkmış, insanlıktan çıkmış, gözü dönmüş cahil, eğitimsiz, trafik canavarı ve magandaları ile dolu. Dolu ama denetim var mı? Maalesef yok denecek kadar az. Motosikleti sonuna kadar bağırtan, çıkardığı motor ve egzoz sesiyle insanları gece rahatsız eden, cahil, insan demeye bin şahit isteyen veya yolda sinyal vermeyi bilmeyen, hatta gerekli görmeyenlerin, aslında tarlada traktör kullanamayacak kadar yetersiz olan bir trafik canavarının trafikte bu kadar rahat terör estirebilmesi, tabii ki denetim yetersizliği ve cezaların caydırıcı ve ibret verici olmamasından kaynaklanıyor. Sonra insanlar neden trafikte kavga ediyor, birbirlerini vuruyor ve haberlere konu oluyor? Siz cezalarla caydırmasanız, ehliyeti bakkaldan almış birçok canavar da sokakta, yolda insanlara dilediğini yapar.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Gelelim şu adına bisiklet yolu denen mavi boyalı yerlere! O kadar yazılıp çiziliyor, birilerinin de çıkıp bu yolları denetlemesi gerekmiyor mu? Alanya’da bisiklet yoluna saygı o kadar yok ki, artık araç sürücüleri bile mavi boyalı yollardan bisiklet gidebilirse şaşırıyor. Araç park etmiş bu mavi boyalı yolların kıyısından köşesinden geçmeye çalışacağına neden kaldırımdan sürmüyorsun diyen arsızlar sürücüler bile var. Yani mavi boyalı yolun bisiklet yolu olduğundan o kadar bir haber ki, bisikleti görünce üzerine sürebiliyorlar. Tabi o yolları kullanmak öyle kolay değil çünkü adım başı bir araç parkı var. Bisiklet yolu değil sanki ücretsiz parkomat! Hatta geçtiğimiz günlerde maalesef sözde bisiklet yoluna park eden bir kolluk kuvvetine ait araç bile gördüm. Onlar bile bunu yaparsa vatandaş neden yapmasın?</span></span><br />
<br />
<span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">At sahibine göre kişnermiş. Yaşadığımız şehirleri yönetenler ve kolluk kuvvetleri biraz daha fazla sorumluluk alıp, insanların yaşam kalitesini düşüren olaylara seyirci kalmamalı… Bizden söylemesi!</span></span><br />
<br />
<span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sevgilerimle…</span></span><br />
<br />
 ]]></content:encoded>
<author>Teoman Eriş</author>
<link>https://www.alanyatimehaber.com/yazarlar/teoman-eris/denetim-yok-cezalar-yetersiz/17341/</link>
<pubDate>Thu, 18 Jan 2024 17:09:43 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Mavi boyalı yollar kafa karıştırıyor!</title>
<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Son zamanlarda Alanya’nın birçok cadde ve sokağında yapılan sözde bisiklet yolları sanırım bir tek benim kafamı karıştırmıyordur.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bisikletlerin gitmesi için mavi boyayla çizilen yollar araçların ve motosikletlerin park yeri olmuş durumda. Bu konuyu daha önceki yazımda da ele alarak eleştirmiştim. Sorunun çözümü için bir adım atılmadığını gördüğüm için tekrar yazma gereği hissettim.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu mavi yollara sözde bisiklet yolu diyorum çünkü gerçek bir bisiklet yolu olsaydı eğer bunlar, otomobillerin geçtiği yoldan bir şekilde ayrılır, otomobillerin bu yollara girmesi, park etmesi engellenirdi. Plastik dubalar da birçok yerde çözüm olmuyor ki o dubalar da tüm bisiklet yollarında zaten yok. Hatta bazı sözde bisiklet yolunun mavi boyası da silinmiş durumda.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bir de bu yollar ilginç bir şekilde birdenbire kesiliyor. Bisikletli, yol bittiği için ne yapacak? Bisiklet kullanmıyorum ama kullanmış olsaydım şayet, yol ilginç bir yerde bitiverseydi, bisikleti kucağıma alıp karşıya o şekilde mi geçerdim, bilemiyorum. Madem bisiklet yolu yapıyoruz, neden bu şekilde göstermelik yapıyoruz da kuralına uygun, güvenli, kafamızı karıştırmayacak şekilde yapmıyoruz? Neden yaptığımız, daha doğrusu boyadığımız bu yollara araçlar park etmesin diye denetlemiyoruz? Ya da kim denetleyecek? Akıl alır gibi değil!</span></span><br />
<br />
<span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bizim gördüğümüzü trafik ekipleri veya belediyenin trafik zabıtası neden görmüyor? Onu da anlamış değilim! Sonuçta Çevre ve Şehircilik Bakanlığının bisiklet yollarıyla ilgili bir yönetmeliği de var. Bu yönetmeliğe bakmanız yeterli. Üçüncü maddede: “Ayrılmış bisiklet yolu: taşıt yolundan fiziksel bir engel ile ayrılmış bisiklet yolu” ifadesi yer alıyor! Alanya’da mavi boyalı bu yollar hiçbir engelle ayrılmadığı gibi, üzerine park eden araçları denetleyip kaldıracak veya ceza kesecek bir kontrol de yok maalesef.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Geçtiğimiz günlerde yerel basında bazı arkadaşlarımız bir haber servis ettiler, sosyal medya üzerinden… Bisiklet yolları ile ilgili denetlemeler yapılıyormuş! Cezai işlemler uygulanıyormuş! Şahsen ben bu denetimlerle ilgili ilgili bir tek fotoğraf çekilip yayımlandığını görmedim. Kaldı ki tüm bisiklet yollarının üzerinde park etmiş çok sayıda araç veya motosiklet görmeniz hala mümkün.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Demek ki denetim yok, ya da yeterli değil! Madem ‘bisiklet şehri’ olacağız, işi layığı ile yapalım, göstermelik değil!</span></span><br />
<br />
 ]]></content:encoded>
<author>Teoman Eriş</author>
<link>https://www.alanyatimehaber.com/yazarlar/teoman-eris/mavi-boyali-yollar-kafa-karistiriyor/17340/</link>
<pubDate>Sun, 03 Dec 2023 20:06:35 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Trafik Hindistan'ı aratmıyor!</title>
<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yıllardır spor yazarım. Diğer konulara çok fazla girmek istemem ancak nedense son aylarda elim çok fazla spor yazmaya gitmiyor. Malumunuz yaşadığımız şehirde o kadar çok sorun var ki, spor maalesef arka planda kalıyor.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Geçen yıldan bu yana Türklerin yaşadığı konut ve kira krizi bitmese de, emlak sektöründe yabancılara ikamet verilmediği için yaşanan duraklama, yerli halkımız için bir umut ışığı oldu. Her ne kadar ‘yabancıya konut satışı yapılamazsa Alanya’nın sonu olur’ nidaları atılsa da bu sorunun gerçekte böyle olmadığını, Alanya’nın turizm sayesinde kendi kendine yeten ve hatta ülkeye katkıda bulunan bir şehir olduğunu 7’den 70’e herkes biliyor. Bu konulara çok fazla girmek istemiyorum. Zaten çok fazla yazılıp çizildi.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bahsetmek istediğim bir diğer önemli krizimiz malum trafik sorunu. Alanya’da yaşayan herkesin bu güzel şehirde trafikte güvenli bir şekilde seyahat etmeye, işine gücüne sorunsuz gitmeyi, çoluğunu çocuğunu gönül rahatlığıyla okula yalnız gönderebilmeyi hak ettiğini düşünüyorum. Dar ve yetersiz yollar, yol kenarlarına yapılan hatalı parklardan dolayı iyice daraldığı için zaten büyük bir ulaşım sorunu vardı. Son zamanlarda yabancı ülkelerden gelen göç ile trafik tam bir keşmekeş haline geldi. ‘Tamam da ne yapabiliriz?’ diyeceksiniz. Birincisi insanlar trafiğe çıktığında biraz daha dikkatli olabilir. Sinyal vermeyi bilmeyen, kavşakta öncelik hakkı kimde hiçbir fikri olmayan, ‘nasıl olsa yeterince denetleme yok, cezalar caydırıcı değil’ düşüncesiyle kural tanımayan bir sürü trafik canavarı ile iç içe yaşamak zorundayız. 1-2 kilometre mesafedeki işimize bile giderken abartısız 3-4 kez kaza tehlikesi atlatmak durumundayız. Direksiyon başına geçtikten sonra yüzde 100 dikkatli olması gereken kişi sizsiniz. Aksi halde işinize gidene kadar birkaç kez kaza geçirmek durumundasınız. Tamam, bunlara insanları bir şekilde alıştırdınız da, şu Hindistan caddelerini aratmayan Anadolu Hastanesi kavşağını, çevre yoluyla Nüfus Müdürlüğü caddesini birbirine bağlayan marketin (Aymar) bulunduğu kavşağa trafik ışığı sistemini kurmak çok mu zor? Bunun gibi bir sürü sorunlu kavşak ve sokak var. Sabahları ve akşamları iş çıkışında tam bir Hindistan trafiğine dönüşüyor caddeler. Hiç mi bir yetkili görmüyor. Bahsettiğim yerlerde bir markete girip 10 dakika alışveriş yapın, mutlaka bir kaza görürsünüz. Çok mu zor ışıklandırmak, bir trafik lambası koymak. Tamam her kavşağa bir polis koyamazsınız, kamera sistemi kurup kurallara uymayanlara buradan, masa başından ceza kesmekte mi çok zor? İnsanlar neden bu Hindistan trafiği çilesini çekmek zorunda, anlaşılır gibi değil. Yani Alanya’nın yabancılara daire satmaktan daha öncelikli sorunları var. Daha trafik sorununu çözemediğin şehirdeki tüm daireleri yabancılara satsan ne olur.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Gereksiz yere tek yön yapılan, ulaşımı daha da zorlaştıran bazı caddeleri de daha sonra yazmayı düşünüyorum. Onlarla ilgili de tespitleri yaptıktan sonra yazacağım. Belki bir yetkili okur da, Alanya’ya yakışır bir hizmeti planlar.</span></span><br />
<br />
<span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sevgilerimle…</span></span><br />
<br />
 ]]></content:encoded>
<author>Teoman Eriş</author>
<link>https://www.alanyatimehaber.com/yazarlar/teoman-eris/trafik-hindistan-i-aratmiyor/17339/</link>
<pubDate>Fri, 10 Nov 2023 10:41:57 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Bisiklet şehri olabilir miyiz?</title>
<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size:12pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Arial,sans-serif">Sağlıklı yaşam ve sağlıklı ulaşım için bisiklet kullanımını artırmak amacıyla çeşitli projeler yapılıyor. Alanya’da da bu konuda yıllar öncesinde atılan adımlar var ve son günlerde bunlara yenileri de ekleniyor.</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:12pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Arial,sans-serif">Peki atılan bu adımlar sağlıklı yaşam ve sağlıklı ulaşım için yeterli mi? Tabi ki, üzülerek söylüyorum, maalesef yeterli değil! Alanya’da ulaşım konusunda büyük bir sorun olduğunu artık herkes biliyor. Yollar ve sokaklar yetersiz. Park yeri sorunu zaten hat safhada. Parkomatlar park sorununu çözerken, zaten yetersiz olan yolları iyice daraltarak, trafiği iyice tehlikeye sokuyor. Kaldırımlar zaten yayalardan çok araç parklarına yerini bırakmış dudumda.</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:12pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Arial,sans-serif">Geçtiğimiz günlerde evden çıkıp alışveriş yapmak için yaklaşık 200 metre tek bir sokakta kaldırımdan yürümeye çalıştım. Ama ne mümkün? Karşıma bir sürü engel çıktı. Kaldırımda park etmiş araçlar, çöp konteynırları, yıllardır budanmamış ve ağaçtan sarkan dallar, trafik işaret levhaları vs, birçok engel varken, ben de araç geçişine ayrılmış yoldan yürümek zorunda kaldım. Bu sorunlara tabi ki ilk kez karşılaşmadım ama üstelik merkezi bir yer olmamasına rağmen, 200 metrelik bir sokakta bir yayanın bu kadar engelle karşılaşması büyük bir sorun.</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:12pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Arial,sans-serif">Bunları anlatırken konuyu bisiklet yollarına getirmeye çalışıyordum. Yollarda, kaldırımlarda ve trafikte bunca sorunumuz varken, bisiklet şehri olabilir miyiz? Bisiklet yolu olarak, sadece araç yolundan boya ve dubalarla ayrılmaya çalışılan alanlar yeterli mi? Bu alanlar, sinyal kullanmayan, yaya ve bisikletliyi yok sayan, trafik kurallarına uymayan sürücüler nedeniyle yeterince güvenli mi? Tabi ki hayır. Trafikte sinyal veren bir araç sürücüsü ile karşılaştığımda inip tebrik edesim geliyor. Ehliyet alırken insanlara takip mesafesi diye bir şey öğretiliyor sözde… Alanya’da bunu uygulamak mümkün mü? Trafikte seyrederken, önceki araçla aranızda ancak bir aracın sığacağı mesafeye hemen sağınızdan birinin fırt diye aranıza girmesine hepiniz alışmışsınızdır.</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:12pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Arial,sans-serif">Tüm bunlar olurken, bisiklet şehri olabilmemiz için ilk önce yolların daha güvenli hale getirilmesi, kurallara uymayan sürücülere caydırıcı denetim ve cezalar uygulanması ve bisiklet yolu diye boyayla çizilen şeritlerin, gerçekten birbiriyle bağlantılı ve araç yollarından ince bir refüjle ayrılmış, sadece bisikletlerin girebileceği, araçların park edemeyeceği, etse de hemen ceza yiyeceği, güvenli bisiklet yolları haline getirilmesi gerekir.</span></span></span><br />
<br />
<br />
 ]]></content:encoded>
<author>Teoman Eriş</author>
<link>https://www.alanyatimehaber.com/yazarlar/teoman-eris/bisiklet-sehri-olabilir-miyiz/17338/</link>
<pubDate>Wed, 04 Oct 2023 12:14:44 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Yaşam kalitesi ve spor kültürü</title>
<content:encoded><![CDATA[Alanya’da özellikle pandemi sonrası toplumun yaşam kalitesi ile birlikte spor alışkanlıkları da olumsuz yönde etkilemeye devam ediyor.<br />
<br />
Sadece ekonomik güçle ölçemeyeceğimiz yaşam kalitemizi olumsuz yönde etkileyen en önemli sorunların başında yurtiçi ve yurtdışından gelen yoğun göç olaylarını, zaten var olan trafik sorununun artık çekilmez bir hale gelmesini, ailemizle birlikte kaliteli vakit geçirebileceğimiz sosyal alanların çok sınırlı olması, olanların da oldukça yetersiz olmasını ve konut fiyatlarının fahiş bir hale gelmesini sıralayabiliriz.<br />
<br />
Eskiden ekonomi canlandığı için yaz aylarındaki olumsuzlukları pek fazla umursamayan insanlar artık bu olumsuzlukları tüm yıl boyunca yaşamaya başladıktan sonra artık yaşam kalitesinden de bahsetmek imkansız hale geldi. Bu süreçte tamamen inşaat sektörüne ve daire satışına odaklanılması maalesef Alanya’daki yaşam kalitesini artıracak diğer sorunların çözümünden uzaklaşılmasına ve geri kalınmasına neden oldu. Yaşam kalitesini artıracak en önemli etkenler arasında spor da yer alıyor. Ekonomik durumu ne olursa olsun herkesin spor yapabileceği alanları ve tesisleri ulaşabilme imkanı oluşturması gerekiyor. Maalesef Alanya’da bu tarz spor alanları ve tesisleri yok denecek kadar sınırlı.<br />
<br />
Alanya geçtiğimiz yıllardaki sporun başkenti olma yolundaki hedefinden maalesef hızla uzaklaşıyor. Her ne kadar Corendon Alanyaspor’un Süper Lig’de mücadele etmesi, Alanya Belediyespor erkek voleybol takımımızın Efeler Ligi’ne yükselmesi ve Alanya Kestelspor’umuzun 3’üncü Lig’de mücadele etmesi tabii ki önemli ancak sporun başkenti olma yolunda ilerlemek istiyorsak amatör spor branşlarını da sürdürülebilir bir hale getirip insanların spor yapabileceği alanları çoğaltmamız gerekiyor.<br />
<br />
Bu görev de öncelikle yerel yönetimlerindir. Tabii ki deniz-kum-güneş, tabii ki turizm ancak burada yaşayan vatandaşlarımız da unutmamamız gerekiyor.<br />
<br />
Sağlıcakla kalın!<br />
 ]]></content:encoded>
<author>Teoman Eriş</author>
<link>https://www.alanyatimehaber.com/yazarlar/teoman-eris/yasam-kalitesi-ve-spor-kulturu/17337/</link>
<pubDate>Fri, 01 Sep 2023 16:34:37 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Yazı 'yüzme' ile karşıladık!</title>
<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Alanya’nın yaz aylarına ayrı bir heyecan ve renk katan aktivitelerin başında gelen spor organizasyonları bu yıl yüzme yarışlarıyla başladı.</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yaz sezonu boyunca triatlon, hentbol, güreş ve birçok farklı organizasyona ev sahipliği yapacak olan Alanya, ilk baharı uğurladığımız, yaza ‘merhaba’ dediğimiz mayıs ayının sonlarında, ‘Alanya Uluslararası Açık Su Yüzme Yarışları’ ile spor organizasyonlarına başladı.</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Türkiye Yüzme Federasyonu tarafından Alanya Belediyesi ve Alanya Gençlik ve Spor İlçe Müdürlüğü’nün katkılarıyla düzenlenen 2023 Mehmet Bedrettin Arısoy Sezonu Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı Alanya Uluslararası Açık Su Yüzme Yarışları 300 sporcunun katılımıyla yapıldı.</span></span></span><br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"> </span></span></span><br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Galip Dere Plajı’nda düzenlenen yarışlarda sporcular 1500 metre, 3000 metre ve 5000 metre serbest yüzdüler. Genel klasman 5000 metre serbest yüzme kadınlarda 1’inci Özlem Ör, 2’nci Elif Delve Başer Can ve 3’üncü Viktoriya Üçüncü oldu. Genel klasman 5000 metre serbest yüzme erkeklerde ise birinciliği Emre Öztürk, ikinciliği Aleksandr Kudükov ve üçüncülüğü Özkan Dizar oldu.</span></span></span><br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"> </span></span></span><br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Dereceye giren sporcular madalyalarını, Alanya Gençlik ve Spor Müdürü Emre Kıldırgıcı ve Türkiye Yüzme Federasyonu yetkilileri tarafından aldı.</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yüzme yarışlarıyla başlayan spor organizasyonları yaz sezonu boyunca devam edecek. Bu organizasyonların hem spor turizmine katkı sağlamasını, hem de sosyal yaşama renk katmasını umut ediyoruz.</span></span></span><br />
 ]]></content:encoded>
<author>Teoman Eriş</author>
<link>https://www.alanyatimehaber.com/yazarlar/teoman-eris/yazi-yuzme-ile-karsiladik/17336/</link>
<pubDate>Wed, 14 Jun 2023 16:10:10 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Anlamlı yarış! </title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Salgın hastalık, ekonomik kriz, hayat pahalılığı, doğal afetler derken hayat giderek zorlaşıyor ancak nadiren de olsa güzel şeyler oluyor. </p>

<p>Bunlardan biri de Alanya’da her yıl ‘Atatürk’e Koşalım, Atatürk’le Koşalım’ sloganıyla düzenlenen Atatürk Halk Koşusu ve Yarı Maratonu… </p>

<p>Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Alanya Şubesi'nin her yıl düzenlediği Alanya Atatürk Yarı Maratonu ve Halk Koşusu, Alanya Kaymakamlığı, Alanya Belediyesi, Atletizm Federasyonu, ALTİD ve ALTSO iş birliği ile bu yıl 23. kez gerçekleşti. </p>

<p>Daha önceki yıllarda olduğu gibi Cumhuriyetimizin 100. yılında da ‘Atatürk’e Koşalım, Atatürk’le Koşalım’ sloganı ile düzenlenen 23. Alanya Atatürk Halk Koşusu ve Yarı Maratonu’na toplam 568 sporcu katıldı. Yarı maratonda 168, halk koşularında ise 400 sporcu mücadele etti. </p>

<p>Ülkemizde Atatürk adıyla düzenlenen tek uzun yol koşusu olma unvanına sahip organizasyon renkli görüntülere sahne oldu. Halk koşusuna Alanya Kaymakamı Fatih Ürkmezer, Alanya Belediye Başkanı Adem Murat Yücel, Alanya Gençlik Spor Müdürü Emre Kıldırgıcı ve Corendon Alanyaspor Başkanı Hasan Çavuşoğlu da katılarak organizasyona renk kattı. </p>

<p>Yarı Maraton yarışı erkeklerde 1 saat 9 dakika 33 saniye ile Ali Şimşek birinciliği elde etti. Kadınlarda bitiş noktasına ilk gelen isim 1 saat 37 dakika 13 saniye ile Evgenia Riazanova oldu. Dereceye giren sporculara ödüllerini Alanya protokolü verdi. </p>

<p>Spor etkinliği olmasına karşın Atatürk adıyla düzenlendiği için anlamlı bir yarış olan Alanya Atatürk Yarı Maratonu ve Halk Koşusunun düzenlenmesinde emeği geçen başta ADD Alanya Şubesi olmak üzere, Alanya Belediyesi’ne ve diğer tüm kurumlara teşekkür ederiz. </p>

<p>2024 yılında daha fazla katılımla gerçekleşmesi dileğiyle…</p>
]]></content:encoded>
<author>Teoman Eriş</author>
<link>https://www.alanyatimehaber.com/yazarlar/teoman-eris/anlamli-yaris/17335/</link>
<pubDate>Sun, 16 Apr 2023 13:53:51 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Alanyaspor 75 yaşında</title>
<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Akdeniz’in incisi, turizmin gözbebeği Alanya’mızın sporda parlayan yıldızı Corendon Alanyaspor 75 yaşında…  ‘Alanyaspor’ adını Türkiye’de birçok kişi 2015-2016 sezonunda Süper Lig’e yükselince duydu bekli ama turuncu yeşil renklere gönül verenler bu kulübün tarihini çok iyi biliyor.</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Henüz 14 yaşındayken, 1990 yılında Milli Egemenlik Stadyumu’nun toprak zemininde oynanan Bucaspor maçıyla tanıştığım Alanyaspor’umuzun tarihi çok eskilere dayansa da, camiamızın efsane isimlerinden, eski başkanlarımızdan sayın Nazmi Reisoğlu tarafından kaleme alınan kulübümüzün tarihçesi dışında pek de yazılı bir kaynak, arşiv niteliğinde toparlanmış ciddi bir çalışma yok maalesef. 1948 yılında kurulan bir kulübün daha fazla belge, bilgi ve görselden oluşan bir tarihçeye sahip olması gerektiğini düşünüyorum.</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu noktada 75. yıl önemli bir fırsat. Geçtiğimiz günlerde kulüp yönetimimiz ile MND Ajans arasında kulübümüzün kuruluşunun 75. yılı dolayısıyla 'Alanyaspor 75. Yıl Vizyon Kitap Projesi' başlatıldı. Ajans sahibi sayın Metin Ceylan, bir süredir ön çalışma yaparak hazırladığı bu projeyle, hem kulübümüze kalıcı ve tarihçe niteliğinde bir eser kazandırmak, hem de Alanyaspor’un 75 yıllık tarihine ışık tutarak merak edenlere önemli bir kaynak oluşturacak.</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Merhum Dr. Ali Nazım Köseoğlu ve Alanya’nın aydın bir grup gencinin katkılarıyla 1948 yılında kurulan kulübümüzün, kurucu ve eski başkanlarından, futbolcularına, taraftarlar gruplarından, saha içi ve dışı başarılarına kadar birçok içeriğe sahip olacağını bildiğimiz bu kitap, kulübümüzün marka değerine de büyük katkı sağlayacaktır.</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Başkanımız Hasan Çavuşoğlu, projenin tanıtımında yaptığı açıklamada, içinde bulunduğumuz 2023 yılının hem Cumhuriyetimizin 100. yılı olması, hem de kulübümüzün 75. kuruluş yıl dönümü olması dolayısıyla büyük önem taşıdığını söyleyerek kitap projesinin önemine dikkat çekmişti.</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu çalışmaya sadece kulübümüzün değil, tüm taraftarlarımızın, Alanya’da yaşayan, Alanya’dan ayrılan ve başka şehirlerde yaşayan, bu kulüple bir şekilde iletişim kurmuş, maçını izlemiş, futbol oynamış herkesin destek vermesi, sahip çıkması gerektiğini düşünüyorum.</span></span></span><br />
 ]]></content:encoded>
<author>Teoman Eriş</author>
<link>https://www.alanyatimehaber.com/yazarlar/teoman-eris/alanyaspor-75-yasinda/17334/</link>
<pubDate>Sat, 25 Feb 2023 16:44:39 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Madalyonun arka yüzüne bakan var mı?</title>
<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif""><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%">Alanya’da özellikle pandemi sürecinin ardından kontrolsüz bir şekilde artan nüfus, birçok sorunu da beraberinde getirdi. </span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif""><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%">Başta Rusya ve Ukrayna olmak üzere çok sayıda ülkeden aşırı göç alan Alanya’da, yerli vatandaşlar için baş gösteren konut krizinin yanında, Alanya’da yaşayan herkesi yakından ilgilendiren başka sorunlar da ortaya çıkmaya başladı. Bu aşırı göç nedeniyle ilçe ekonomisi biraz canlandı, bazı sektörler kış aylarında para kazanmaya devam etti ancak ilçe halkı sosyal yönden ciddi sıkıntılar çekmeye başladı. </span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif""><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%">Örneğin trafik... Artık günün her saatinde ilçenin her bölgesinde bir trafik sorunundan bahsedebiliriz. ‘Aracımızı nereye park edeceğiz?’ sorusunu hemen hemen her gün kendisine sormaya başlayan Alanya halkı, ilçe merkezine aracıyla girmekten korkar hale geldi. Tamam, yabancılar Alanya’ya gelsin, ekonomi canlansın da, bununla ilgili yeterli altyapımız var mı? Sadece konut yapıp, yabancıya daire satıp, ekonomiyi güçlendirmekle olmuyor. Bunu yaparken insanların trafik çilesini ve park sorununu da gidermek için bir çalışma yapılıyor mu?</span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif""><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%">Bir diğer sorun da bana göre artan nüfusla birlikte ortaya çıkan spor alanlarının yetersizliği oldu. Eskiden çocuklar okul bahçelerinde veya mahalle aralarında spor yapabiliyordu ama şu an her yer inşaat, her yer trafik ve araç parkı olduğu için bırakın yetişkinlerin nefes alabileceği alanı bulmayı, çocuklarımızın mahalle maçı yapabileceği bir boşluk dahi kalmadı. Bırakın top oynayacak alanı, insanlar kaldırımlarda yürüyemiyor park eden araçlardan. </span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif""><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%">Çocuklarımızı spora kanalize etmemiz gerektiği konusunda Milli Eğitim Bakanlığının okul bahçelerinin kullanımına ilişkin bir çalışması var ancak bu bir çözüm olmadı şu ana kadar. Kaldı ki okul bahçelerini artık öğrenciler dilediği gibi kullanamıyor. Bu yüzden şehirde, her mahallede insanların rahat nefes alıp yürüyebileceği, gençlerimizin mahalle takımlarına spor yapabileceği alanlar olsun istiyoruz. </span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif""><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%">Bu konuda da bir an önce çalışmalar yapılması gerektiğini düşünüyorum. </span></span></span></span></span><br />
<br />
 ]]></content:encoded>
<author>Teoman Eriş</author>
<link>https://www.alanyatimehaber.com/yazarlar/teoman-eris/madalyonun-arka-yuzune-bakan-var-mi/17333/</link>
<pubDate>Sat, 21 Jan 2023 14:41:41 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Spor turizminden konut turizmine!</title>
<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif""><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%">Yıllardır spor turizminin geliştirilmesinden bahseder dururuz. Yaz döneminde denizi, kumu, güneşi, doğal güzellikleri, tarihi ve ören yerleri ile lüks konaklama tesisleri sayesinde zaten milyonlarca turist Alanya ve çevresinde tatilini yapmak için geliyor. </span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif""><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%">'Ölü sezon' olarak adlandırılan kış dönemini canlandırmak adına başta spor turizmi olmak üzere farklı konular da sık sık gündeme getirilir. Spor turizmi konusunda yeterli olmasa da oldukça mesafe kat edildi ancak pandemi ile birlikte bir ivme kaybı olduğunu söyleyebiliriz. </span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif""><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%">Bu güne kadar gerçek anlamda spor turizminden istenilen pay alınabildi mi? Bence alınamadı. Bildiğimiz gibi kış turizmi ve spor turizmi deyince aklımıza hemen Belek gelir. Alanya gelmez! Nedenini hepimiz biliyoruz aslında. Süper Lig takımları başta olmak üzere Avrupa'nın soğuk ülkelerinden kamp yapmak için futbol takımları neden her kış Belek'e gelir? Tabi ki tesis ve futbol sahaları sayesinde gelir. Alanya'da bu anlamda yıllardır ciddi adımlar atılamadığı için, gerçek anlamda bir spor turizminden bahsetmek yanlış olur. </span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif""><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%">Bir futbol takımı konaklama yaptığı otele yakın iyi bir antrenman sahası ister. Birçok takımı bölgeye getirebilmek için iyi bir planlamayla tesisleşmek gerekir. Maalesef 90'lı yıllardan beri spor turizminin geliştirilmesinden bahsedilir ancak 30 yılda başta spor tesisleri konusunda gerekli adımlar atılmadığı için tam anlamıyla bir mesafe kat edilemedi.  </span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif""><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%">'Sporun başkenti Alanya' söylemi peki bu saatten sonra gerçek olur mu; yoksa hayallerde mi kalır? Bence Alanya tercihini çoktan yaptı ve spor turizminden vazgeçti bile. Spor tesisi yaparak otelleri kış aylarında da doldurmak yerine, emlak sektörü krizi fırsata çevirdi ve inanılmaz bir inşaat furyası, kontrolsüz ve plansız bir yapılaşma ile konut turizmini tavan yaptırdı. Evet, kış aylarında bile Alanya yabancı ülke vatandaşlarıyla doldu ama spor turizmi sayesinde değil, mülk satışı ve konut turizmi sayesinde. Peki, bu doluluğun uzun vadede kime ne faydası olacak, kime ne zararı olacak hep birlikte bekleyip göreceğiz. </span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif""><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%">Bu arada spor turizminden hemen vazgeçmeyelim:) Alanya'dan konut satın alan on binlerce Rus, Ukraynalı ve diğer birçok ülke vatandaşı arasında çok sayıda sporcu ve sporsever vardır elbette... Yerleşik yabancılar belki bir araya gelip, spor organizasyonları falan düzenler, biz yerli azınlık da onları izleriz, öyle değil mi? Neden olmasın!</span></span></span></span></span><br />
 ]]></content:encoded>
<author>Teoman Eriş</author>
<link>https://www.alanyatimehaber.com/yazarlar/teoman-eris/spor-turizminden-konut-turizmine/17332/</link>
<pubDate>Sun, 18 Dec 2022 13:13:18 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Bu gurur Alanya'nın</title>
<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif""><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%">Pandemi nedeniyle bir yıl ara verildikten sonra geçen yıl 30'uncusu düzenlenen ve 'Yılın En Başarılı Yerel Organizasyonu' ödülünü alan Alanya Triatlonu'nun 31'incisine 15-16 Ekim 2022 tarihlerinde ev sahipliği yaptık. </span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif""><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%">Bir yıl ara verildiği için uzun soluklu, 'aralıksız' düzenlenen spor organizasyonlarından biri olma özelliğini kaybetse de, Alanya Triatlonu Alanya'nın ve Türkiye'nin tanıtımına katkı sağlayan en değerli organizasyonların başında yer almaya devam ediyor. Alanya'nın 1991 yılında tanıştığı bu spor organizasyonu, geçtiğimiz ay 31'inci kez düzenlendi. Alanya Belediyesi'nin, Türkiye Triatlon Federasyonu ile birlikte organize ettiği 31'inci Alanya Triatlon Yarışları'nın ilk gününde Paratriatlon Dünya Kupası yarışları yapıldı. </span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif""><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%">Türkiye'de düzenlenen ilk triatlon yarışları olan Alanya Triatlonu'nun 31'incisi, 16 Ekim'de Avrupa Triatlonu Kupası ile devam etti. Galip Dere Plajı'nda devam eden organizasyon, Alanya Sprint Triatlon Türkiye Kupası Yaş Grupları Finali'yle başladı. Ardından elit kadınlar ve erkeklerde Avrupa Kupası yarışları yapıldı. Avrupa Kupası'nda sporcular 750 metre yüzme, 20 kilometre bisiklet ve 5 kilometre koşu etaplarını tamamladı. Yarış sonunda elit kadınlar kategorisinde Almanya'dan Lisa Tersch 59 dakika 16 saniye ile birinci, İngiltere'den Sophia Green 1 saatlik süre ile ikinci ve Fransa'dan Candice Denizot 1 saat 1 saniye ile üçüncü oldu. Elit erkekler kategorisinde ise İsviçre'den Adrien Briffod 53 dakika 1 saniye ile birinciliği, Fransa'dan Yanis Seguin 53 dakika 6 saniye ile ikinciliği ve yine aynı ülkeden Theo Texereau 53 dakika 8 saniye ile üçüncülüğü elde etti.</span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif""><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%">Türkiye'de düzenlenen en uzun soluklu spor organizasyonlarının ilk sıralarında yer alan Alanya Triatlonu bu yıl yağmur nedeniyle zorlu bir parkurda gerçekleştirildi ancak Alanya Belediyesi'nin organizasyon tecrübesi, Triatlon Federasyonunun aldığı önlemler sayesinde önemli bir kaza yaşanmadan yarışlar tamamlandı. Hava muhalefetine rağmen keyifli, bir o kadar da kaliteli bir organizasyona daha ev sahipliği yapmanın gururunu hep birlikte yaşadık. </span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif""><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%">Alanya Triatlonu'na değinmişken, genel bir bilgi notu da düşecek olursak; </span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif""><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%">Triatlon 1978 yılında Hawai adasında Amerikan deniz subayı John Collins’in insan vücudunun dayanıklılığını sınamak için 3 bin 800 metrelik parkurda yüzme, hemen ardından 180 kilometre bisiklet yarışı ve hemen ardından 42 kilometre 195 metre maraton koşusuyla oluşturduğu triatlon sporu, 1983 yılında Avrupa’ya gelmiş ve 1991 yılında da Türkiye’de ilk kez Alanya’da yapılmaya başlandı.</span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif""><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%">Alanya Triatlon ve Tenis Kulübü, Türkiye Triatlon Federasyonunun kurulmasına da öncülük etti. Uluslararası Alanya Triatlonu, erkekler ve kadınlarda Avrupa Şampiyonasının bir ayağı olarak koşulur ve 1.5 kilometre yüzme, 40 kilometre bisiklet, 10 kilometre maraton yarışından oluşur. Alanya Triatlonu, Avrupa Şampiyonasının dışında genç erkekler, 40 yaş üstü erkekler, 50 yaş üstü erkekler kategorilerinde de koşulmakta.</span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif""><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%">İlk kez 1991 yılında 13 ülkeden 120 sporcunun katılımıyla gerçekleştirilen Alanya Triatlonu bu süreçte ETU Triathlon Avrupa Şampiyonası, ITU Dünya Kupası Ayağı Şampiyonası ve ETU Triathlon Gençler Avrupa Kupasına ev sahipliği yapmanın gururunu yaşadı. </span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif""><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%">Başta Alanya Belediyesi olmak üzere, Triatlon Federasyonu'na, organizasyona katkıda bulunan tüm kurum ve sponsor firmalar ile emeği geçenlere teşekkür etmemiz gerekiyor. </span></span></span></span></span><br />
 ]]></content:encoded>
<author>Teoman Eriş</author>
<link>https://www.alanyatimehaber.com/yazarlar/teoman-eris/bu-gurur-alanya-nin/17331/</link>
<pubDate>Mon, 21 Nov 2022 15:51:39 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Spor ve sosyal medya! </title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyada oldukça yaygın hale gelen ve vazgeçilmez hale gelen sosyal medya, spor alanında da ilk sırada yer alan etkileşim aracı haline geldi. </p>

<p>Spor dünyasında sosyal medya hesabı olmayan ve açıklama ve transfer duyuruları başta olmak üzere tüm faaliyet ve etkinliklerini sosyal medyadan açıklamayan kulüp neredeyse kalmadı. </p>

<p>'DÖRT BÜYÜKLER' SOSYAL MEDYADA DA YARIŞIYOR </p>

<p>Türkiye'nin en çok taraftara sahip dört büyük kulübü Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş ve Trabzonspor, ligde olduğu gibi sosyal medya alanında da takipçi ve etkileşim konusunda rekabet ediyor. </p>

<p>ANADOLU KULÜPLERİ DE AYAK UYDURMAYA ÇALIŞIYOR </p>

<p>Çok değil, bundan 5-6 sene önce birçok Anadolu takımının sosyal medya hesabı olmadığı gibi sosyal medyanın öneminin de farkında değildi. Ancak dört büyükler olarak tabir ettiğimiz kulüplerin yarışı, Avrupa’daki kulüplerle olan mücadelesi öyle bir hal aldı ki, Anadolu takımlarının buna seyirci kalması neredeyse imkansız hale geldi. İmkanları kısıtlı olmasına rağmen dört büyüklerdeki sosyal medya açılımını gören Anadolu takımları bu alanda yatırım yapmak zorunda kalıyor. </p>

<p>SPOR KULÜPLERİ YATIRIM YAPIYOR </p>

<p>Hemen hemen her Süper Lig takımında arka planda bir medya departmanı oluşmuş durumda. Sosyal medya yönetimi için yeterli kadrosu olmayan kulüpler ise dışarıdan ve ajanslardan bu konuda uzman desteği alarak sosyal medya konusunda geri kalmamaya çalışıyor. Sadece Süper Lig takımları değil, alt liglere de baktığımızda sosyal medyanın önemini fark eden ve yatırım yapan kulüpler olduğunu görüyoruz. Önümüzdeki birkaç yıl içerisinde sosyal medya konusunda atılım yapmayan spor kulübünün kalmayacağını düşünüyorum. </p>

<p>Gerek taraftar beklentisi, gerek diğer kulüplerin yaptığı atılımlar bunu gerektirecek.<br />
<br />
 </p>
]]></content:encoded>
<author>Teoman Eriş</author>
<link>https://www.alanyatimehaber.com/yazarlar/teoman-eris/spor-ve-sosyal-medya/17330/</link>
<pubDate>Mon, 10 Oct 2022 19:28:36 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Mahmutlar'da geri sayım!</title>
<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif""><span style="font-size:14.0pt"><span style="line-height:115%">Bir bölgede sporun gelişmesi için tesisleşmenin ne kadar önemli olduğunu tartışmaya gerek yok. Geçmişte tesisleşme sorununu fazlasıyla yaşan Alanya, bedelini de üst düzeyde sporcu yetiştiremeyerek ödedi. </span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif""><span style="font-size:14.0pt"><span style="line-height:115%">Kapalı spor salonu, kapalı yüzme havuzu, stadyum derken son yıllarda tesisleşmede önemli adımlar atıldı. Ancak bunun yeterli olduğunu söyleyemeyiz. Bu kadar çok büyüyen ve gelişen Alanya'da çok daha fazla spor tesisi olmalı. Alanya'nın spordaki lokomotifi olan Alanyaspor’umuz başta olmak üzere, bölgemizdeki amatör spor kulüplerinin her biri kendi tesislerinde çalışabilmeli.</span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif""><span style="font-size:14.0pt"><span style="line-height:115%">Bu anlamda başlatılan çalışmalardan biri de Mahmutlar Spor Kompleksi... Alanya Belediyesi'nin kenti sporun ve sporcunun başkenti yapma vizyonuyla hayata geçirdiği Mahmutlar Spor Kompleksi'nde son rötuşlar yapılıyor. 20 dönümlük alanda hayata geçirilen, yaş grubuna göre ikiye bölünebilen futbol sahası, 750 kişilik tribün, soyunma odaları, duş ve tuvaletler, hakem odası, idari ofisler ve pek çok farklı spor dalına hizmet verebilecek altyapıya sahip tesisin yakında hizmete girmesi bekleniyor. </span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif""><span style="font-size:14.0pt"><span style="line-height:115%">Kentin yerli ve yabancı nüfus yoğunluğunun en çok olduğu mahallelerin başında yer alan Mahmutlar'da, geç kalınmasına rağmen böyle bir tesisin yapılması oldukça sevindirici... </span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif""><span style="font-size:14.0pt"><span style="line-height:115%">Bu gibi tesislerin yakın gelecekte çoğalması umuduyla...</span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif""><span style="font-size:14.0pt"><span style="line-height:115%">Hoşça kalın!</span></span></span></span></span><br />
 ]]></content:encoded>
<author>Teoman Eriş</author>
<link>https://www.alanyatimehaber.com/yazarlar/teoman-eris/mahmutlar-da-geri-sayim/17329/</link>
<pubDate>Sat, 13 Aug 2022 15:27:27 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Sağlıklı bir hayat nasıl yaşanır?</title>
<content:encoded><![CDATA[“Sağlıklı yaşam tarzı” sağlıklı beslenmek, düzenli fiziksel aktivite yapmak, zararlı alışkanlıklardan uzak durmak ve risk faktörlerimizin farkında olmak olarak tanımlanabilir. Sağlıklı bir yaşam tarzı belirlemek, köklü değişiklikler anlamına gelmemektedir. Günlük rutininizde küçük kademeli değişiklikler yapmak bile büyük etki yaratabilmektedir. Örneğin; her gün daha fazla adım atmak, mısır gevreğimize meyve eklemek veya fazladan bir bardak su içmek gibi.<br />
<br />
Sağlıklı ve kendine bakan birini tanımlayan bariz davranışları bilirsiniz. Genel olarak sağlıklı bir insan sigara içmez, vücut ağırlığını korumaya çalışır, kaliteli beslenir ve düzenli olarak egzersiz yapar. Ayrıca sağlıklı insanlar; stresi nasıl yöneteceğini bilir, her gece kaliteli uyku çeker. Kısacası her şeyi ölçülü bir şekilde yapar. <br />
<br />
<strong>Fiziksel aktivitenin Faydaları</strong><br />
Egzersiz yapman gerektiğini biliyorsun ama yapmamak için birçok bahane üretiyorsun. Çok meşgulsünüz, nereden başlayacağınızı bilmiyorsunuz, motive değilsiniz veya kendinize zarar vermekten korkuyorsunuz. Belki de egzersizin gerçekten zor olduğunu veya yeterince size fayda sağlamayacağını düşünüyorsunuz. Egzersiz yaparak, hedef kalp atış hızı sınırları içerisinde çalışarak veya vücudunuzu güçlendirecek aktiviteler yaparak zaman geçiriyorsanız bu harikadır. Ev işleri, bahçe işleri ve yürüyüş gibi orta düzeyde aktiviteler fark yaratabilir. Egzersizin ne olduğu ya da olmadığı konusunda hangi tanımlamanız olursa olsun, sonuç olarak egzersiz harekettir. İster sahil kenarında yürüyün, isterseniz maraton koşun. Bunların tamamı egzersiz olarak tanımlanır ve normalde yaptığınızdan daha fazla hareket ettiğiniz anlamına gelir. <br />
<br />
<strong>Sürdürülebilir Kilo Kaybı ve Kilo Kontrolü</strong><br />
Egzersiz veya aktif hayat konusunda küçük değişiklikler tercih etseniz bile, sonuçları sizin için şaşırtıcı olabilir. Örneğin; aktivite seviyenizi arttırmak, sağlıklı bir kiloya ulaşmanıza ve bunu korumanıza yardımcı olabilir. Şu anda fazla kiloluysanız, fazladan atacağınız birkaç bin adımın kilo düşmenize yardımcı olabileceğini unutmamalısınız. “Hastalık kontrol ve önleme merkezleri” fazla kiloluysanız, toplam vücut ağırlığınızın %5 ila %10 arasında azalttığınızda kan basıncını, kolesterolü ve kan şekerini düşürmeye yardımcı olabileceğini belirtmektedir. Sonuç olarak; daha fazla hareket ettiğimizde ve beslenmemize dikkat ettiğimizde rahatlıkla kilo verebileceğinizi belirtmek isterim. <br />
<br />
<strong>Diğer Avantajlar</strong><br />
Egzersiz yapmanın en güzel yanı, günde sadece 10 dakikalık aktivitenin bile farkında olmayacağımız kalıcı faydaları olabilir. Avantajlarından bazıları; <br />
-Benlik saygısını artırır. <br />
-Yaş ilerledikçe esnekliği korumaya yardımcı olur.<br />
-Eklem stabilizesini artırır. <br />
-Yaş almış insanlarda hafızayı korur ve geliştirir.<br />
-Ruh halini iyileştirir, anksiyete ve depresyon belirtilerini azaltır.<br />
-Kemik kütlesini korur, Osteoporoz (kemik erimesi) ve osteoartrit (eklem kireçlenmesi) risklerini engeller.<br />
-Stresi azaltır. <br />
-Kalp hastalığı, felç ve diyabet riskini azaltır. <br />
<br />
<strong>Fiziksel Aktivite Nasıl Artırılır?</strong><br />
Hayatımıza biraz daha aktivite ekleyerek sağlıklı olma sürecini başlatabiliriz. Yapılandırılmış (uzman eşliğinde veya kontrolünde) bir programa başlamanız sağlığınızı daha hızlı bir şekilde iyileştirecektir. <br />
1.    Ekran Süresini Azaltın: Televizyon, bilgisayar, tablet veya akıllı telefonunuzu ne zaman kapatacağınızı planlayın. Haftada en azından bir kez tüm ekranlardan uzak durup, aileniz veya sevdiklerinizle fiziksel olarak hareket edin. Oyun oynayın, yürüyüşe çıkın, kanepede uzanmak veya sandalyede oturmak yerine daha aktif olacak her şeyi yapın. Bu aynı zamanda aileniz veya sevdiklerinizle daha kaliteli zaman geçirmenizi sağlayacaktır. <br />
2.    Günlük Adımları Artırın: Daha fazla adım atmanın küçük yollarını arayın. Markete çıktığınızda mesafeyi uzatın, köpeğiniz varsa her gün fazladan bir gezintiye çıkarın, işinize giderken arabanızı biraz uzağa park edin, toplu taşımayla gidiyorsanız bir durak önce inin, telefondayken etrafta dolaşın hatta biraz temizlik yapın. Bu zevk aldığınız bir şeyi yaparken hareket halinde kalmanın harika bir yoludur. Dünya sağlık örgütü günlük en az 10 bin adım atılması gerektiğini sürekli vurgulamaktadır. <br />
3.    Günlük Ev İşlerini Yapın: Günlük ev işlerinizi yaparak günlük hareketinizi artırabilirsiniz. Örneğin; bahçede çalışma, yaprakları tırmıklama, yerleri süpürme gibi. Bu tür aktiviteler ağır egzersizler olmayabilir fakat evinizi düzene sokarken aynı zamanda sizi hareket ettirebilir. <br />
4.    Farkındalığı Artırın: Sıradan bir günde yaptığınız tüm fiziksel aktivitelerin bir listesini yapın. Zamanınızın çoğunu oturarak geçirdiğinizi fark ederseniz, daha fazla hareket edebileceğiniz yolların başka bir listesini yapın. Her saat başı kaslarınızı esnetin veya yürümek için kalkın. <br />
<br />
<strong>Besin Dengesi Nasıl Korunur?</strong><br />
Sağlıklı beslenme, sağlıklı bir yaşam tarzının başka bir parçasıdır. Sağlıklı beslenme, sadece kilo kontrolüne yardımcı olmakla kalmaz, aynı zamanda yaş aldıkça sağlığınızı ve yaşam kalitenizi de iyileştirir. Besin gruplarını, daha fazla meyve-sebze ve daha az işlenmiş gıda tüketmenizin önerildiğini zaten biliyorsunuz. Beslenme programında bir değişiklik yapacaksanız, bunu yavaş yavaş yapmanızda fayda vardır. Çünkü aniden beslenme şeklinizi değiştirirseniz veya kısıtlama yoluna giderseniz bu sizde kaçınmaya çalıştığınız yiyeceklere karşı aşırı istek uyandıracaktır. Böylece psikolojik sorunlar yaşama ihtimaliniz olacaktır. Bu yüzden beslenme düzeni değiştirilirken adım adım hareket etmek gerekmektedir. Bu değişiklikler için birkaç fikir verecek olursam; <br />
1.    Şekerli içecekleri azaltın: Genelde içtiğimiz içeceklerde fazla şeker ve kalori tüketmekteyiz. Şekerli gazlı içecekler, şekerli çaylar, meyve suyu içecekleri ve yüksek kalorili kahve içecekleri bu gruba girmektedir. Sade su, taze meyve veya otlarla tatlandırılmış su içmeyi düşünün. <br />
2.    Az yağlı veya yağsız süt ürünleri tüketin: Yağsız süt veya yağsız yoğurt tüketmek, beslenme programınızda çok fazla değişiklik yapmadan daha az kalori almanın başka ve basit bir yoludur. <br />
3.    Daha fazla meyve tüketin: Mısır gevreğinize, salatalarınıza veya akşam yemeklerinize mutlaka meyve ekleyin. Ayrıca meyve işten veya okuldan sonra sizi zinde tutacaktır. <br />
<br />
Sonuç olarak; Sağlıklı bir yaşam tarzı yaratmak köklü değişiklikler anlamına gelmek zorunda değildir. Ufak değişiklikler sağlıklı yaşam tarzını kolaylıkla değiştirebilir ve iyileştirebilir. Bu değişimleri gerçekleştirirken uzmanlardan destek almayı ihmal etmeyiniz. Çünkü çeşitli kaygılarla denize düşenin yılana sarılması gibi her bilgiye itimat ederek (internet, kitap vs) her denilenin yapılmaya çalışması, sağlık özellikle ruh sağlığı açısından tehlikeli sonuçlar doğurabilmektedir. Bu bağlamda sadece uzman kişilerin uzmanlık alanlarına yönelik beyanları referans alınmalıdır. ]]></content:encoded>
<author>Doç. Dr. Akan Bayrakdar</author>
<link>https://www.alanyatimehaber.com/yazarlar/doc-dr-akan-bayrakdar/saglikli-bir-hayat-nasil-yasanir/17328/</link>
<pubDate>Wed, 10 Aug 2022 14:13:32 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Spor, medya ve itibar!</title>
<content:encoded><![CDATA[<br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif""><span style="font-size:14.0pt"><span style="line-height:107%">Hayatının büyük bir bölümünü yeşil sahalarda antrenman ve maç takip ederek geçiren eski bir spor muhabiri ve spor yazarı olarak bu üç kelimeyi gönül rahatlığıyla olumlu bir cümle içerisinde kullanmayı elbette çok isterdim. </span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif""><span style="font-size:14.0pt"><span style="line-height:107%">Son yıllarda medya etiğinin en fazla ihlal edildiği alanların başında gelen spor basını, maalesef güvenilirliğini iyice kaybetti. Görevi halka tarafsız haber vermek olan spor gazetecisi, takip ettiği kulübün basın sözcüsü gibi hareket ettiği ve kaynak belirtmeden transfer haberi yaptığı sürece tarafsız bir medya mensubuolmak yerine ancak takip ettiği veya tuttuğu takımın amigosu olmaktan öteye geçemiyor. </span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif""><span style="font-size:14.0pt"><span style="line-height:107%">Tabii sosyal medya da durumu iyice kötüleştiriyor. Her transfer sezonunda yapılan asılsız transfer haberleri ve dedikodular, spor basınını daha da itibarsızlaştırıyor. </span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif""><span style="font-size:14.0pt"><span style="line-height:107%">Eskiden kaynak belirtemediğimiz durumlarda aldığımız bir bilgiyi haberleştirebilmek için biz de birçok kez ‘iddia edildi’, ‘öğrenildi’, ‘belirtildi’ gibi kaçamak kelimelerle haberler yaptık. Ancak günümüzde olay öyle bir hale geldi ki, insanlar artık bırakın kaynak kullanmayı veya bilgiyi iddiaya dayandırmayı, bir transfer söylentisini sanki kulübün transfer komitesi başkanıymış gibi, kesin bir ifadeyle, ‘şu futbolcu şu kulüpte’ diye haber yapıp yayabiliyor. Haberi okuyunca içinde ne bir kaynak, ne de bir açıklama var. Bir televizyon kanalı sunucusu ise sanki Süper Lig’in sahibiymiş gibi, lige yeni yükselen bir takımın başkanı ve teknik direktörüne ‘Süper Lig’e hoş geldiniz’ diyebiliyor. Bunları gördükçe insanın spor haberi okuyası gelmiyor. </span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif""><span style="font-size:14.0pt"><span style="line-height:107%">Spor basını tekrar eski itibarını geri kazanmak istiyorsa ilk olarak işe muhabir ve yorumcularının tarafsız olmaları için gerekli ortamı hazırlaması gerekiyor. Spor muhabiri ve yorumcuların da tuttukları veya takip ettikleri takımın taraftarlarına şirin görünüp, onlardan güç almayı değil, tarafsız, objektif, doğru haber ve yorum yaparak okuyucunun ve izleyicinin gözüne girmeye çalışmalılar. Çünkü okur güveni sadece güncel haber yapan siyaset, asayiş veya ekonomi muhabirine değil, spor basını için de gerekli. Bu konuda en önemli görev de bana göre okuyucuya düşüyor. Spor basınının işlevini yerine getirebilmesi için okuyucunun güvenini kazanması ne kadar gerekliyse, spor basınının tarafsız olması için de okuyucunun, taraflı ve basın sözcüsü gibi hareket eden spor gazetecilerine pirim vermemesi o kadar gerekli. Okuyucu, tarafsız olmayan, dedikodu haberi yapan spor gazetecilerini sosyal medyadan dahi takip etmemeli. </span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:107%"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif""><span style="font-size:14.0pt"><span style="line-height:107%">Alanında uzmanlaşmış, birikim sahibi, objektif gazetecilerden oluşan bir spor medyası hepimiz için gerekli diye düşünüyorum.</span></span></span></span></span><br />
<br />
<br />
 ]]></content:encoded>
<author>Teoman Eriş</author>
<link>https://www.alanyatimehaber.com/yazarlar/teoman-eris/spor-medya-ve-itibar/17327/</link>
<pubDate>Tue, 26 Jul 2022 11:31:44 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Sporda da normalleşiyoruz</title>
<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Alanya turizminde önemli bir yeri olan spor organizasyonları 2 yıldır pandemi nedeniyle sekteye uğramıştı. Normalleşme sürecinin ardından turizm sezonunun da başlamasıyla birlikte yaz spor organizasyonlarının da hazırlıklarına yeniden başlandı.</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Alanya'da 90'lı yılların başlarında Alanya Triatlonu ile başlayan spor organizasyonları, turizm gelirlerinde önemli bir yer tutmaya başlamıştı. Sadece yaz aylarında değil, kış aylarında, otellerin boş olduğu dönemlerde de yapılan organizasyonlar sayesinde pandemi dönemine kadar spor turizminden bahsetmeye başlamıştık. Tüm dünyada olduğu gibi spor organizasyonlarına Alanya'da da 2 yıl ara verildi.</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Normalleşmenin ardından Alanya Belediyesi Spor Müdürlüğü de harekete geçerek Alanya'da alıştığımız spor organizasyonlarını yeniden canlandırmak, kaldığı yerden devam ettirmek için kolaları sıvadı. Alanya Belediyesi Spor Müdürü Sayın Levent Uğur ve ekibi başta Geleneksel Gökbel Yağlı Pehlivan Güreşleri ve Avrupa Plaj Futbolu Şampiyonası olmak üzere çok sayıda organizasyon için hazırlıklarını sürdürüyor. Pandemi nedeniyle 2 yıldır yapılamayan Geleneksel Gökbel Yağlı Pehlivan Güreşleri 16-17 Temmuz tarihlerinde gerçekleştirilecek. Alanya'da önceki yıllarda oldukça renkli görüntülere sahne olan plaj futbolu için de önemli bir girişim var. Avrupa Plaj Futbolu Şampiyonası'nın yeniden Alanya'da yapılabilmesi için gerekli girişimler yapıldı. Tabi sırada Ramazan Demirci Açık Alan Hentbol Turnuvası ve Türkiye Plaj Hentbolu Şampiyonası var.</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Özetle çok özlediğimiz spor organizasyonlarına uzun bir aradan sonra yeniden kavuşuyoruz. Bunun için gece gündüz çalışan, emek veren Alanya Belediyesi Spor Müdürü Sayın Levent Uğur ve ekibine teşekkür etmemiz gerekiyor.</span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Her şey Alanya için.</span></span></span><br />
 ]]></content:encoded>
<author>Teoman Eriş</author>
<link>https://www.alanyatimehaber.com/yazarlar/teoman-eris/sporda-da-normallesiyoruz/17326/</link>
<pubDate>Mon, 13 Jun 2022 00:18:01 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Alanya'nın yeni markası!</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bu yazımızda Alanya'da 5'incisi düzenlenen MerrellAlanya Ultra Trail'e ve organizasyonun baş aktörü Ahmet Arslan'a değinmek istedim. </p>

<p>Turistik, tarihi, ören yerler ve tarım alanlarını kapsayan zorlu parkuru, yabancı sporcuları ve birçok ülkenin medyasında yer alması bu organizasyonu önemli kılıyor. Alanya'nın tanıtımına diğer spor organizasyonları da önemli katkıda bulunuyor ancak Merrell Alanya Ultra Trail'in hem yeni bir organizasyon olması, hem de pandemi ve savaşa rağmen gelişiyor olması, spor tutkunlarını oldukça mutlu ediyor. </p>

<p>2020 yılında pandemi nedeniyle iptal edilen yarışlar geçen yıl kaldığı yerden devam etti ancak bu yıl da Rusya-Ukrayna arasında yaşanan savaş, bu iki ülke sporcularının birçoğunun gelememesine neden oldu. Katılım biraz düşse de organizasyonun iyi bir seviyeye geldiğini görüyoruz. Alanya'nın tarihi ve ören yerler ile doğal güzelliklerini gözler önüne seren zorlu parkuru sayesinde bu organizasyon kendi kimliği olan bir yarış haline geldi. </p>

<p>Yarışın baş aktörü olan 'Dağların aslanı' lakaplı atletimiz Ahmet Arslan'ın ifadesiyle Merrell Alanya Ultra Trail artık Avrupa'daki birçok zorlu parkurla boş ölçüşür duruma geldi. Katılımcılarının yüzde 35'inin yabancı olması ve gelinen nokta onu da oldukça mutlu etmiş. Ayrıca gelecek yıl katılımın bin sporcunun üzerine çıkacağını tahmin ediyor. </p>

<p>Kısacası yaz sezonu öncesi farklı bir kitleyi Alanya'ya çekerek hem turizme, hem de tanıtıma katkı sağlayan başta Ahmet Arslan ve ekibi ile bu organizasyonda emeği geçen herkes büyük bir alkışı hak ediyor. </p>

<p>Görüşmek dileğiyle...</p>

<p> </p>
]]></content:encoded>
<author>Teoman Eriş</author>
<link>https://www.alanyatimehaber.com/yazarlar/teoman-eris/alanya-nin-yeni-markasi/17325/</link>
<pubDate>Sat, 28 May 2022 10:53:15 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Tarihi rekor!</title>
<content:encoded><![CDATA[Aytemiz Alanyasporumuz geçtiğimiz sezon olduğu gibi bu sezon da Süper Lig’e çok iyi bir başlangıç yaptı. Ligin ilk 14 haftasını lider olarak geçiren turuncu yeşilli takımımız, tarihinin en iyi sezon başlangıcını yaparak bir rekor daha kırdı.<br />
<br />
Aytemiz Alanyaspor, 5’inci sezonunu geçirdiği Süper Lig'de ilk 8 haftanın ise yenilgisiz tek takımı, en fazla gol atan (16) iki takımından biri ve en az gol yiyen (3) takımı oldu. Teknik Direktörümüz Çağdaş Atan yönetiminde çıktığı ilk 14 müsabakadan  8 galibiyet ve 3 beraberlik elde edip 27 puan toplarken, aynı puandaki 26 puanlı Galatasaray ve Fenerbahçe’nin önünde zirvede yer aldı. Çıktığı 14 müsabakada rakip fileleri 23 kez havalandıran Aytemiz Alanyasporumuz, ligin en skorer takımlarından biri oldu. Turuncu yeşilli takımımız, son 5 sezondur yer aldığı Süper Lig'de kulüp tarihinin en gollü başlangıcına da imza attı.<br />
<br />
Skorer futboluyla ön plana çıkan Aytemiz Alanyasporumuz, savunmasıyla da ligin zirvesinde yer alıyor. Turuncu yeşillilerimiz, yine ilk 7 maçlık periyotta, rakiplerine sadece 3 kez skor şansı tanıyarak ligin en az gol yiyen takımı olmayı başardı. Temsilcimiz, Süper Lig'deki ilk 7 hafta itibarıyla 5 sezonluk performansını da bu sezon zirveye taşıdı.<br />
<br />
Bu sezon başında takıma katılan oyuncularımız da elde edilen sonuçlara önemli katkı sundu. Takıma kısa sürede uyum sağlayan yeni transferlerden Davidson Pereira 6, Khouma Babacar 4, Adam Bareiro 3, François Moubandje ve Berkan Kutlu 1’er gol kaydetti. Takımımızın diğer gollerini ise Anastasios Bakasetas (4), Steven Caulker (2), Salih Uçan (1) ve Mustafa Pektemek (1) attı.]]></content:encoded>
<author>Teoman Eriş</author>
<link>https://www.alanyatimehaber.com/yazarlar/teoman-eris/tarihi-rekor/17321/</link>
<pubDate>Tue, 09 Feb 2021 22:24:48 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Yıl 2023  Küresel ekonominin geleceği</title>
<content:encoded><![CDATA[<img alt="" src="https://www.alanyatimehaber.com/images/files/2021/02/6022e37aa0313.jpg" style="width: 459px; height: 239px;" />
<p>Yukarıdaki resim Time dergisinin Kasım 2020 sayısı kapak resmi. “Büyük sıfırlama” manşetiyle çıkan dergide İtalyan profesör MarıanaMazzucato tarafından kaleme alınan yazı damgasını vurdu.<br />
<br />
Yıl 2023…<br />
COVID-19 salgını sona erdi ve küresel ekonomi iyileşme yolunda. <br />
Buraya nasıl geldik? <br />
<br />
Ekonomimiz ve toplumumuz çağımızın en büyük krizinin üstesinden gelmek için neler yaşadı?<br />
<br />
Girişiyle başlayan yazı sanki küresel ekonominin yaşayacağı gelişimin resmini çizer nitelikteydi. Yazar pandeminin dünya çapında kritik anlamda kırılganlıkları açığa çıkardığını(eksik maaş alan işçiler, yapılandırılmamış ve hazırlıksız bir finans sektörü, daha yüksek hisse senedi fiyatları nedeniyle yatırımları ihmal eden büyük şirketler), ekonomilerin küçüldüğünü,  hem hane halklarının hem de işletmelerin hızlı bir şekilde yardıma ihtiyaç duyduğunu özetledikten sonra, gelinen noktada iklim risklerini ele almak, yeşil kredileri teşvik etmek, finansal kurumları büyütmek için yeni politikalara ihtiyaç duyulması, sosyal ve çevresel hedeflerin üstesinden gelmek ve açık bir kamusal amaca hizmet etmeyen finans sektörü faaliyetlerini yasaklamak gibi politikaların hayata geçirileceğini belirtmiş.  Avrupa Birliği, Ağustos ayında 1.8 trilyon Euro'luk tarihi bir kurtarma paketini kabul ettikten sonra bu yönde somut adımlar atan ilk ülke oldu. Özellikle iklim değişikliğini ele almak, dijital uçurumu azaltmak ve sağlık sistemlerini güçlendirmek için güçlü stratejiler uygulaması zorunlu hale getirmesi yeni bir Avrupa rönesansının habercisi niteliğindeydi.<br />
<br />
Avrupa kıtasında 100 karbon nötr şehir oluşturmak için planlamalar başladı. Bu yaklaşım;<br />
* Yeni enerji verimli binaların yeniden canlanmasına,<br />
* Sürdürülebilir, erişilebilir ve ücretsiz olacak şekilde tasarlanmış yenilenmiş toplu taşımaya,<br />
* Şehir merkezinde sanatçılar ve tasarımcılar ile halka açık meydanlarda sanatsal bir canlanmaya,<br />
* Hükümetler tarafından dijital sağlıktan e-kartlara kadar kamu hizmetlerini iyileştirmek ve vatandaş merkezli bir refah devleti oluşturmak için dijital bir devrime yol açtı.<br />
<br />
Yazar 22 Ekim 2020 tarihinde yazdığı yazıda, 3 Kasım 2020 ABD seçimlerinde Joe Biden'ın başkanlığı kazanacağını, Ocak 2021'deki göreve başladıktan sonra, Amerika ile Avrupa arasında yıpranmış bağları yeniden kurmak için hızla harekete geçeceğini, Avrupa’nın ABD’den yüksek teknolojilerde araştırma ve geliştirmeyi teşvik etmek için yatırım stratejilerini ve ABD’ninde, Avrupa'dan sürdürülebilir şehirlerin nasıl yaratılacağını ve sivil katılımın nasıl canlandıracağını öğreneceğini yazmış.<br />
<br />
Aşının bulunması ve aşılamanın başlaması neticesinde Haziran 2021’de sağlık krizimizin sonuna yaklaşılacağını, ancak küresel ekonomilerin hâlâ bunalımını sürdüreceğini, hatta hükümetlerin yeni teşvik paketleri için farklı seçenekleri tartışmaya başladıkça, Brezilya, Almanya, Kanada ve diğer yerlerdeki vergi mükelleflerinin, şirket devlerini kurtarmak karşılığında ortak bir takım avantaj ve ödüller talep etmeleriyle bir halk protesto dalgası patlak vereceğini iddia etmiş. <br />
Bu gelişmeler ışığında ABD’nin, yeni kural ve koşullar belirleyeceğini;<br />
* Fon alan şirketlerin maaş bordrolarını korumaları ve işçilerine saat başına asgari 15 dolar ödemeleri,<br />
* Firmaların hisse senedi geri alımları yapmasının kalıcı olarak yasaklanması,<br />
* 2024 yılına kadar temettü veya yönetici ikramiyesi ödemelerinin yasaklanması,<br />
* İşletmelerin yönetim kurullarında çalışanlara en az bir koltuk sağlanması ve şirket kurullarının tüm siyasi harcamalarının hissedarlar tarafından onaylanması,<br />
* CEO'ların, şirketlerinin kurallara uyduğunu onaylamak veya bunları ihlal ettikleri için cezai yaptırımlarla karşılaşmak zorunda kalması maddelerinin hayata geçirileceğini belirtmiş.<br />
Yazarın diğer bir iddiası da, 2022 yazında Ortabatı ve ABD'de şiddetli kuraklığın, dünyanın tahıl üretiminin altıda birini sağlayan mahsulleri yok edeceğini, çağımızın başka bir büyük krizle karşı karşıya kalacağını yazmış. Yaşanacak olan bu kriz sonucunda;<br />
* Yeşil ekonomiye geçişle birlikteçok sayıda sektörü, tüm tedarik zincirlerini ve Ar-Ge'den uygulamaya kadar teknolojik gelişimin her aşamasını kapsayan muazzam ölçekte inovasyonun hayata geçirileceğini,<br />
* Hükümetlerin mümkün olduğunca çok inovasyonu teşvik etmek için satın alma, hibeler ve krediler kullanacağını,<br />
* Plastik okyanusundan kurtulmak, dijital uçurumu azaltmak, yoksulluk ve eşitsizlikle mücadele etmek için üretilecek çözümlere fon sağlanacağını,<br />
* Yeni bir Sağlıklı Yeşil Düzen kavramının ortaya çıkacağını,<br />
* Mobilite stratejisinin geleceğine odaklanmak ve toplu taşıma, bisiklet yolları, yaya yolları ve sağlıklı yaşamı canlandırmak için yeni yollar için iddialı bir platform oluşturulacağını (Los Angeles'ta Belediye Başkanı EricGarcetti’nin, 405 otoyolunun bir şeridini başarılı bir şekilde bisiklet şeridine çevireceğini ve 2022'nin sonlarında sıfır karbonlu bir yeraltı metro sisteminin temelini atacağını ve kullanımını ücretsiz yapacağını),<br />
* “Girişimci devlet” rolüne yükselen hükümet, nihayet kamu sektörü ve sivil toplumla birlikte değer yaratan ilk çare yatırımcısı haline geleceğini, hükümet için çalışmak üniversiteden çıkan en iyi yeteneklerin tutkusu haline geleceğini, hatta devlet memuru olmak isteyen insanlar için kamu yönetimi alanında küresel bir yüksek lisans için yeni bir müfredat oluşturulacağını öngörmüş.<br />
<br />
Yıl 2023…, aynı insanlar ama farklı bir toplum oluştu. Dünya, kamu-özel sektör işbirliklerinin kârla değil kamu çıkarıyla yürütülmesini sağlayan "yeni bir normali" kucakladı. Şirketler, hissedarlara öncelik vermek yerine tüm paydaşlara değer veriyor ve finansallaşma yerini işçilere, teknolojiye ve sürdürülebilirliğe yapılan yatırımlara bıraktı.Bugün en değerli vatandaşlarımızın sağlık ve sosyal bakım, eğitim, toplu taşıma, süpermarketler ve teslimat hizmetlerinde çalışanlar olduğunun farkındayız. Güvencesiz çalışmayı sona erdirerek ve kamu kurumlarımızı uygun şekilde finanse ederek, toplumumuzu bir arada tutanlara değer veriyoruz ve gelecek krizler için sivil altyapımızı güçlendiriyoruz.<br />
<br />
Yazarın öngörüleri böyle. Tüm bu yazılanlar olur mu? Bugünden bilmek mümkün değil. Ancak dünyanın gidişatının bu yönde olduğu bir gerçek. Sıkıntılı ekonomimizin süratle düzelmesi gerekli. Ülkemizin başta hukuk, eğitim, sağlık, tarım ve ekonomi olmak üzere sözde değil, uygulamada gerçek reformlara ihtiyacı var. Hayatın her alanında geleceği yakalamak bu günkü reformlara ve inovasyona bağlı. Umarım 2021 bu anlamda bizim yılımız olur.<br />
<br />
Bu vesileyle tüm okurlarımızın yeni yılını kutlar, yeni yılın sizlere, sevdiklerinize, ulusumuza sağlık, huzur, mutluluk ve bol kazanç getirmesini dilerim.</p>
]]></content:encoded>
<author>Teoman Matlum</author>
<link>https://www.alanyatimehaber.com/yazarlar/teoman-matlum/yil-2023-kuresel-ekonominin-gelecegi/17322/</link>
<pubDate>Fri, 15 Jan 2021 22:31:56 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Ölüm ve Sonrası - "Herşeyi Yaratan Allah'tır"</title>
<content:encoded><![CDATA[Yaratma: Yoktan var etme manasınadır. (1) <br />
<br />
Yoktan vâr etme gücüne sahip olan da sadece Allahü Teâlâ'dır. Allah'tan başka hiçbir varlık yaratma (yoktan var etme) gücüne sahip değildir. Yaratma gücüne sadece Allahü Teâlâ sahip olduğu için her hangi bir kimsenin yarattım, yarattık demesi iman açısından çok tehlikelidir. <br />
<br />
İnsanları, cinni, bütün âlemleri yaratan (yoktan vâr eden) ve insanlara en güzel bir biçim veren Allahü Teâlâ'dır. Bu husustaki ayet-i kerimelerden bazıları şunlardır. <br />
0 öyle Allah ki, yaratandır, yaratıklarını şekillendirendir. (2) <br />
<br />
Andolsun insanı biz yarattık. (3) <br />
<br />
Biz insanı en güzel bir biçimde yarattık. (4) <br />
<br />
Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten (Ademden) yaratan ve ondan da eşini (Havva'yı) yaratıp, ikisinden birçok erkekler ve kadınlar üretip yayan Rabbinizden korkun. (5) <br />
<br />
Allahü Teâlâ insanların neyden ve nasıl yaratıldığını da şöyle bildiriyor:<br />
Allah sizi topraktan sonra meniden yarattı. Sonra sizi çiftler kıldı. (6) <br />
<br />
Sizi topraktan, sonra meniden, sonra bir kan pıhtısından yaratan, sonra bebek olarak çıkaran, sonra sizi güçlü kuvvetli bir çağa erişmeniz, sonrada ihtiyarlamanız için sizi yaşatan O’dur. (7) <br />
<br />
Ey insanlar! Eğer yeniden dirilmekten şüphe ediyorsanız, kuşkusuz biz sizi topraktan, sonra nutfeden (erkek menisinden) sonra pıhtılaşmış kandan, sonra hılkati belli belirsiz bir çiğnem etten yarattık. Bütün bunlar, size (nihaî durumu) açıklamaya yöneliktir. Dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde tutar, sonra sizi bebek olarak çıkarırız. Böylece yetişip erginlik çağına varırsınız. İçinizden kimi vefat eder, kimi de ömrünün en verimsiz çağına kadar götürülür. Ta ki, çok şey bilirken bir şey bilmez olsun. (8) <br />
<br />
Andolsun biz insanı çamurdan, bir özden yarattık. Sonra onu emin ve sağlam bir karargahta (rahimde) nutfe (meni) haline getirdik. Sonra nutfeyi bir aleka (kan pıhtısı) yaptık. Alekayı müdğaya (et parçasına)  çavirdik. Müdğayı da kemiklere döndürdük. Kemikleri etle kapladık. Sonunda onu (ruh üfleyerek) başka bir yaratık olarak meydana getirdik. (9) <br />
<br />
Gerçekten Allahü Teâlâ insanı molekülleri aynı olan meniden et, kemik, kan, deri ve saç gibi farklı özellik ve nitelikte pek çok şeyleri kademeli olarak yaratmış. Sonra bunlardan oluşan organlardan her birine olağanüstü bir yapı kazandırarak işitme, görme, dokunma, yürüme, tat ve koku alma gibi görevler vermiştir. Bu durum Allahü Teâlâ'nın ilahlığını ve kudretinin kemal derecede olduğunu ortaya koymaktadır.<br />
<br />
Bütün yaratıkların içinde en güzel bir biçimde yaratılan insan, dünyada ebedi olarak kalmayacağını, dünya hayatının çok kısa ve fani olduğunu, bir gün gelip öleceğini ve Allah’a hesap vereceğini unutmamalı. Hz, Peygamberimiz dünyada ne kadar yaşandığı hakkında bir misal verip şöyle buyuruyor:<br />
<br />
Benim dünya ile herhangi bir alışverişim yoktur. Ben ve dünya ancak bir ağacın altında gölgelenen, sonrada binitine binip yoluna devam eden bir yolcu gibidir. (10) <br />
<br />
İnsanların ve cinlerin yaratılmasının gayesi:<br />
<br />
İnsan ve cinlerin yaratılmasının gayesini Allahü Teâlâ şöyle bildiriyor:<br />
<br />
Ben cinleri ve insanları ancak bana ibadet etsinler diye yarattım. (11) <br />
<br />
İbadet: Kulun, Allah’ın emir ve yasaklardan mükellef tuttuğu şeyleri eksiksiz yapmasıdır. (12) <br />
<br />
Kulun ibadet etmesi Allahü Teâlâ'nın kulları üzerinde olan hakkıdır. Hz: Peygamberimiz şöyle buyuruyor:<br />
<br />
Allahü Teâlâ'nın kulları üzerinde ki hakkı, onların kendisine ibadet etmeleridir ve başka hiçbir varlığı Allah’a  ortak koşmamalarıdır. (13) <br />
<br />
İbadet kulu Allah’a yaklaştırır ve Allah’ın o kulu sevmesine sebep olur. Hz, Peygamberimiz şöyle buyuruyor: <br />
<br />
Allahü Teâlâ buyurdular ki: kulum bana, kendisine farz kıldığım şeylerden daha sevimli olan bir şeyle yaklaşmamıştır. Kulum bana nafilelerle yaklaşır, ben de onu severim. (14) <br />
<br />
Allah’ın seni sevmesini istiyorsan ibadet et. <br />
<br />
(1) İslam Ans: 2/313, 43/324. (2) Haşır: 24 (3) Kaf:16 (4) Tin: 4 (5) Nisa:l (6) Fatır: ll (7) Mu’min: 67. (8) Hacc: 5 (9) Mü’minun: 12-14. (10) Ruhul Beyan: 5/375 (11) Zariyat: 56. (12) Ruhul Beyan: 8/282. (13) Dini Terimler Sözlüğü: l/305. (14) Ruhul Beyan: 8/283.]]></content:encoded>
<author>Şükrü Boz</author>
<link>https://www.alanyatimehaber.com/yazarlar/sukru-boz/olum-ve-sonrasi-herseyi-yaratan-allah-tir/17320/</link>
<pubDate>Fri, 15 Jan 2021 22:22:18 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Çocuklara ölüm nasıl anlatılır?</title>
<content:encoded><![CDATA[Ölüm birçok insan için son derece rahatsız bir konudur ve çok az ebeveyn bu konuyu konuşmaya gönüllü olur. Bunun en büyük sebebi çoğumuzun ölüm korkusunu çözümleyememiş olmasıdır. Yaşam olayları arasında ölüm kavramı, çocuklar için de yetişkinler için de kabul etmesi zor bir gerçektir. <br />
<br />
Çocukların ölüme ilişkin somut ve doğru bilgilere ihtiyacı vardır. ‘’Ben ölecek miyim?’’, ‘’Sen de ölecek misin?’’, ‘’Neden ölüm var?’’gibi doğrudan sorular, çocukların öğrenme isteklerini yansıtır. Ölümün günlük yaşantımızda bir sohbet konusu olmasını istemesek de, çocukların sorularını yaşına uygun olarak ve doğru bir biçimde yanıtlamalıyız. Çocuğunuz neyi öğrenmek istiyorsa, ona yönelik az ve öz cevaplar verilmelidir. Çocuğun merak ettiğinden daha fazlasını aktarmak, korku ve kaygı yaratabileceği gibi çocuğunuzun var olan kaygısının nedenini de anlamanıza engel olabilir. Çocukların ölümü öğrenmelerinin iyi bir yolu, somut olarak ölü hayvan ve bitkileri görmeleridir. Arada sırada ölü sinekleri, salyangozları, çiçekleri gösterebilir ya da çocuğunuzun bunları fark etmelerini sağlayabilirsiniz.  Ölüm, kayıp ve yas konulu hikaye kitaplarından da destek alabilirsiniz. Çocuğunuza ölüm hakkında konuşmak için fırsat vermek, duygularına alan açmak olası kriz durumlarını daha eşlik ederek yönetmenize yarayacaktır.<br />
<br />
Çocuklara ölüm hakkında yanlış bilgi aktarılmamalıdır, eğer çocuk doğru olmayan bir bilgiye sahipse düzeltilmelidir. Örneğin, ölen kişinin (bir evcil hayvan da olabilir) –uyuyor diye anlatılması doğru değildir. Ölüm ile uyku arasındaki farkın anlatılması çok önemlidir. Çocuğa açık açık neden ve nasıl öldüğünü söylemek, uyuduğunu söylemekten daha iyidir. Aksi takdirde çocuk, kişinin bir daha uyanamayacağını düşünüp uyumaktan korkabilir. Bir yakının ölümünde yapılacak en doğru şey çocuğa net ve doğru bilgi vermektir. Bir çocuğa ölen kişinin, ‘cennete gittiğini’ söylemek, çocuğun olanları anlamasına yardımcı olmaz. Çocuklar net bilgilere ihtiyaç duyar. Çocuk, kişinin öldüğünü ve bundan sonra olmayacağını bilmesi gerekir. Ölüm kelimesini kullanmaktan çekinmeyin.<br />
<br />
Dikkat Edilmesi Gerekenler;<br />
Çocukların ölüm konusuyla ilgili konuşmaya istekli ve hazır oldukları zamanı gözlemleyin. Konuşmaları ve soruları esnasında, yaşamakta olduğu duyguları fark edin. Bazen aynı soruları tekrar tekrar sorduğunda sabırlı ve anlayışlı davranın. Çocuğun zihnindeki karmaşa ve belirsizlikler ancak tekrarla sorularına cevap bulabildiğinde, iyileşme hali gerçekleşecektir. Kendi duygularınızla ilgili dürüst olun. En kısa zamanda günlük rutinlerinize dönün. Anne baba olarak bazen çocuğunuzun sorularına cevap veremeyeceğinizi düşündüğünüzde; ‘’Bu sorunun cevabını daha sonra senin için araştırıp, öğreneceğim.’’  demekten çekinmeyin. Çocuklar duygularını ifade edebilmek için desteğe ihtiyaç duyabilirler. Ölen kişi için resim yapmak, mektup yazmak, albümlere bakmak, hakkında konuşmak, hatıra defteri oluşturmak gibi etkinliklere yönlendirebilirsiniz. Çocuklar da yetişkinler gibi yas tutarlar, sevilen bir kişinin/hayvanın kaybından sonra yas süreci yaşamak oldukça doğaldır bu süreç hakkında bilgi edinin. Cenaze törenleri ölümü kabullenmemizi sağlar, bu törenler çocuklar için de oldukça önemlidir. Çocuğa törende olacaklar hakkında bilgi verdikten sonra katılmak isteyip istemediğini sorun eğer katılmak istemiyorsa, zorlamayın. <br />
<br />
Unutmayın ki; anne baba olarak sizin hazır olmanız da çok önemlidir. Çocuğa hangi duygu ile nasıl anlattığınız, kendi duygularınızı onunla nasıl paylaştığınız çok değerlidir. Çocuğunuza ‘’Ben buradayım’’, ‘’Yanındayım ve güvendesin’’ mesajını vermeyi önemseyin. ]]></content:encoded>
<author>Sibel Şen</author>
<link>https://www.alanyatimehaber.com/yazarlar/sibel-sen/cocuklara-olum-nasil-anlatilir/17319/</link>
<pubDate>Fri, 15 Jan 2021 22:19:33 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Motorcunun Yol Notları</title>
<content:encoded><![CDATA[Çok da haz etmediğimiz bir yıl bitti ve her zamankinden daha fazla umut bağladığımız yeni bir yıl başladı…<br />
Bütün iyi dileklerimizin gerçeğe dönüşmesini ve ‘sevdiğimiz normallere’ dönebilmeyi diliyoruz. Bütün insanlık için tabii…<br />
<br />
Eğer zamana, mevsime, mevsimler döngüsüne biraz daha spesifik bakarsak şunu rahatlıkla söyleyebiliriz: Motorsiklet tutkunlarının geneli ya da çoğunluğu için sezon sona ereli çok oldu… <br />
Ama biliyoruz, güzel yurdumuzda kış bastırdığında da kar üzerinde teker çevirmeye devam eden usta motorcular var. <br />
Onlardan biri Alanya Demiratlılar Motorsiklet Kulübü’nün kurucusu, şimdilerde onursal başkanı olan muhteşem insan, çok değerli ağabeyim İsmail Hakkı Erdağ…<br />
<br />
Başkanımız, mevsimlerin en çetininde, coğrafyaların en zorlusunda, gidilebilecek yerlerin en uzağında teker döndürmeyi sever. Bu meydan okuyan, yürekli tarafıyla da kendisini tanıyan herkesi bir biçimde etkiler. Tereddütsüz -ve övünerek- söylüyorum, ondan en çok etkilenen kişilerden biri de benim.<br />
Sadece iyi bir motorsiklet kullanıcısı oluşundan değil; en az bu kadar da fikirlerinden, tutarlılığından, yurt-insan-doğa sevgisinden, mücadeleci-kâşif ruhundan ve Avrupai demeyeyim yanlış anlaşılmasın ama Avrupa’nın ve batının çok ilerisindeki görüşlerinden…<br />
Hepsinden çok etkilendim.<br />
Ne iyi ki Sevgili Başkanımın bu saydığım niteliklerini 404 sayfada bir araya getiren bir kitap var şimdi:<br />
Motorcunun Yol Notları<br />
*** <br />
Muhteşem bir kitap.<br />
Kendi alanında Türk yazınında çok çok az örneği olan bir yapıt.<br />
Motorsiklet felsefesi ile coğrafyayı, tarihi, kültürü, insanları, mutfakları, hayat algılarını ve birbirinden ilginç yol serüvenlerini tek kaynakta bir araya getiren; harika -renkli- fotoğraflarla bütün o ayrıntıları güzelleştiren gerçek bir başyapıt…<br />
Boyut olarak da elinizi dolduran, matbuatta büyük ebatların tercih edildiği bir kitap ki bu çok doğru bir seçim olmuş.<br />
<br />
Motorcunun Yol Notları’nın İlk baskısı Aralık-2019’da Sonçağ Yayınları’ndan (Ankara) çıkmıştı. Ben de 11 Nisan 2020 günü Pusula Gazetesi’ndeki köşemde kitaptan söz etmiştim ama o kadarı yetersizdi. Şimdi kitabı ikinci kez okumuş biri olarak yeni izlenimlerimi de ekliyorum:<br />
<br />
Kitabın önsözünde İsmail Hakkı Erdağ okuruna bir ihbarda ya da itirafta bulunuyor: “Gezmek insana çok şey katar. (…) Gezmenin muhteşem bir terapi olduğunu yaşayarak anlarsınız. Bazen yalnız kalmanın güzel bir şey olduğunu da anlarsınız. Değişik yerlerde, güzel insanlar tanırsınız. İyi insan olmanın ırk, din, dil vs ile ilgisi olmadığını öğrenirsiniz. Zor anlarda size yardım edecek insanların olduğunu görürsünüz…”<br />
<br />
Tam da dediği gibi oldu işte!<br />
O satırları yazan adam, çok zor bir anımda bana yardım ederek hayatıma girmişti…<br />
Müdürü olduğum okulda -TED Alanya Koleji’nde- alışılmadık bir şey yapmak istiyordum. Liseli çocukların ufkunu genişletecek, onları heyecanlandıracak şeyler... Alanya cennetten bir köşe olsa da akademik açıdan olanaklar sınırlıydı; İstanbul’da, Ankara’da erişebileceğim kimseler, mekânlar, ortamlar orada yoktu. <br />
Daha doğrusu ‘yok zannediyordum’. <br />
Sonra karşıma İsmail Hakkı Erdağ çıktı. Öyle durup dururken çıkmadı tabii, sevdiğim insanlar ondan büyük övgüyle söz ettiler, motoruma atlayıp gittim, buldum ve tanıştım kendisiyle…<br />
Birkaç gün sonra ben Demiratlılar’a üye olmuştum. Bundan büyük şeref duyarak tabii. İzleyen gece Alanya Limanı’na yukarıdan bakan nezih bir mekânda Başkan İsmail Hakkı Erdağ, ‘Demiratlı’ brövemi göğsüme taktı...<br />
Sağolsun, kendisi de teklifimi kırmadı.Okulumdaki gençlerle haftada bir iki saat buluşmaya, amfiyi her seferinde tıklım tıklım dolduran liselilerle hayatı, dünyayı, motorsiklet kültürünü, gerçek Atatürk’ü ve Atatürkçülüğü konuşmaya başladı. ‘Değerler eğitimi’ literatürde henüz yoktu; ama onun yaptığı doğrudan doğruya değerler eğitimiydi.<br />
Uzun soluklu, muhteşem bir şeydi yaptığımız.<br />
O çocukların çoğu şimdi üniversiteyi bitirdiler ya da bitirmek üzereler.<br />
Bulup sormak lazım onlara: O efsane motorcu, hayatınızı nasıl değiştirdi?<br />
<br />
Yanıtı biliyorum aslında:<br />
‘Müthişti’ diyecekler… <br />
‘Söyleştiğimiz her şey aklımızda’ diyecekler…<br />
*** <br />
Biraz uzattım lafı, biliyorum; ama İsmail Hakkı Erdağ’ın söylediklerinin -ve dolayısıyla Motorcunun Yol Notlarını okuyacakların- ne kadar özel, ne kadar sıradışı, ne kadar değerli duygularla, düşüncelerle, görüşlerle, deneyimlerle, önerilerle karşılaşacağını anlatmaya çalışıyorum. Onun ötesi, efsane bir insanı ve 404 sayfalık harika bir kitabı bir köşe yazısına sığdırmak zaten olanaksız.<br />
*** <br />
Özetin özeti:<br />
Motorsiklet kullanıyor ya da kullanmadığınız halde motorsikletlerle ilgileniyorsanız…<br />
İşin felsefesini merak ediyorsanız…<br />
Yeni rotalar, yeni yollar, püf noktaları öğrenmek istiyorsanız…<br />
Hikâyeleri olan harika fotoğraflarla bölge bölge Türkiye’yi, ülke ülke dünyayı gezmek istiyorsanız…<br />
Bu kitabı mutlaka edinmeli ve okumalısınız!<br />
İnternette farklı kaynaklardan edinebilirsiniz. Orijinal kaynak içinse www.soncagyayincilik.com.tr’ye girip sipariş vermeniz yeterli.<br />
Kitap ortalama 2-3 gün içerisinde okuma masanızdaki yerini alıyor.<br />
*** <br />
Sevgili Başkan İsmail Hakkı Erdağ, bu muhteşem kitabını benim için imzalarken “Değerli kardeşim, Cumhuriyet ve demokrasimizin yılmaz koruyucusu, örnek eğitimci ve motorsiklet sevdalısı kardeşim Savaşkan’a sevgilerimle…” demiş.<br />
Bu ifadelerin beni nasıl onurlandırdığını anlatamam. Anlatmaya çalışsam bir 404 sayfa da benim oluşturmam gerekir ki onu da Başkanım kadar iyi başaramam.<br />
Ben de o özel duyguların tek cümlelik yankısıyla bitiriyorum:<br />
Sizi tanımak ve kitabınızı okumak büyük onur Başkanım. Sağlıkla, huzurla, demir atınızla nice yıllarınız ve nice nice yollarınız olsun…<br />
*** <br />
A-Time’ın her bir sevgili okurunun da yeni yılı kutlu olsun.<br />
Sağlık, huzur, bolluk ve barışla tabii…]]></content:encoded>
<author>Savaşkan İlmak</author>
<link>https://www.alanyatimehaber.com/yazarlar/savaskan-ilmak/motorcunun-yol-notlari/17318/</link>
<pubDate>Fri, 15 Jan 2021 22:17:10 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Günümüz Trendi; Fonksiyonel Beslenme Ve Bio-Regülasyon</title>
<content:encoded><![CDATA[Modern yaşam tarzı, değişen beslenme alışkanlıkları, hareketsiz yaşam, uyku düzeni, stres, hatta düşünce yapımız bile hastalıklara davetiye çıkarmaktadır. Bu gibi birçok nedene bağlı olarak gelişen, hastalığa dair belirti ve bulguların ortaya çıkması için bekleme dönemi olan, kesin tedavisi olmaya ve uzum süreli hastalıklara kronik hastalık adı verilmektedir. Kronik hastalıklar düzenli olarak tıbbi müdahale gerektirir ve kişinin yaşam kalitesini ne yazık ki sınırlandırmaktadır. Bu gibi durumlarda hastalığın bulgularını azaltmak yaşam kalitesini arttırmak için yapılan her müdahale tıbbın gerekliliğindir. Fonksiyonel Tıp ise hastalığın sadece semptomlarını azaltmaya yönelik değil, bunun altta yatan sebeplerini de araştırarak onları ortadan kaldırmak ve tedavi etmeye yöneliktir. Kısaca Fonksiyonel tıp hastalıklara bütüncül bir açıdan bakıp hastalığın kök sebepleri ile ilgilenir.Ne yazık ki günümüzün kronik rahatsızlıkları tek tek organların birbirinden bağımsız tedavi edilmesiyle başa çıkılamayacak şekilde birbirine bağlıdır.  Bu yüzden bütüncül bir bakış açısıyla hastalığı ele almak gerekir ve bütüncül yaklaşımın merkezinde BESLENME vardır. Beslenme klasik tıbbın aksine tedaviye yardımcı bir araç olarak değil aynı zamanda tedavi sürecinin kendisi olarak görülmektedir. Bu noktada fonksiyonel tıp diyetisyeninin rolü, hastalıkların tedavi edilmesi, altta yatan sebeplerin ortadan kaldırılması ve/veya hastalıkların ortaya çıkmaması için oldukça önemlidir. Fonksiyonel Tıp Diyetisyeni, bozulan bağırsak sisteminin sağlığının tekrardan geri kazanabilmesi için beslenme protokolleri hazırlar. Bu süreçte;<br />
<br />
-    Kişinin diyetinden alerji ve intölerans içeren besinler çıkartılır.<br />
-    Bağırsaklardan parazit ve mantarların uzaklaştırılması sağlanır.<br />
-    Bağırsakta çoğalan kötü huylu mikroorganizmaların azalması, iyi huylu olanların ise arttırılması sağlanır.<br />
-    Bağırsak duvarı ve bağırsak villusları iyileştirilir.<br />
-    Karaciğer ve böbreklerin detoks kapasitesi arttırılır.<br />
-    Hormanal sistemin dengelenmesi sağlanır<br />
-    Bunlara bağlı olarak hastanın duygusal durumunda da iyileşmeler, berraklaşan bir zihin yapısına sahip olunmasını sağlanmış olur.<br />
-    Hastalıklara göre beslenme protokolleri uygulanarak hastalığın seyri yavaşlatılır ve hatta iyileştirilir.<br />
-    Sağlığına kavuşan kişinin vücudunun sağlıklı çalışması ve sağlıklı bir yaşam sürmesi için, beslenme protokolleri hazırlanır.<br />
<br />
Kliniğimizde Bio Regülasyon Terapisti ve Uzman Diyetisyen iş birliği içerisinde kişiye bütünsel bir bakış açısıyla kişilerin hastalıkların kök sebeplerini bulunarak tedavi edilmektedir. Peki Nedir bu BRT?<br />
<br />
BRT (Bio-regülsyon Teknolojisi), düşük yoğunluklu terapi olarak tanımlanabilir. Bedendeki hücrelerarası elektromanyetik dengesizlik ve iletişim problemlerinden dolayı meydana gelen rahatsızlıkların hem fiziksel hem de psikolojik analizini yaparak ilgili sorunun sebebini tespit ederek sebebe yönelik terapi olanağı sunar. Sebebin kökenine inerek hücreler arası elektromanyetik iletişim problemini düzenler.Kısacası BRT (elektromanyetik alan) terapi uygulamaları ile insan bedenine ne yapması gerektiğini söylememiz mümkün değildir. Çünkü insan bedeninde çok hızlı bir iletişim söz konusudur. İlgili BRT uygulamaları ile bedenin işlevlerini yerine getirmesine mani olan etmenler tespit edilmek kaydı ile elektromanyetik bio-iletişim tekrar sağlanır ve beden kendi kendini iyileştirme mekanizmasını devreye sokarak rahatsızlıkların ve sağlık problemlerinin üstesinden gelir. Bu yaklaşım; insanı, beden, zihin ve ruh olarak bir bütün olarak görür ve evrenin ve insan yapısının kompleks yapısını göz önünde bulundurarak derin bir terapi imkanı sunar. Hiçbir yan etkisi yoktur. Sadece bazı bireylerde toksin yıkımına bağlı olarak 24 saat halsizlik hissi yaratabilir.<br />
<br />
BRT (Bio-regülsyon Teknolojisi)’nin sıklıkla kullanıldığı alanlar;<br />
 <br />
•    Alerjiler<br />
•    Obezite<br />
•    Sindirim Sorunları<br />
•    Beden ve Zihin Detoksu<br />
•    Bağımlılık<br />
•    Uyku Problemleri<br />
•    Candida<br />
•    İntörelas Terapisi<br />
•    Dikkat Eksiği<br />
•    Homeopati<br />
•    Vitamin ve Mineral Eksikliği<br />
•    Sigara Bağımlılığı<br />
•    İridoloji<br />
•    Duygu Kontrolü<br />
•    Anti Aging<br />
•    Cilt Detoksu<br />
•    Çakra Dengeleme<br />
•    Elektro Meridyen Terapi<br />
 <br />
Detaylı bilgi ve Randevu için;  0535 343 80 04 numaralı telefonumuzu arayabilirsiniz. <br />
UZMAN DİYETİSYEN MELİS SİPAHİOĞLU<br />
ADRES: Kızlar Pınarı Mah. Uğurlu Sokak No:3/1 Alanya /ANTALYA- ALARA MEDİCAL PLAZA ]]></content:encoded>
<author>Melis Tarhan</author>
<link>https://www.alanyatimehaber.com/yazarlar/melis-tarhan/gunumuz-trendi-fonksiyonel-beslenme-ve-bio-regulasyon/17317/</link>
<pubDate>Fri, 15 Jan 2021 22:14:12 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Cfe – Cyclıng Frıendly Employer - Bisiklet dostu işveren</title>
<content:encoded><![CDATA[CFE Sertifikasyonu Nedir?<br />
CFE – Cycle Friendly Employer, Bisiklet Dostu İşveren sertifika programı bir Avrupa Birliği akıllı enerji projesidir. ECF Avrupa Bisikletçiler Federasyonu tarafından Bike2Work konsorsiyumu tarafından 2014 yılında başlatılmıştır. Avrupa genelinde işverenlerin, bisiklet dostu olmak için daha fazla odaklanmalarına özel bir teşvik olarak uygulanmaktadır. CFE sertifikasının ana hedefi, motorlu ulaşımdan motorsuz çevre dostu bisikletli ulaşıma ciddi bir dönüşüm sağlamak, kurum kültürünün bu yönde gelişmesini desteklemektir. İki aşamalı bir yaklaşım kullanılarak çalışanların davranış değişikliğini Bike2Work kampanyaları yoluyla sağlayabilmek ve işveren kurumları daha bisiklet dostu hale getirerek bisikletçilerin ihtiyaçlarını karşılamaya teşvik etmeyi hedeflemektedir.<br />
<br />
CFE Sertifikasyon Faydaları Nedir?<br />
1. İyi Bir İmaj<br />
Bisiklet dostu işverenler, çalışanlar için daha cazip gelecektir. Bisiklet dostu işveren olması çalışanların sağlıklı olmasına ve ekip ruhunu geliştirmesine destek olmaktadır.<br />
<br />
2. Sağlık Dostu<br />
Bisiklet dostu önlemler, bisiklet ile işe gelen çalışan sayısını artırarak fiziksel aktiviteyi teşvik eder. İşe bisikletle gelen çalışanların hasta oldukları gün sayısı üçte bir oranında azalmaktadır. Çalışanlar daha mutlu, daha dengeli ve daha üretkendirler.<br />
<br />
3. Çevre Dostu<br />
Bisiklet kullanmak sürdürülebilirdir. Bisiklet dostu önlemler çevrenin korunmasına katkıda bulunur ve sürdürülebilir hareketlilik yönetiminin önemli bir parçasıdır. Çevreye verilen zararın ve gürültünün azaltılması ve iklim koruma politikalarına katkı sağlar.<br />
<br />
4. Bütçe Dostu<br />
Bisiklet dostu işverenler paradan tasarruf etmektedir. Bisiklet park tesisleri, araç park alanlarından daha az yer kaplar. Bisiklet park yerleri inşa etmenin maliyeti otomobil park yeri maliyetinden çok daha düşüktür. Yeterli bir bisiklet altyapısı için tüm harcamalar hesaba katılsa bile altyapı maliyetleri daha düşüktür.<br />
<br />
CFE Sertifikasyonu İçin 3 Adım<br />
<br />
İlk adım<br />
İşveren tarafından kurumsal bisiklet dostu çalışmalara yön verebilecek, diğer çalışanları B2W için motive edebilecek, sertifikasyon sürecini ve ilgili projeleri takip edebilecek istekli bir çalışanın bisiklet koordinatörü olarak görevlendirilmesidir. Bisiklet koordinatöründen haftalık ortalama 2 iş saatini ayırması beklenmektedir. Bisiklet koordinatörünün olması, bisiklet dostu işveren standart sertifikası için tek şarttır.<br />
<br />
İkinci adım<br />
Binaya yakın kaliteli, nitelikli bir bisiklet park yeri oluşturulmasıdır. Bisikletin çalışma günü boyunca güvenli bir şekilde park edilmesi, bisikletin kullanımını teşvik etmek için çok önemlidir. Binanın ana girişine yakın, bisikleti park etmek ve almak için yeterli alana sahip, iyi aydınlatılmış, engelsiz erişilebilirliği sağlayan rampalarla donatılmış bir bisiklet park yeri olması önemlidir.<br />
<br />
Üçüncü adım<br />
Kurumunuzun olumlu bir denetim için yeterli puanı olup olmadığını çevrimiçi olarak kontrol ederek öz değerlendirme yapılmasıdır. Öz değerlendirmenizi ücretsiz olarak CFE sertifikasyon web sitesinden yapabilirsiniz. Öz değerlendirme sonucu, sertifikalı olmanın mantıklı olduğunu gösteriyorsa saha denetimi için kaydolun. İşverenlerin uygulayabileceği bisiklet dostu önlemler 6 faaliyet alanına (AF-Action Field) ayrılmıştır. 6 faaliyet alanı içinde kurum kültürünüze en uygun olana bağlı olarak kendi bisiklet dostu etkinlik paketinizi bir araya getirin. Bir CFE denetçisi, bisiklet dostu işveren önlemlerinizi yerinde kontrol edecek ve bir rapor hazırlayarak Ulusal koordinatöre bildirecektir.<br />
<br />
Sertifikasyon<br />
Saha denetiminizin olumlu sonuçlanması durumunda raporunuzdaki puana göre, bronz, gümüş ya da altın seviyesinde 3 yıl geçerliği olan Bisiklet Dostu İşveren sertifikasına sahip olacaksınız.]]></content:encoded>
<author>Kadir Sergen</author>
<link>https://www.alanyatimehaber.com/yazarlar/kadir-sergen/cfe-cycling-friendly-employer-bisiklet-dostu-isveren/17316/</link>
<pubDate>Fri, 15 Jan 2021 22:11:40 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Kurtarıcı sizsiniz!</title>
<content:encoded><![CDATA[İnsanoğlu yaradılışı gereği mi, öğretilenlerle algısı değiştirildiğinden midir bilinmez ama, milyonlarca yıldır hep hayatını düzenleyecek,  sıkıntılarına son verecek, kendisine varlık, bereket sunacak, yağmur yağdıracak, mutlu edecek bir yaratıcının varlığını aramış, kendince bulmuş ve ona tapınmıştır. Kimi zaman bir hayvan, kimi zaman bir insan kutsal sayılmış, tanrılaştırılmıştır, kimi zaman putlar, çeşitli nesnel objeler… Bir bölümü de görünmeyen bir gücün varlığına inanarak; onun sonsuz evrenin yaratıcısı ve her şeyin maliki olarak görmüşlerdir. <br />
<br />
Bu değişik inanç sistemleri beraberinde  getirmiş olduğu bölünmeler ile insanlar arasında ciddi zıtlaşmalara, çatışmalara ve hatta savaşlara neden olmuştur. Değişik coğrafi bölgelere göre değişen inanç sistemleri, saf enerji olarak ve boş bilinç ile doğan çocuklara etiket olarak yapıştırıldığından ve çocuğun büyüme sürecinde ailesinde aldığı dini inanç ve ritüeller, o çocuğun da ailesinin inancını koşulsuz olarak kabulünü sağlamıştır. Sorgulamanın tabu sayıldığı inançlar zaman içerisinde hurafelerle yozlaşmış, akıl almaz dini kurallar olarak karşımıza çıkmıştır. <br />
<br />
Her daim söylediğimiz gibi inançlar doğduğumuz coğrafyaya göre değişir ve hiç birimizin tercihi değildir. Ancak doğar doğmaz bize yapıştırılan ve bizim tercihimiz olmayan etiketleri üzerimizden atmak yerine iyice yapıştırmak için çırpınır, kendi inancımız dışındaki tüm inanç sistemlerini aşağılar, alaya alır ve doğru kabul etmeyiz. <br />
<br />
Aynı şey mezhepler için de geçerlidir. İnanç sistemlerinin mucitleri öldüğünde onun yakın akrabaları ya da dostları, sözde onun öğretilerini devam ettirmek adına olsa da, geçekte, kendilerini önemli kişi kabul ettirmek ve toplum nezdinde itibar görmek için gücü ellerine almak istemişler. Bu kez de onlar arasında bölünmeler yaşanmış ve her birinin arkasında duran gruplar da çeşitli mezhepleri oluşturmuşlardır. Mezhepler arasında da yüzyıllardır süren çatışmalar, savaşlar birçok cana mal olmuştur ve hala da olmaktadır. <br />
Yaratıcıya ve onun birliğine, tekliğine inanan insanların böylesine ayrışarak, birbirine düşman olarak dünyayı cehenneme çevirmelerine yaratıcı ne diyordur bilmem ama, bu dünyanın insan, hayvan, bitki, ağaç tüm canlıların yaşam alanı olduğuna kuşkum yok. Ve belki tüm canlar birbirleriyle barışık ve birbirlerinin yaşam haklarına saygılı olarak yaşamayı öğrenince, asıl cenneti bu dünyada yaşayacak. <br />
<br />
Din, dil, ırk, mezhep gibi etiketlerden ve bunlarla gurur duymak yerine insanlığı ve insani erdemleri ne denli özümsemiş olduğuyla gurur duymayı öğrenirse dünya cennet olacak. Bir kurtarıcının geleceğine inanmak, görünmeyen bir varlığa sığınma ve yardım beklemek mi, yoksa yaratıcının bahşettiği aklı, zekayı kullanarak hayatı güzelleştirmenin mümkün olduğunu bilerek, ona göre çalışmak, üretmek midir doğru olan?<br />
Hep bir kurtarıcı bekliyoruz ya. Dünyayı bu cehennem çilesinden kurtarsın, ekonomiyi düzeltsin, hakları, eşitliği, adaleti sağlasın, refahımızı arttırsın vs… Başımız sıkışınca Allah’ım diye başlayan cümlelerle dua ediyoruz ya. Aslında Allah’ın verdiği aklı kullanmadığımız içindir çektiğimiz sıkıntılar. Sözü fazla uzatmayacağım. Bir görselden alıntıyla sonlandıracağım bu ayki yazımı. <br />
<br />
Ülkeyi kurtaracağını zannettiğimiz  beş şey: <br />
1.    Partiler<br />
2.    Politikacılar<br />
3.    İdeolojiler<br />
4.    Irklar <br />
5.    İnançlar<br />
<br />
Ülkeyi asıl kurtaracak beş şey:<br />
1.    Akıl<br />
2.    Adalet<br />
3.    Saygı<br />
4.    Eğitim<br />
5.    Eşitlik<br />
Sevgiyle ve dostça kalın. Kendinize ve keyfinize iyi bakın. <br />
 ]]></content:encoded>
<author>Canan Şencan</author>
<link>https://www.alanyatimehaber.com/yazarlar/canan-sencan/kurtarici-sizsiniz/17315/</link>
<pubDate>Fri, 15 Jan 2021 22:09:21 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Türk Hukukunda Cinsiyet Değiştirme</title>
<content:encoded><![CDATA[Cinsiyet değiştirme davası iki aşamalı bir dava türüdür. İlk aşaması ve ön koşulu cinsiyet değiştirme izin davasıdır. Türk Medeni Kanunu m.40 uyarınca cinsiyet değiştirmek isteyen kişinin dava açmak suretiyle mahkemeden izin alması gerekmektedir. İzin davasında, kişinin neden cinsiyet değiştirmek istediği kısaca anlatılır. Mahkemede cinsiyet değişikliğine gerek olduğu hususunda bir kanaat uyandırmak açısından bunlar önemlidir. Burada kişi yaşadığı psikolojik travmaları, cinsel hayatındaki yalnızlığı, arkadaş çevresindeki dışlanmışlık hissini, ruhunun bulunduğu bedeni kabul etmediğini hakime anlatmalıdır. Hakim gerekli görürse tanık dinleyebilmektedir. Hakim izin vermek için cinsiyet değiştirmek isteyen kişiden bir rapor ister. Bu rapor bir eğitim araştırma hastanesindeki bir kurul tarafından verilir. Cinsel Kimlik Konseyi’nde psikiyatrist, plastik cerrah, jinekolog, ürolog, genetik bilimcisi, endokrinolog ve hukukçu yer alır. Bu konseyin kararına göre hakim karar verecektir.<br />
<br />
Cinsiyet değişikliği için kural olarak şu şartlar aranmaktadır:<br />
1-18 yaşını doldurmuş olmak<br />
2-Evli olmamak<br />
3-Transeksüel yapıda olmak<br />
4-Cinsiyet değişikliğinin ruh sağlığı açısından gerekli görülmesi<br />
5-Üreme yeteneğinden sürekli olarak yoksun olduğuna dair bir eğitim araştırma hastanesinden alınacak rapor [Bu hüküm Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir. İptal edilen hüküm 20.03.2018 tarihinde resmi gazetede yayınlanmıştır.] (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 14793/08 başvuru numaralı ve 10 Mart 2015 tarihli Y.Y. – Türkiye Davası) Bu konuda Türkiye’nin tazminatına hükmedilen bir karar mevcuttur.) <br />
<br />
Bunların akabinde mahkemeden izin alınmasıyla beraber tedavi sürecine başlanabilir. Tedaviden sonra tıbbi yöntemlere uygun bir cinsiyet değiştirme ameliyatı olduğunu resmi sağlık kuruluşu raporuyla doğrulamak suretiyle nüfus müdürlüğüne cinsiyet değiştirme talepli dava açabilecektir. <br />
<br />
Diğer bir yol kişinin izin davası olmaksızın önce ameliyat olup daha sonra cinsiyetinin değiştirilmesi için dava açmasıdır. Mahkeme bu durumda kişinin izin davasındaki unsurları sağlayıp sağlamadığının yanında üreme yeteneğinden yoksun olduğuna dair yetkili kurumca verilmiş belgeyi de talep edecektir. Burada unsurları sağlamış olan kişi hakkında araştırma yapılıp cinsiyet değişikliği kararı verilebilecektir. Ancak önce açılan dava neticesinde mahkemeden alınan izin daha sonra açılacak cinsiyet değiştirme davasının olumlu sonuçlanmasına bir karine teşkil edecektir. Ayrıca cinsiyet değiştirmek isteyen kişi, ameliyattan sonra bu davayı açarken isim değiştirme talepli açmalıdır. Aksi halde isim değiştirmek için ayrı bir dava açması gerekecektir.]]></content:encoded>
<author>Ayşenur Dere</author>
<link>https://www.alanyatimehaber.com/yazarlar/aysenur-dere/turk-hukukunda-cinsiyet-degistirme/17314/</link>
<pubDate>Fri, 15 Jan 2021 22:08:34 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Gender Change in Turkish Law</title>
<content:encoded><![CDATA[The sex change case is a two-stage type of case. The first stage and prerequi site is the case for permission to change sex. According to the article 40 of the Turkish Civil Code, a person who wants to change gender must obtain permission from the court by filing a law suit. In the permit case, the person must tell why she/he wants to change gender. These are important in making an opinion that there is a need for a gender reassignment in the court. Here, the person should explain to the judge the psychological traumas she/he has experienced, the loneliness in her/his sexual life, the feeling of exclusion around her/his friends, and that she/he does not accept the body in which her/his soul is located.If the judge may want to hear a witness if necessary. To give permission, the judge asks a report from the person who wants to change gender. This report is is sued by a board in a research hospital. This board consists of a psychiatrist, plastic surgeon, gynecologist, urologist, geneticist, endocrinologist and lawyer. The judge will decide according to the decision of this council.<br />
<br />
Conditions:<br />
1-18 years old<br />
2-Not being married<br />
3-Being trans gender<br />
4-Gender change deemed necessary in terms of mental health<br />
5-A report to be taken from a research hospital stating that she/he is constantly deprived of reproductive ability [This provision has been an nulled by the Constitutional Court on the grounds that it is against the Constitution. Canceled provisions were published in the official gazette on 03.20.2018.] ((European Court of Human Rights, 14793/08, application number, and March 10, 2015 dated Y.Y. -Turkey case) a courtruling on Turkey's compensation in this regard are available.)<br />
<br />
After these, the treatment process can be started witht hepermission of the court. After the treatment, by confirming with the official health instituti on report that there is a sex reassignment surgery suit able for medical methods, it will be able to file a law suit against the Population Directorate with a request forgender reassignment.<br />
<br />
Another way is for the person to have surgery first and then file a law suit for the change of gender without a permission case. In this case, the court will also request the documentissued by the competent institution regarding whether the person has provided the elements in the permit case or not, as well as the lack of reproductive ability. Here, research can be made about the person who provided the elements and a decision on gender change can be made. How ever, the permission obtained from the court as a result of the court case will constitute a presumption for the positive conclusion of the gender reassignment case to be filed later. In addition, the person who wants to change the gender should open this case with a request to change the name after the surgery. Other wise, she/he will have to file a separate law suit to change her/his name.]]></content:encoded>
<author>Ayşenur Dere</author>
<link>https://www.alanyatimehaber.com/yazarlar/aysenur-dere/gender-change-in-turkish-law/17312/</link>
<pubDate>Fri, 15 Jan 2021 22:05:34 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Skolyoz </title>
<content:encoded><![CDATA[İnsan omurgasına yandan baktığımız da bel ve sırt bölgesinde belli bir açıda kavis olduğunu görürüz. Bel de gördüğümüz kavislenme (lordoz) ile sırttaki kavislenme (kifoz) vücudun doğal yapısı gereğidir. Ancak önden ya da arkadan bakıldığında omurga da herhangi bir açılanma olmamalıdır. İşte önden yada arkadan bakıldığın da omurgada görülen sağa yada sola oluşan eğriliğe skolyoz diyoruz. Skolyozun oluşumu ile alakalı olarak altta yatan farklı nedenler vardır. Bu nedenlerin bilinmesi tedavinin seyri açısından bizi yönlendirmektedir.
<p>Skolyoz görülme sıklığı olarak %4 civarında seyretmektedir. Omurga problemlerinde azımsanmayacak bir orandır. Aynada kendimize bakarken omuz seviyeler arasında ki görülen fark, kürek kemiklerinin farklı seviyelerde görünmesi, kalça seviyeleri arasında ki fark, vücutta ki asimetrik görünüm ve bacak boyunun birbirinden farklı gibi görüntüsü skolyozu düşündürmelidir. Kesin tanı için hekime müracaat ederek muayene, radyolojik görüntülerle Skolyoz tanımlanır. İdiopatik dediğimiz çocuk yaşlarda görülen skolyoz da, genelde ağrı olmadığı için vücuttaki asimetriden anlaşılmaktadır. Altta yatan herhangi bir nöromusküler sebebe bağlı olarak gelişen skolyoz da ise şikayet bulguları görülür. Skolyoza sebep olan nörolojik ya da musküler sebep dediğimiz sinir yada kas hastalıkları yer almaktadır. Hastalığın bu formunda kişiler solunum sıkıntısı ve duyu problemleri yaşamaktadır. Son olarak konjenital dediğimiz anne karnında gelişen skolyoz çeşididir. Kalıtsal olduğu düşünülmemekle birlikte sebebi tam olarak bilinmemektedir. İlk yıllarda hızlı ilerleyen bu türünde küçük yaşlarda cerrahi müdahale gerekebilir. </p>

<p>SKOLYOZ VE EGZERSİZ </p>

<p>Skolyoz tedavisinde en önemli kısım egzersiz kısmıdır. Tanısı konulan hasta, yukarıda kategorize ettiğimiz çeşitlemelerden hangisine dahil ise hemen tedavi sürecine geçilmelidir. Daha fazla değinmek istediğimiz konu olan egzersiz, özellikle nöromusküler sebebe bağlı skolyozda başarılı sonuçlar vermektedir. Bu hastalar duyu ve solunum problemleri de yaşadığı için hemen buna yönelik tedaviye başlanmalıdır. Egzersiz tedavisi Fizyoterapistlerle kişiye göre düzenlenmektedir. Tanısı konulan hastaya egzersiz tedavisi başlanmadan önce Fizyoterapist tarafından postür analizi yapılarak egzersiz tedavisi planı belirlenir. Burada hassasiyetle şunu belirtmek gerekir ki, hastalığın cerrahiye gitmesini engelleyen en büyük etken egzersiz tedavisidir. Bazı ilerlemiş skolyoz türlerinde bile cerrahi müdahaleyi engellemek egzersiz ile mümkün olmaktadır. Şayet hekim gerekli görürse skolyoz korsesi de kullanılmaktadır. Hastalığın kontrol edilebildiği durumları ilerleyen zamanlar da radyolojik görüntü destekli kontroller ile takip edilir.  İlerlemeye göre fizyoterapist tarafından egzersiz planı yeniden şekillendirilebilir. Verilen tavsiyelere uymalı ve fizyoterapistin vereceği ev egzersizleri muhakkak yapılmalıdır.Her formunda farklı değerlendirmeye tabi olan bu hastalığın sonuçları olarak solunum sıkıntısı, sinire basılara bağlı felçler, kalp problemleri, çok ciddi kozmetik ve psikolojik sorunlar olarak karşımıza çıkmaktadır. </p>

<p>Diğer bir seçenekte cerrahi müdahaledir. Artık çok fazla ilerlemiş ve açısı artmış, diğer tedavi seçeneklerinin skolyozu ve sonuçlarını ortadan kaldıracak etkisinin olmaması ve cerrahın bu yöndeki kararı ile cerrahi müdahale gerçekleştirilir.  Operasyon öncesi ve sonrası süreçte,yapılan cerrahi müdahaleye göre muhakkak fizyoterapist ile tedavi planı hazırlanarak çalışmalara başlanmalıdır. Fizyoterapist ile planlanan solunum egzersizleri, pozisyonlama, operasyona yönelik gövde egzersizleriyle birlikte  yapılan skolyoz ameliyatının başarı oranı artmakta ve hastaların iyileşme süreci kısalmaktadır.</p>
]]></content:encoded>
<author>Ali Şanlı</author>
<link>https://www.alanyatimehaber.com/yazarlar/ali-sanli/skolyoz/17311/</link>
<pubDate>Fri, 15 Jan 2021 21:57:36 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Ocak 2021 Aylık Burç Yorumu</title>
<content:encoded><![CDATA[Koç Burcu : <br />
Merhaba Koç. İçsel güç, enerji, kendine güven…<br />
<br />
Ocak çok yoğun bir ay olacak; bu olay karmaşasının hiçbir zaman sona ermeyeceği görülecektir. Koçlar, iş hayatında olduğu gibi özel hayatlarında da dinlenmeyecekler. Hırslı ve mücadeleci özelliğiniz sayesinde önemli güçlükleri aşarak büyük pek çok deneyim kazanacaksınız. Onları zorlamaktan ve herkese güçlü noktalarınızın bulunduğu yeri göstermekten korkmayın. Sonunda insanların bir arada yaşamasının gerçek doğasını anlayacaksınız. Önceden her şeyi kendi başınıza yapabiliyordunuz, sizi desteklemek için hiç kimseye ihtiyacınız yoktu. Ama zamanla yaşlanıyorsunuz ve değerleriniz değişiyor. Bunda yanlış olan hiç bir şey yok. Aile tatili hemen şimdi ihtiyacınız olan şeydir. Etrafınızı sevdiğiniz insanlarla kuşatın ve izin zamanınızı keyifle geçirin. Patronunuzun yapacağı bir hata fark edeceksiniz, herkesin önünde bunu söylemeyin, daha sonra gizlilik içinde söyleyin. Küçük sağlık sorunlarını bile hafife almayın; daha sonra çok daha kötü bir şey haline dönüşebilir…<br />
<br />
Boğa Burcu :<br />
Merhaba Boğa. Güçlü ve inatçı ama pratik ve kararlı…<br />
<br />
Sevgili Boğa burcu, Ocak ayında özellikle geçtiğimiz yılı derinlemesine düşünerek yararlanmalıdır. Hatalarınızdan ders alın ve bunları tekrarlamayın. Güçlü yönlerinizden, özellikle de gayretinizden iş ve sorumluluklar konusunda en iyi şekilde yararlanmalısınız. Gergin durumları saldırganlıkla çözmeyin ve her şeyin sorumluluğunu almaya çalışmayın.  Sorunlar sizden uzak duracaktır. İlişkileriniz son zamanlarda çatırdadıysa, nihayet daha iyisi için değişiklik yapacaksınız. Yemek deneyiminin keyfini çıkarmaktan çekinmeyin. Zaman zaman bunu yapabilirsiniz. Aynı ruh halindesiniz, dolayısıyla arkadaşlarınızla ne yapacağınıza ilişkin bir plan üzerinde anlaşmanız zor olmayacak. İlginç ve güzel bir akşamın keyfine varacaksınız. Eviniz daha canlı görünseydi, güzel görünürdü. Alışverişe gidin. Uzun zamandır stres altındaysanız ya da çok sıkı çalışıyorsanız, sağlığınız zarar görecektir. Daha sık dinlenin. Kalabalık ve stresli ortamlardan uzak durmaya çalışın…<br />
<br />
İkizler Burcu :<br />
Merhaba İkizler. Mizah duygusu ve yaratıcılık ile konuşkan ve kibar karakter…<br />
<br />
Sevgili İkizler burcu, bu yılın başında çok huzurlu bir ay bekleyebilirsiniz. Yıldızlar istikrarlı ve olumlu bir konumdalar. Ocak ayı, kariyer, mali, kişisel yaşam veya ev konularında önemli kararlar almaya uygun bir ay olacak. Ne tercihte bulunursanız bulunun hata yapamayacaksınız. Etrafınızdaki herkese içinizde ne olduğunu gösterin. En fazlasını sürdürün. Kişilerin çabalarınızı ve enerjinizi fark ettiğini göreceksiniz. Belki de istenmeyen dikkati bile çekeceksiniz, fakat olabilir. Başkalarını anımsamak zorunda değilsiniz. Akşam gezileri için daveti kabul edin, bu bir flört olabilir veya arkadaşlarla bir şeyler içebilirsiniz. Bundan keyif alacaksınız. İyi para kazanmak ve maddi varlıklar edinmek için fırsatınız olacak. Bu şansı deneyin ve gitmesine izin vermeyin. Belki çok fazla enerjinizin olduğunu hissediyorsunuz. Ama bu tamamen bitkin düşmek için sebep değildir. Bunun birazını ertesi gün için saklayın. Sağlığınıza yinede dikkat edin mevsimsel rahatsızlıklar sizi üzebilir. C vitamini takviyesi ve bitki çaylarını öneririm…<br />
<br />
Yengeç Burcu :<br />
Merhaba Yengeç. Duygusal ama duyarlı karakter, dengesiz ve çekingen…<br />
<br />
Sevgili Yengeç Burcu, Ocak'ta Yeni Yılı heyecanla karşılayacaksınız. Yıldızlar Yengeç'e, çok olumlu bir dönem vaad ediyor. Özellikle aile hayatında barış ve huzurun keyfine varacaksınız. Bu avantajlardan en iyi şekilde yararlanın ve normalde olumlu bir tutumla karşılanamayacak ciddi konuları ortaya atmaktan ve tartışmaktan korkmayın. Böyle şeyler için şimdi doğru zamandır. Tatil ve bir yolculuk planlıyorsanız, hazırlanmak için yeterli zaman ayırın. Belki bu, ekstra bir iş gibi görünecektir ancak daha sonra bir kriz durumunda başkalarını etkileyebilirsiniz ve onlar sizin becerikliliğinizi takdir edeceklerdir. Sizin için anlam ifade etmeyen bir şeyin içine girmeyin. Bu zaman ve enerji kaybıdır. Size bazı zararı olacak aktiviteler yapmayacaksanız daha iyi olacak, riskler yüksek. Yorgun olsanız bile akşam temizlikten kaçınmamalısınız. Bir gün bir şey olmaz, ama uzun vadede bu hiç iyi değil. Sağlığınıza özen göstermek zorundasınız! Kronik hastalığı olan Yengeçler daha dikkatli olmalılar…<br />
<br />
Aslan Burcu :<br />
Merhaba Aslan. Cesaret, özgüven, iddialı ve dürüst Aslan'dır<br />
<br />
Sevgili Aslan Burçları, Yeni Yılın Ocak ayı Aslanlar için oldukça heyecanlı bir şekilde başlayacak. Kariyeriniz söz konusu olduğunda, bu yıl mücadeleci ve iddialı doğanız sayesinde başarılı olacaksınız. Hiçbir şey karşılıksız olmayacak, başlangıçta iş konusunda çok sayıda problemle uğraşmak zorunda kalacaksınız. Ne yazık ki bunlardan kaçınamazsınız, ancak bu sorunların üstesinden geldikten sonra daha güçlü ve daha olgun olacaksınız. Zihinsel olarak tam bir barış ve uyum içinde olacaksınız ve size hiçbir şey sizi düşüremez gibi görünecek. Savunmasız bir an kaderinizin dengesini bozabilir. Bu size gerçekten harika bir deneyim kazandıracak ve siz bunu halledeceksiniz. Ailenizle birlikte dışarı çıkın. Kaçırmış olduğunuz ne varsa yakalayacaksınız, en yakınlarınızla konuşun ve onların eşliğinde güzel bir ay geçirin. Klasik müzik konseri bu akşamları rahatlamak için doğru yoldur. Eğer iyi hissetmiyorsanız, kendinizi sevmediğiniz şeyler veya faaliyetler için zorlamayın. Sağlık her zaman her şeyden önemli…<br />
<br />
Başak Burcu :<br />
Merhaba Başak. Dikkatli, özenli ama zeki ve titiz Başak<br />
<br />
Sevgili Başaklar, Ocak ayında bu yılın hemen başında sabırlı olmanız gerekecek. Başak burcu için şu anda arzularına ulaşmak neredeyse imkansız görünebilir. Pratikliğiniz sayesinde, zorlukların üstesinden gelmenin bir yolunu bulabilirsiniz. Doğru motivasyonla, Ocak ayında çalışma temponuzu artırabilirsiniz. Bazen her şeyi bırakıp kaçmak isteyeceksiniz. Hayatın temposu dayanılmaz görünse bile stresliyken  başka bir yol göremiyor olabilirsiniz. Ama her şey huzur içinde çözülebilir, sadece biraz rahatlamaya ihtiyacınız var. Dinlenin ve düşüncelerinizi düzene sokun. İtaatkar olmayın ve insanların size bu şekilde davranmalarına izin vermeyin. Haklarınız için ayağa kalkın. Bir müze ya da sergi ziyaret edebilirsin. Eğlenecek ve belki de yeni bir şeyler öğreneceksiniz. Sonuçta sadece bir takım dişiniz var bu yüzden onlara düzgün bir şekilde özen göstermelisiniz. Diş hekimini ziyaret etmeniz gerekmekte, korkularınızı yenin ve diş hekimini ziyarete gitmekten korkmayın…<br />
<br />
Terazi Burcu :<br />
Merhaba Terazi. Adalet, sempati, uyum ve akıl<br />
<br />
Sevgili Teraziler entelektüel temelli ve hassas bir yapıya sahip oldukları için Ocak onlar için kolay olmayacak. İşle ilgili yoğun temponuz varken sevgiliniz için yeterince zamanınız olmayabilir. Bundan dolayı, onun tarafından bir güven eksikliği ile karşılaşabilmeniz şaşırtıcı olmayacaktır. Bu kavga etmek için bir sebep değildir; her şey sakin bir şekilde daha etkili bir şekilde çözülebilir. Bazen aksilik veya sinirlilik tarafından yenilgiye uğratılmak gerçeği, beklenmedik bir şey değildir. Omuzlarınızda çok büyük bir yük taşıyorsunuz. Eğer hayatınızın akışını yavaşlatmak niyetinde değilseniz, derin bir nefes almak için en az birkaç dakika bulun. Sıradan işler uzun süre ilginizi çekmeyecektir. Yaratıcı olmaya çalışın ve biraz gösteriş yapın. Belki patronunuz farkına varacak ve sizi takdir edecektir. Eşinizle güzel bir akşam geçirin. Yalnızca birbirinizden keyif alın. Moraliniz çok iyi. Eğer övgü almak istiyorsanız siz de biraz vermelisiniz. Vermeden alınmayacağını öğrenmiş olmanız gerekiyor…<br />
<br />
Akrep Burcu :<br />
Merhaba Akrep. Gözlemci, savaşçı,  görüşlü ve başkalarına karşı anlayışlı…<br />
<br />
Ocak Akrep burcu için oldukça karışık olacak. Birdenbire birden fazla problemi bir anda çözmeye çalışacaksınız, ancak bu yalnızca karışıklığa neden olacak, durumu için den çıkılmaz bir hale getirecek. Bunun yerine sorunları sistematik olarak çözün. Yapılması gereken tüm görevlerin bir listesini yazın ve öncelik sırasına göre düzenleyin. Böylece işler sizin için daha kolay olacak. Başkaları için kendinizi feda edecektiniz. Bu asil bir özelliktir ve bu sayede pek çok gerçek arkadaşınız vardır, ama bazen kendinizi de düşünmelisiniz. Yavaşlayın ve kendinizi baskı altına almayın. Derin bir nefes alın ve vücudunuzu dinleyin. Sevgilinizi hoşnut edin ve sevdikleri bir şeylerle ona sürpriz yapın. Bu küçük bir hediye ve ya lezzetli bir yiyecek veya rahatlama - onu mutlu edecek herhangi bir şey - olabilir. Bir ödül veya övgü bekleyebilirsiniz. Patronunuzun iyi bir ruh halinde olması olasılığı var. Tenis veya diğer raket sporlarını deneyin. Bu sizin enerjinizi yenileyecektir. Uzun bir süredir enerji birikiminiz var…<br />
<br />
Yay Burcu :<br />
Merhaba Yay. Amaca yönelik, enerjik ve arzu ve çabayla dolu<br />
<br />
Ocak'ta Yay burcu, pozitif enerji ile yeni yıla başlayacak. Yıldızlar şimdi doğru konumdadırlar. Doğal bir otorite olarak diğerlerinden üstün olacaksınız. İş yerinde bunu en iyi şekilde kullanın. Sağlığınıza dikkat edin. Bu dönemde kendinizi çok sık strese açık bırakıyorsunuz. Çevrenizdeki insanlar aktif değilse, spor için tek başınıza dışarı çıkmaktan çekinmeyin. En azından size uygun bir tempo tutturursunuz ve kim bilir belki de yeni bir idman arkadaşıyla tanışacaksınız. Aile üyeleriniz sizin yaşam tarzınızı anlamazlar ve sizinle bunun dışında konuşmaya çalışacaklar. Üzülmeyin, onların iyi niyetli olduklarını biliyorsunuz. İşyerinde daha yüksek bir pozisyon için girişimde bulunmaya başlayabilirsiniz. Yolunuz bundan sonra ardına kadar açık. Akşam yemeği yaptığınızda zoru deneyin. Bunu bir deneyim haline getirin ve damak tadınızı şımartın. Yemek yapmak sizi çok rahatlatıyor, bir terapi gibi geliyor size. Kendinizi iyi yemek yapmak konusunda geliştirebilirsiniz. Kolay gelsin o zaman…<br />
<br />
Oğlak Burcu : <br />
Merhaba Oğlak. Muhafazakar burçlar pratik, temkinli ve ciddidir…<br />
<br />
Ocak ayında Oğlak burcu, özel hayatta ve ilişkilerde anlaşmazlıklar yaşayabilir. Kendinize çok yakın olan biriyle daha önce olduğu gibi anlaşamadığınızı göreceksiniz. Bunun yanlış bir tarafı yok. Siz de dahil olmak üzere herkes zamanla değişir ve büyür. İşleri zorlaştırmayın. Sokak boyunca yürürken gözlerinizi açık tutmalı ve etrafınızdaki gerçekliği algılamalısınız. İlginç bir kişiye ne zaman ve nerede rastlayabileceğinizi asla bilemezsiniz. Ve eğer bu kişiyle sırf sizin dalgınlığınız ve hayalciliğiniz yüzünden karşılaşmadıysanız, bu kesinlikle bir utanç olurdu. Etrafınızdaki diğer insanların ruh hali değişimlerinin sizin huzurunuzu kaçırmasına izin vermeyin. Soğukkanlı ve rahat kalın; en sonunda iyi ruh halinizi siz onlara "bulaştırabilirsiniz". Şüphelerinize rağmen görüşleriniz için çok güçlü ve hızlı bir şekilde ayağa kalkmayın. Sizinle alay edeceklerdir. Eğer aynada gördüğünüzü beğenmezseniz, nihayet bu konuda bir şeyler yapmaya başlayabilirsiniz!...<br />
<br />
Kova Burcu :<br />
Merhaba Kova. Deneyim hissine sahip duygusal ve romantik<br />
<br />
Sevgili Kova Burcu Ocak ayında Sabırlı olmalısınız ve enerjinizi saklamalısınız. Ocak'ta ihtiyacınız olacak. İş yerinde, etki edemeyeceğiniz beklenmedik bir durum ortaya çıkacak ve tüm dikkatinizi vermeniz gerekecek. Kova olarak özellikleriniz sayesinde bu soruna uygun bir çözüm bulacak olan ancak övgü alamayacak kişi de yine sizsiniz. Ruh haliniz en iyi durumda olmasa bile olumlu şeyler düşünmelisiniz. Bekleyecek bir şeyleriniz kesinlikle vardır, hayat ilginç deneyimlerle doludur, sadece şansı kaçırmayın. Şansınızı karşılamaya gidin. Elbette ki etrafınızda neler olup bittiğine dikkatinizi vermiyorsunuz. Siz aşıksınız. Ama başkaları sizinle dalga geçmeden önce gözlerinizi açsanız iyi olur. Birini etkilemek için yapılacak doğru şeyi biliyorsunuz. Denenmiş yöntemlere güvenin. Güzel bir tatil planlayın. En azından bir süre için endişeleri unutacak ve daha sakin, ılımlı, huzurlu ve mutlu olmayı artık beklemeye başlayabilirsiniz…<br />
<br />
Balık Burcu :<br />
Merhaba Balık.  Alçakgönüllü ve hassas burçlar, güçlü içsel algı ve ilhama sahiptir.<br />
<br />
Ocak ayı iş yerinde gayretin zamanı olacak. Balık burcu, herkese sahip olduğu becerileri göstermek için benzersiz bir fırsata sahip olacak. Ocak ayı ile birlikte şans senden yana. Diğerleri uykudayken veya kendilerini bir çıkmazda buldukları zaman, sivrileceksiniz. Benmerkezci ve aşırı özgüvenli olmaktan kaçının. Bu şekilde ancak düşmanlar kazanırsınız. Eğer yalnız hissediyorsanız, belirgin ve düzgün bir adım atmaktan korkmayın, örneğin evcil bir hayvan alın. Bu, yalnızlık yerine başka şeyler düşünmeniz için size yardımcı olacaktır. Ailenizden birilerinin sorunları olabilir ve bunu bazı insanlardan saklamak isteyebilirler. Ona yardım edin, sırrını saklayın. Yapılan iyiliğine karşılık vereceğini göreceksiniz. Dambıl ya da atlama ipini yenileyin. Siz de eğlenceli olacağını göreceksiniz. Kötü bir ruh hali içindesiniz bunun riski söz konusu. Herkesin sanki sizin aleyhinize olduğunu hissediyorsunuz, ancak bu durumdan dolayı umutsuzluğa kapılmayınız. Her şey yeniden çok iyi ve sizin istediğiniz gibi olacaktır...]]></content:encoded>
<author>Zekiye Akgün</author>
<link>https://www.alanyatimehaber.com/yazarlar/zekiye-akgun/ocak-2021-aylik-burc-yorumu/17324/</link>
<pubDate>Fri, 01 Jan 2021 22:49:21 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Aralık 2020 Aylık Burç Yorumu</title>
<content:encoded><![CDATA[Koç Burcu : <br />
Merhaba Koç. İçsel güç, enerji, kendine güven…<br />
<br />
Aralık ayında Koçlar, sosyal ilişkilerinde yeniden harika olacak. Yıldızlar, bu dönemde kurulacak arkadaş ilişkilerinin uzun vadeli olacağını söylüyor. İnsanlar ve de onlarla birlikte yaşadığınız keyifli zamanlar sizi yeni düşüncelerle zenginleştirecektir. İş yerinde, ihmal konusunda ve görünüşte önemsiz hatalarla ilgili olarak dikkatli olun. Bazen stres veya sinirlilik tarafından yenilgiye uğratılmak, beklenmedik bir şey değildir. Omuzlarınızda çok büyük bir yük taşıyorsunuz. Eğer hayatınızın akışını yavaşlatmak niyetinde değilseniz, derin bir nefes almak için en az birkaç dakika bulun. Düşüncelerinizde meslektaşlarınızın dışında hiç kimse yoktur. Ama kör olmayın ve çok müdahil davranın. Akşam yemeği yaptığınızda zoru deneyin. Bunu bir deneyim haline getirin ve damak tadınızı şımartın. Eğer kilo vermeye çalışıyorsanız çeşitli ürünlere güvenmeyi bırakın ve bol miktarda sebze meyve tüketmeyi deneyin. Semt pazarlarında en tazesini bulabilirsiniz. Spor yapmaya başlamanızı öneririm…<br />
<br />
Boğa Burcu :<br />
Merhaba Boğa. Güçlü ve inatçı ama pratik ve kararlı…<br />
<br />
Aralık çok istikrarlı bir aydır. Şu an, özellikle de para durumları söz konusu olduğunda uzun vadeli planlar için en iyi zamandır. Diğer yandan Boğa burcu, aile sorunlarına karşı dikkatli olmalıdır. Yaşadığı zorluklar konusunda kendisine yardım etmek istediğiniz üzgün kişinin güvenini kazanmak zorundasınız. Size keyif vermeyen faaliyetleri bırakın. Kimsenin sizi zorlamasına izin vermeyin. Kibarca reddetme kimseyi üzmeyecektir. Bazı dingin faaliyetlere önem vermeyi tercih etmelisiniz. Pozitif olmaya çalışın ve arkadaşınız keyifsiz olduğunda moralini düzeltin. Gerçekten mutlu olacaktır. Yeni ev alanlar ve evlerine tadilat yapanlar. Şimdi bir ev temizliği için doğru andır. Bunu kabul edin, bu zamanla ilgiliydi. Durumu tartın ve önceliklerinizi belirleyin. Küçük sorunlar sebebiyle kendinizi strese sokmanız saçmadır ve dahası bu, sağlık için iyi değildir. Kendinize zaman ayırın kitap okuyabilir ve ya bir film seyretme zamanı ayırabilirsiniz…<br />
<br />
İkizler Burcu :<br />
Merhaba İkizler. Mizah duygusu ve yaratıcılık ile konuşkan ve kibar karakter…<br />
<br />
Aralık'ta İkizler, ilişkilerin ve ailenin uyum içinde olduğu tek burç olacaktır. En çok yeni yıla girerken eğleneceksiniz. Bu dönemde aynı zamanda yeni deneyimler de bekleyebilirsiniz. Kişiliğinizi yeni ve güzel bilgilerle zenginleştirecek bir kişi ile tanışacaksınız. Çeşitli şeyleri fark edeceksiniz ve çok olgun bir kişilik kazanacaksınız. Doğaya özen gösterin ve onu koruyun. Yeryüzünde yalnız olmadığınızı unutmayın, o yüzden bencil olmayın, özellikle gelecek nesiller söz konusu olduğunda. Çöpleri ve cam  kağıt sınıflandırmak için bir kaç ekstra adım sizi öldürmeyecektir. Ayrıca doğru olan şeyi yapmaları için daha çok insanı ikna etmeye çalışın. Bazı önemli şeyleri kolayca unutabileceğiniz kadar çok işiniz var. Her şeyi kağıda yazın. Akşamları strese kapılmayın. Endişeleriniz en azından bir süre için uzaklaşsın. Mevsime göre giyinmezseniz nezle olacaksınız…<br />
<br />
Yengeç Burcu :<br />
Merhaba Yengeç. Duygusal ama duyarlı karakter, dengesiz ve çekingen…<br />
<br />
Yengeç burcu bu Aralık ayında geçen yılı gözden geçirecek. Arkanızda büyük bir başarınız var ve haklı olarak kendinizle gurur duyabilirsiniz. Sadece bunu çok açığa vurmayın. Sizi kötüye kullanmaya ve başarınızın en azından bir kısmını çalmaya çalışan kıskanç kişilerle her yerde karşılaşabilirsiniz. Sokak boyunca yürürken gözlerinizi açık tutmalı ve etrafınızdaki gerçekliği algılamalısınız. İlginç bir kişiye ne zaman rastlayabileceğinizi asla bilemezsiniz. Ve eğer bu kişiyle sırf sizin dalgınlığınız ve hayalciliğiniz yüzünden karşılaşmadıysanız, bu kesinlikle bir utanç olurdu. Yıldızlar bekar olanlara karşı hevesli, bu nedenle çevreye yönelmelisiniz veya çevrimiçi olan birileriyle tanışmalısınız. Diğerleri yapsa bile siz kesinlikle tembellik yapmamalısınız. Patronunuz çabalarınızın farkına varacak. Son birkaç aydır, çok yoruldunuz. Yoğun iş temposu etrafınızdaki kişilerin sorunları sizi çok yordu.  Temiz hava size daha iyi hissettirecek. Bir sporsever değilseniz, en azından bir yürüyüşe çıkın…<br />
<br />
Aslan Burcu :<br />
Merhaba Aslan. Cesaret, özgüven, iddialı ve dürüst Aslan'dır<br />
<br />
Aralık ayında şımarmaktan korkmayın. Bu zorlu yılın ardından bunu kesinlikle hak ediyorsunuz. Örneğin, kendinizi olağanüstü bir deneyimle ödüllendirin. Ruh haliniz daha iyi olacak ve çevrenizde görünecek ve size karşı kötü niyetli olan kişi tarafından bile keyfiniz kaçırılamayacak. Onunla rahatlıkla ilgileneceksiniz. Bir süre sonra hayatın eğlenceli olduğunu yeniden göreceksiniz. Belki birkaç gününüzü, çalışmak veya diğer görevler için çok fazla çaba sarf ederek geçirdiniz. Kaygılarınızı bir kenara koyun ve sadece rahatlayın ve hayatın tadını çıkarın. Yeni işe başlayan Aslanlar kendinizi ve çalışmalarınızı göstermenin tam zamanı. Eşiniz hakkında duyabileceğiniz söylentilere aldırmayın. Sorunlar hakkında konuşmak daha iyi olurdu, onu savuşturmak değil. Kendinizi eğitin, bir sunuma gidin veya bir eğitim filmi izleyin. Şu anda gerçekten ihtiyacınız olan şey dengeli yaşam tarzıdır. Maddi olarak güzel bir ay sizi bekliyor rahatlama ve birikim motivasyonunuzu arttıracak…<br />
<br />
Başak Burcu :<br />
Merhaba Başak. Dikkatli, özenli ama zeki ve titiz Başak<br />
<br />
Aralık ayı ile birlikte kariyerinizde bir değişiklik yapma şansı nihayet gelecektir. Artık yıldızlar daha istikrarlı ve olumlu bir konumdadır ve Başak burcunun iş alanında harikalar yaratacaktır. Zaman çok daha çabuk geçecek ve herhangi bir çaba sarf etmeksizin, tüm görevleri kolaylıkla başarabileceksiniz ve acil sorunlara çözüm bulacaksınız. Çalışmaktan yine keyif alacaksınız. Bu ay, en çok iyilerden biri değil. Sessiz bir köşeye çekilmek ve tüm dikkatlerden kendinizi saklamak istersiniz. Ama depresyonun sizi ele geçirmesine izin vermeyin. Onunla mücadele edin, gülümseyin ve başınızı kaldırın. Yakında bu kötü ruh halini unutacaksınız. Genellikle beklemeye değer, yani eğer yüzde yüz emin değilseniz yeni bir ilişkiye aceleyle girişmek önerilmez. Bazı toplantılar uzun sürdüğünde hüsrana uğramayın. Bu zaman zaman olabilir. Yeterince önlem almıyorsunuz, o yüzden tetkiklerden korkmayın ve bunu ertelemeyin. Mide sorunları yaşıyorsunuz, stresli günler bitiyor ve sinirlerinize hakim olmalısınız. Sağlıklı olmak önemli unutmayın…<br />
<br />
Terazi Burcu :<br />
Merhaba Terazi. Adalet, sempati, uyum ve akıl<br />
<br />
Bu yıl üstesinden gelmek zorunda olduğunuz tüm zorluklara rağmen Aralık ayında mutlu olduğunuzu ve hayatınızın tüm sorunlarınızdan ve meselelerinizden bağımsız olarak güzel olduğunu göreceksiniz Bu yıl Terazi burcunu gerçekten zenginleştirdi. Tüm olumsuz deneyimler kötü sonuçlar doğurmak zorunda değildir. Bu durumlar sayesinde öğrenirsiniz. Çoğu durumda teknik bilginiz vardır ve herhangi bir zor durumu kolayca yönetebilirsiniz ama şimdi her nasılsa başarısız oldunuz. Yıldızlar bu ay size fazla destek vermiyor, o yüzden ters gitmeyen bir şeylere dikkatinizi vermeye çalışın. Artık on dört yaşında değilsiniz. Hoşlandığınız kişinin aramasını beklemeyin, durumu kendi ellerinizin içine alın. Monoton iş sizi neredeyse uyutabilir. Çok yoruldunuz. Bir mola vermeyi tercih etmelisiniz. Aralık yeniden yapılanma için uygundur. Düzgün bir şekilde evinizi temizleyin ya da boyayın, mobilyaların eski parçalarını atın ve yenilerine bakın. Evinizin perdelerini değiştirin, değişim size iyi gelecektir…<br />
<br />
Akrep Burcu :<br />
Merhaba Akrep. Gözlemci, savaşçı,  görüşlü ve başkalarına karşı anlayışlı…<br />
<br />
Bu yılın son ayı Aralık boyunca, enerjinizi kariyerinize doğru yönlendirmeniz öneriyorum. Özellikle en gayretli olanlara kariyerde ilerleme veya ikramiye şeklinde geri dönüş olabilir. Aynı zamanda etrafınıza daha dikkatli bakmaya başlayın. Akrep burcu, tarihler için yapılan davetiyeleri reddetmelidir.  Deneyimli sisteminiz işe yaramazsa, bilinmeyene atılmanız başlangıçta korkutucu olabilse bile değişiklik yapmayı denemekten çekinmeyin. Ekonomik olarak sıkıntılı bir yıl geçirdin. Yılın son ayında yavaşta olsa rahatlama yaşayacaksın. Daha sonra bunun doğru bir adım olduğunu göreceksiniz. İtaatkar olmayın; eşinizin davranışlarından hoşlanmazsanız tolerans göstermeyin. Sizi rahatsız eden her şeyi söyleyin.. Kültürel deneyim yaşarken rahatlamanın kesinlikle faydası dokunacaktır, o halde ne bekliyorsunuz! Haydi! Eğer kilo vermek istiyorsanız ilk etapta alkolü azaltmanız gerekiyor, ardından bir uzmandan yardım alın ve spor yapmaya başlayın. Bakın sonra nasıl moraliniz ve sağlığınız düzelecek…<br />
<br />
Yay Burcu :<br />
Merhaba Yay. Amaca yönelik, enerjik ve arzu ve çabayla dolu<br />
<br />
Aralık size sonunda huzur ve uyum getirecektir. Bir süreliğine gevşemek, derin bir nefes almak ve geçen yılı değerlendirmek için zamanınız olacak. Çok yoruldunuz iş yoğunluğu kendinize zaman ayıramamak sizi bunalttı. Ancak bu yıl Yay burcu kişiliğiyle ilgili büyük bir ilerleme kaydetti. Artık daha dengelisiniz ve stresle daha kolay başa çıkabilirsiniz. Şu anda hiç bir şey yılbaşı gecenizi bozamaz. Sinirlilik, ruh halinize artık yardımcı olmayacaktır. Bu nedenle yanlışlıkla birini kırabilirsiniz. Daha fazla gevşemeye çalışın ve sizin kötü ruh halinizle hiçbir ilgisi olmayan insanlara kızmayın. Sizin cesur ve zamansız fikirleriniz ne yazık ki herhangi bir heyecan getirmeyecek. Yıldızlar Yay için ters konumda. Spor aletlerinizi ya da atlama ipini yenileyin. Siz de eğlenceli olacağını göreceksiniz. Küçük sağlık sorunlarını bile hafife almayın; daha sonra çok daha kötü bir şey haline dönüşebilir. Kendinize zaman ayırın ve bir sağlık kuruluşuna gidip kontrollerinizi yaptırın. Sağlık şakaya gelmez; lütfen dikkat…<br />
<br />
Oğlak Burcu : <br />
Merhaba Oğlak. Muhafazakar burçlar pratik, temkinli ve ciddidir…<br />
<br />
Bu yılın son ayı Aralık'ta pişmanlıklar olmadan tamamen keyif alacaksınız. Geri dönüp önceki olayları incelemek için de zaman bulacaksınız. Ne iyiydi ve neyi geliştirmek istiyorsunuz. Bu dönemde kişisel olarak olgunlaşacaksınız ve önceliklerinizi doğru belirleyeceksiniz. Oğlaklar arkalarında başarılı bir yıl bıraktılar. Ahlak ilkeleriniz değişebilir. Bitirmeyi ya da bitirmemeyi düşüneceğiniz durumların içine gireceksiniz. Her iki olasılığın da artıları ve eksileri vardır. Yıldızlar size risk alabileceğinizi söylüyor, ama sizin görüşlerinizle de desteklenmesi kötü bir adım olmaz. Akrabalarınız sizinle ilgili bazı söylentiler duymuş olabilmelerine rağmen, size son zamanlarda çok dikkat etmediler. Her şeyi doğrudan halledin ve tartışmaları önleyin. Patronunuzdan sakınmalı dikkatli olmalı onun söylemlerine kulak vermeli ve bütün işi hemen bitirmelisiniz, böylece daha fazla sıkıntınız olmaz. Ying yang'ınız şu anda dengededir, pozitif enerji yayıyorsunuz. Şans bu ay sizden yana olacak…<br />
<br />
Kova Burcu :<br />
Merhaba Kova. Deneyim hissine sahip duygusal ve romantik<br />
<br />
Kova burcunun kariyeri söz konusu olduğunda, yılın sonu istikrarlı bir dönem getirecektir. Kısa günlerin ve sıkıcı olayların çalışma temponuzu düşürmek için sizi yavaşlatmasına izin vermeyin. Çok fazla pasiflik asla iyi bir fikir değildir. Aralık ayında, sağlığınızı ve koruyucu önlemlerinizi de düşünmelisiniz. Yeni yıla girerken hasta olmak istemezsiniz. Havadaki değişimi hissedebilirsiniz. Yıldızlar nihayet doğru konumdalar ve sizi olumlu etkilemektedir. Etrafınızdaki insanların dikkatini çekmenize yardımcı olacak yeni enerji biçiminde hissedilebilir. Karşı cins söz konusu olduğunda bağlantı kurmak kolay olacaktır. Arkadaş ve tanıdık çevrenizi genişletin. Bir parti davetini kabul edin.  İlginç kişilerin bulundurulmasının her zaman faydası dokunur ve kim bilir belki burada ruh eşinizle bile karşılaşacaksınız. Yürüyüşe çıkın, ama bu sefer şehir dışında doğanın içine gidin. Şehirlerdeki sisten bir süre için uzak kalmanız gerekir. Hayatınıza biraz düzen ve sürekli bir program getirmenin iyi bir fikir olup olmadığını düşünün…<br />
<br />
Balık Burcu :<br />
Merhaba Balık.  Alçakgönüllü ve hassas burçlar, güçlü içsel algı ve ilhama sahiptir.<br />
<br />
Eşleriyle henüz karşılaşmamış olan Balıklar Aralık ayında sosyalleşirken ve flört ederken bol bol eğlenceli vakit geçirebilirler. Hatta bunu bilmeden, karşı cinsten ilginç ve yeni kişilerle tanışmanız çok kolay olacak. Bu burç yorumlarına göre, Yıl başı akşamının keyfine en çok aile çevresinde varacaksınız. Büyük olasılıkla kendinizi sizi çok güçlü bir şekilde etkileyen bir kişinin huzurunda bulacaksınız. Ama fırsatı kaçırmayın. Her durumda tam bir sükunetle davranın ve kendinizi utandırmayın. Çalışmak için her zamankinden daha çok sessizliğe ihtiyacınız var, o yüzden iş arkadaşlarınızın konuşmalarıyla dikkatinizi dağıtmalarına izin vermeyin. Macerayı özlediniz mi? İnsanların içine gidin ve "bunun için mücadeleyi" kendi başınıza verin. Siz bir makine değilsiniz; vücudunuzun en azından bazı zamanlar dinlenmeye ihtiyacı olduğunu unutmayın. Evinizde kendinize zaman ayırın, bir kahve yapın bir müzik açın ve kafanızı boşaltın. Bu size çok iyi gelecektir…<br />
 ]]></content:encoded>
<author>Zekiye Akgün</author>
<link>https://www.alanyatimehaber.com/yazarlar/zekiye-akgun/aralik-2020-aylik-burc-yorumu/17323/</link>
<pubDate>Tue, 15 Dec 2020 22:39:46 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>ŞEZLONG KAPMA OLİMPİYATLARI</title>
<content:encoded><![CDATA[<h2>YAZ GELİRKEN HAVUZ BAŞINDA ŞEZLONG KAPMA OLİMPİYATLARI VE OTELLERDE İLK YARDIM VE CANKURTARANIN ÖNEMİ</h2><br><br><br><br>Öncelikle şu şezlong kapma olayına değinmek istiyorum. Havuz başında sınırlı sayıdaki şezlongları rezerve etmek için havlu koyanda, rezerve için konulmuş havluları kaldırıp atıp şezlonga yatanda,  şezlong savaşlarına müdahale etse bir dert, etmese bir dert olan ve her şart altında zorda kalan otel yönetimleri de konularında kendince haklılar  bence.<br><br>Herkesin haklı olduğu bu konuda çözüm; havuz alanına, misafir sayısı kadar şezlong koymaktan geçiyor  ama burada da kısıtlı havuz alanı ve maliyet konusu çıkıyor karşımıza. Bence 3 ucu da kakalı bir konuda, çok ama çok dikkatli olmak lazım. Zira konu savaşa sebep olacak türden bir kısır döngü.<br><br>Bu girişten sonra;<br><br>Otel havuzlarında gördüğüm bazı hususlar var, faydalanmak isteyenler için bunları paylaşmak istiyorum.<br><br>Turistik tesislerin belgelendirilmesi ve niteliklerine dair düzenlemelerde bulunan 2005/8948 sayılı yönetmeliğin 31. maddesi gereği otellerde bulunan  her havuzda, bronz  ve sahilde gümüş sertifikalı cankurtaran bulundurma zorunluluğu vardır. Denizde bulundurulan gümüş bröveli cankurtaran, sadece cankurtaran görevini ifa etmeli, beach boya (plajcı çocuğa) ait görevler cankurtarana yüklenmemeli ve cankurtaran beach boy gibi çalıştırılmamalıdır. Çünkü onun gözü her daim suda ki misafir üzerinde olmalıdır.<br><br>Ekstra görevler verilen gümüş belgeli bir cankurtaran, iş ağır gelmeye başlayınca, o oteldeki işi bırakıp daha rahat çalışıp, sadece cankurtaranlık yapacağı bir otel plajında iş bulmakta ve o cankurtarana 500-600 tl belge masrafı yapıp, belgeyi aldırtan otelci de, o otele tatil yapmaya gelen misafirde dolaylı şekilde mağdur olmaktadır.<br><br>Havuz başında bulundurulması gereken bronz belgeli cankurtaranda ise durum daha da enteresan. Havuzda bronz belgeli cankurtaran var ama barmen, meydancı, garsonluk gibi ekstra işlerle de görevlendirilen cankurtaranlar, bu işleri yapmaktan cankurtaranlık yapacak vakit bulamıyor ve herhangi bir boğulma anında misafirler, cankurtaran zamanında müdahalede bulunamadığı için  bu durumdan zarar görüyorlar ve dolayısı ile şikayetçi oluyorlar. Bir birinden bağımsız 2 havuza 1 tek cankurtaran koymak ve cankurtarana başkaca görevler yüklemek ise tam bir felaket.<br><br>Her şeyin bir kullanma kılavuzu olduğu gibi, havuzun ve denizin de bir kullanma kılavuzu olmalı  ve bu kurallar otel yönetimince yazılı olarak kullanıcılara bildirilmelidir.<br><br>Bir panoda yazılı olarak belirtilmesi gereken bu kurallar şöyle sıralanabilir.<br><br>Yüzme bilseler dahi, 14 yaşa kadar çocukların sorumluluğu anne ve babalarındadır.<br>Havuz kullanma saatleri 08/17:00 saatleri arasıdır. Bu saatler dışında havuz kullanımından doğabilecek olası zararlardan otel yönetimi sorumlu değildir.<br>Kaydırak kullanma talimatı ayrıca kaydırak çevresinde  belirtilmiş olup, kurallara aykırı davrananların uğrayacağı zarardan otel yönetimi sorumlu değildir.<br>Kaydırak çalışma saatleri haricinde kaydıraklara tırmanan ve kaydırakları susuz kullananların göreceği zararlardan otel yönetimi sorumlu değildir.<br>Havuz alanı kaygan olup misafirlerin havuz başında koşmamaları, havuza balıklama atlamamaları  ve maksimum düzeyde dikkatli olmaları önemle duyurulur.<br>Havuz derinliği yetişkin havuzunda 1.40, çocuk havuzunda 40 cm'dir. Havuzu kullananların bu ölçülere göre hareket etmeleri önemle duyurulur.<br>Havuzda cankurtaran bulunmakta olup, çalışma saatleri 08:00/ 12:00- 13:30/ 17:00 dır. Cankurtaran İmdat beye ait cep tel numarası : 0505 0707070 dır.<br>Cankurtaranın olmadığı saatlerde havuzu, kaydırakları ve denizi kullanan misafirlerin uğrayabileceği olası zararlardan otel yönetimi sorumlu değildir.<br>Otelimizde revir bulunmakta olup, revirde bulunan sağlık görevlisinin çalışma saatleri  08:00/ 12:00- 13:30/ 17:00 dır .Sağlık görevlisi Yettim beye ait cep telefon numarası 0507 0707070 dır.<br>Havuza giren bebeklerin bebek bezi yerine havuz için özel yapılmış mayo, bebek bezi ile havuza sokulması her şeyden önce kendi bebeğinizin sağlığı için önemlidir.<br>Otel havuzlarında temizlik, kimyasal olarak şartlandırılmış havuz suyunun asit, klor ile dezenfekte edilmesi, su içinde oluşan partikül halindeki pisliklerin dibe çöktürülmesi, vakumlu emicilerle toplanması, bu işlemlere tabi tutulan suyun havuz dairesinde ki özel filtrelerden geçirilmesi sureti ile yapılmaktadır. (Havuz suyu hiç değiştirilmiyor, bu yüzden su kirlidir gibi bir yargı, doğru olarak bilinen yanlış bir şehir efsanesinden ibarettir !!!) ;))))<br>Fantezi madde ;))  Havuza çiş yapanlar kamera ile görüntülenmekte olup, en yakın WC 10 metre ileride hizmetinize sunulmaktadır  ;))<br>Havuz çevresinde ve içinde yiyecek tüketilmemesi önemle  rica olunur, özellikle cips, çikolatalı pasta gibi yağlı ürünler havuzun hijyen dengesini bozmaktadır.<br>Hepimizin zaman zaman başına gelen ve yanlış yorumladığımız bir diğer konu ise kulağa su kaçma olayıdır.<br><br>Kulağına su kaçtığı için tek ayak üzerinde sıçrayan, bir eli ile su kaçtığına inandığı kulağını tıkayıp, kulağına tazyik yaparak kulağını açmaya çalışan, ağzını yırtılırcasına ayırarak kulağını açmaya çalışan insanlar görürsünüz, hatta bu kişi bazen kendimizde olabiliyoruz.<br><br>Kulağa su kaçma dediğimiz olay aslında kulakta birikmiş kulak içi pisliğinin, suyu görünce yumuşayarak şişmesi ve kulak içini tıkamasından ibaret  bir olaydır. Tıkanıklığın uzun sürmesi, ağrı ve çınlama yapması durumunda en sağlıklı çözüm bir doktora başvurarak, kulağı yıkatmak ve kulağı tıkayan pislikten kurtulmaktır.<br><br>Yaz gelirken tüm okurlara iyi tatiller dilerim, şimdilik aklıma gelenler bu kadar ...;))<br><br>Saygılarımla<br><br>Aytekin Manici<br><br>]]></content:encoded>
<author>Aytekin Manici</author>
<link>https://www.alanyatimehaber.com/yazarlar/aytekin-manici/sezlong-kapma-olimpiyatlari/11752/</link>
<pubDate>Wed, 04 Dec 2019 00:34:45 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>HAYAT DEVAM EDECEK</title>
<content:encoded><![CDATA[Kaç kere öldünüz hayatınızda? Kaç kere doğdunuz küllerinizden? Kaç siz var sizden içeri?<br><br>                Yaşam yolunda bir çok acı, tatlı deneyimlerle dönüştük, dönüşmeye devam edeceğiz de. Fakat bu noktalarda önemli olan neydi? Neyle evrildik? Neyle devrildik? Neyle dirildik? Bizi yaşamda tutan ne oldu?<br><br>Her gün her yerde felaket söylemleri okuyor, duyuyor, kaygıya, korkuya, endişeye kapılıyoruz. Peki gerçekten böyle mi? Bu konuda yapabileceklerimiz neler? Korkuyu büyüterek ne elde edebiliriz, karanlıktan başka. Önemli olan ne yaşadığımız mı yoksa o olaya yüklediğimiz anlam mı? Bir dostum çok güzel bir yazı yazmış, sizlerle paylaşmak istiyorum. Umarım başka bir pencere olur bakış açılarımıza.<br><br>                               <br><br>                Gökyüzüne olan ilgim son dönemlerde giderek artıyor. Fakat bu ayaklarımın yerden kesilip, dünya gerçeklerine bir perde çektiğim anlamına da gelmiyor. Önümüzde bir güneş tutulması var, dolar almış başını gitmiş. Etrafta herkes ya küfür ediyor ya da kafayı kırmış bir şekilde alay ediyor. Farkındayım ağlanacak halimize gülüyoruz ama biraz abartmıyor muyuz?<br><br>Son 3 yıldır ekonomistler bangır bangır öngörülerde bulunuyor. Ekonomistlere ve dünya ekonomisine ilginiz olmadığını varsayalım; işiniz, alım gücünüz ve market rafları dahi binlerce şey anlatıyor. Ortada çok açık bir tablo varken, bugün neden şok yaşadık biz?<br><br>Tüm bu göstergeler olumsuz bir ivme izlerken, biraz aklı selim davranmamak konusunda insan önce kendine ayna tutmalı bence. Sürekli birilerini, dünyayı, kaderi şunu bunu suçlayarak çözüm bulmak imkansız. Benim ne dolarım ne de yatırırımım var. Anlayacağınız kafam bir hayli rahat. Etrafımda dolarını oradan oraya yatıran, sürekli kar etmeye çalışan, maaşını dolardan hesaplayıp halay çeken bunca insan varken büyük resim beni hiç mutsuz etmiyor.<br><br>Savaş ve kıtlık dönemlerine olan ilgimden dünyanın yakın geçmişini sıkı takip ediyorum. Olumsuz günler gelebilir, yıkıcı etkileri de olabilir. Kimi krizler gerçekten emekleri zirveye taşırken, kimi krizler büyük batışlara sebebiyet verebilir.  Şimdi sakince bu gelen olumsuz dalganın sizi nereye götürdüğünü görme zamanı. Sakin kalmak, 24 saat düşünmeden karar vermemek ve sadece durmak lazım. Aç kalacaksak krize gerek olmadan da aç kalırız. Dibe inmeden yukarı çıkılmıyor, bu inişin elbet birde çıkışı olacak. Dünyada büyük savaşlar olup, insanlar cephede çarpışırken toprağında kalan binlerce insan hayatına devam etmiş. Balolar hala düzenlenmiş, doğum günleri gene de kutlanmış. İnsanlar evlenmiş, tarlasını ekmiş, kısacası hayat devam etmiş.<br><br>Hayat devam edecek. Eğer görecek günümüz, yiyecek ekmeğimiz ve gezecek hayallerimiz var ise hepsi olacak. Bu ani enerji dalgalanmalarının verdiği mesajı iyi analiz etmek, hayatımıza aktarmak ve yolumuza devam etmek lazım.<br><br>2023 yılına kadar dünya düzeni ve ekonomik göstergeler konusunda pek iç açıcı bir tablo görmediğini söylüyor uzmanlar. Peki siz bu durum için ne planlıyorsunuz? Hedefiniz ne? Nereye gidecek bu yolun sonu? Bu krizin sizin için sunduğu fırsatı görmeye hazır mısınız?<br><br>Madem kriz var, o zaman daha çok çalışıp, daha iyi işler yapmak için ortam daha uygun olabilir. Çürük elmalar temizlenirken, sizin ışığınız neden parlamasın?<br><br>Nezaket Tomur ]]></content:encoded>
<author>Sanem Zorlutuna</author>
<link>https://www.alanyatimehaber.com/yazarlar/sanem-zorlutuna/hayat-devam-edecek/12459/</link>
<pubDate>Fri, 13 Sep 2019 04:01:46 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>MEŞGULÜM, MEŞGULSÜN, MEŞGUL…</title>
<content:encoded><![CDATA[Günün birinde ‘Keşke zamanım varken şunları yapabilseydim’ diyeceğimizi bile bile bugün sürekli küçük şeylerle meşgul olmamız aslında ne büyük trajedi…<br><br>‘Medar-ı maişet’ için… Bugünün jargonuyla ‘karnımızı doyurabilmek’, geçinebilmek için…<br>‘Kariyer’ için…<br>‘Çevre edinebilmek, statü yükseltmek’ için…<br>Para pul için…<br>Makam mevki için…<br>Ama sürekli, ama kesintisiz, ama deliler gibi çalışıyoruz.<br><br>Ve fakat dikkat edin;<br>‘Aşk için’ değil mesela…<br>‘Kendimizi gerçekleştirmek için’ değil…<br>‘Üç günlük dünyada daha mutlu ve daha mutmain (doyuma, nirvanaya ulaşmış) olabilmek için’ değil çabamız…<br>‘Hayata -o hep imrendiğimiz kimseler gibi- kahramanca meydan okumak, bizi boğan rutinlere baş kaldırmak için’de değil…<br>Esas önemli şeyler için değil yani, ‘ucuz, önemsiz ve küçük şeyler’ için çalışıyoruz…<br>Çoğumuz ve belki de hepimiz böyleyiz…<br><br>O nedenle işte günün birinde yine çoğumuz-büyük olasılıkla-‘İyi ki böyle yaşadım’ diyemeyeceğiz de ‘Keşke zamanım varken şunları yapabilseydim’ diyeceğiz.<br><br>Esasen şimdi, şu anda bile eleştirdiğimizden farklı halde değiliz.<br>Sadece şu son bir yılınızı nasıl geçirdiğinizi düşünsenize:<br>‘İyi ki öyle yaşadım’ mı diyorsunuz yoksa ‘Keşke şunları yapabilseydim’mi?<br>***  <br>Yapmaktan hoşlandığımız şeylere zaman ayıramamaktan bahsediyoruz; ama en az bu kadar trajik bir başka durum da ‘birlikte olmaktan mutluluk duyduğumuz insanlara zaman ayıramamak, onlarla yeterince birlikte olamamak’…<br>Yine küçük ve fakat bütün hayatımızı işgal eden meşguliyetlerimiz yüzünden…<br>Annemizle, babamızla, sevgilimizle, çocuklarımızla, can dostlarımızla bir arada olamamak…<br>Halbuki dünya üç günlük!<br>Halbuki en kıymetlilerimiz onlar…<br>***<br>‘Önceliklerimiz’ konusunda kontrolü hepten kaybetmiş görünüyoruz.<br>Sen, ben, o… <br>Biz, siz, onlar; hepimiz…<br>Fena halde meşgulüz.<br>Medar-ı maişetle, parayla pulla, makamla mevkiyle ve yani incir çekirdeğini doldurmayacak şeylerle…<br>Dolayısıyla da birbirimize zaman ayıramıyoruz.<br>Ne yazık!<br><br>Şimdi bütün bunları masanın üstüne koyduktan sonra siz söyleyin Allahaşkına, Paul Auster haksız mı?<br>O diyor ki ‘İnsanlar asla söyledikleri kadar meşgul değillerdir. Onların öncelikleri vardır ve bazen size sıra gelmez…’]]></content:encoded>
<author>Savaşkan İlmak</author>
<link>https://www.alanyatimehaber.com/yazarlar/savaskan-ilmak/mesgulum-mesgulsun-mesgul/12138/</link>
<pubDate>Mon, 20 May 2019 23:52:18 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>KONUT KREDİ FAİZ ORANLARI</title>
<content:encoded><![CDATA[Havaların ısınmasıyla birlikte konut alım ve satımında da bir hareketlilik yaşanıyor. Ekonomik göstergeler, yabancının Türkiye'ye ilgisi, terör belasının bugünlerde ülkemizden uzak durması gibi etkenler gayrimenkule talebin artmasında ki başlıca faktörler diyebiliriz. Konut alımında en önemli etkenlerden biride konut kredi faizleri...<br><br><br><strong>EV ALMAK İÇİN DOĞRU ZAMAN MI?</strong><br><br>Ne yazık ki konut kredisi çekerek ev satın almak şu anda yükselen faiz oranları nedeni ile mantıklı kabul edilmezken, elinde peşin parası olan kişiler için ise markalı konut projelerinde yüzde 40-50 gibi büyük oranda düşen faizler konut yatırımını cazip hale getiriyor.<br><br><strong>KONUT KREDİSİ FAİZ ORANLARI DÜŞECEK Mİ?</strong><br><br>Aslında herkesin yanıt aradığı önemli bir soru da bu madde olarak öne çıkıyor. Hatırlanacağı üzere Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak konut kredisi faiz oranlarının Mayıs ayında yüzde 1'in altına düşeceğini açıklamıştı.<br><br>Ancak mevcut koşullarda böyle bir oranın Mayıs ayında gelmesi imkansız gibi görünüyor. Şu anda kamu bankaları dahi en düşük konut kredisi faiz oranını yüzde 1.45 olarak uygularken yüzde 0.98 konut kredisi oranının gelmesi pek mümkün görünmüyor.<br><br>Merkez Bankası tarafından yapılacak olan politika faizi indiriminin dahi Haziran ayında yapılmasının mümkün olmadığının açıklandığı bir dönemde bankaların böyle bir indirime gitmelerinin söz konusu dahi olmadığı iddia ediliyor.<br><br>Tüm Bankaların Güncel 22 Nisan 2019 Tarihli Konut Kredisi Faiz Oranları Listesi<br><br>Ziraat Bankası Konut Kredisi Faiz Oranı % 1.45<br><br>Vakıfbank emlak365.com Konut Kredisi Faiz Oranı % 1.45<br><br>Halkbank Konut Kredisi Faiz Oranı % 1,49<br><br>ICBC Bank Konut Kredisi Faiz Oranı % 1.60<br><br>ING Bank Konut Kredisi Faiz Oranı % 1.69<br><br>Denizbank Konut Kredisi Faiz Oranı % 1,69<br><br>Ziraat Katılım Konut Finansmanı % 1,70<br><br>İş Bankası Konut Kredisi Faiz Oranı % 1,72<br><br>Alternatif Bank Konut Kredisi Faiz Oranı % 1,75<br><br>Şeker Finans Konut Kredisi Faiz Oranı % 1.78<br><br>Yapı Kredi Bankası Konut Kredisi Faiz Oranı % 1,79<br><br>Garanti Bankası emlak365.com Konut Kredisi Faiz Oranı % 1.81<br><br>Kuveyt Türk Konut Kredisi Faiz Oranı % 1,84<br><br>Albaraka Türk Konut Finansmanı % 1,89<br><br>Finansbank Konut Kredisi Faiz Oranı % 1,90<br><br>TEB Konut Kredisi Faiz Oranı % 1,94<br><br>Türkiye Finans Katılım Bankası Konut Kredisi Faiz Oranı % 1,98<br><br>Akbank Konut Kredisi Faiz Oranı % 1,99<br><br>Odeabank Konut Kredisi Faiz Oranı % 1,99<br><br>Fibabanka Konut Kredisi Faiz Oranı % 1,99<br><br>Şekerbank Konut Kredisi Faiz Oranı % 2,29<br><br>HSBC Bank Konut Kredisi Faiz Oranı % 2,30<br><br>Burgan Bank Konut Kredisi Faiz Oranı % 2,41<br><br>Anadolu Bank Konut Kredisi Faiz Oranı % 2,75<br><br>]]></content:encoded>
<author>Murat Kayacan</author>
<link>https://www.alanyatimehaber.com/yazarlar/murat-kayacan/konut-kredi-faiz-oranlari/17304/</link>
<pubDate>Thu, 02 May 2019 01:45:35 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>FİT BİR VÜCUT İÇİN 10 ADIM</title>
<content:encoded><![CDATA[Kış mevsimi bedenimiz için fazlasıyla yıpratıcı bir süreçtir. Artan hastalıklar, hava kirliliği, mevsimsel sebeplerden ötürü yeterince meyve-sebze tüketememe, fiziksel aktivitelerimizin azalması, artan tatlı ihtiyaçları derken kış mevsiminden bahara geçiş evresinde fazla kilolarımızla başımız dertte olabilir. Bu değişikliğe ayak uyduramayan bağırsaklarımızdaki dengesizlik nedeniyle kabızlık problemleri, şişkinlik, mide problemleri, vitamin-mineral emiliminde dengesizlikler sebebiyle tırnaklarda kırılmalar, saçlarda dökülmeler, ciltte kurumalar ortaya çıkabilir. Bahar yorgunluğundan kurtulmak, vücudumuzu kışın getirdiği toksinlerinden arınmak için sizlere 10 ipucu veriyorum.<br><br><br>1) Sebze suyu ile güne güzel bir başlangıç yapın. 5-6 adet salatalık, çeyrek demet maydanoz, 1-2 sap kereviz, 4-5 yaprak marul ile hazırlayacağınız 250 ml. sebze suyunu rahatlıkla tüketebilirsiniz.<br><br>2) Parlak bir cilde kavuşmak için domates suyu tüketin. Cildinizin parlaklığını geri kazanmak için yapacağınız karışım güneşten yıpranan cildinizin toparlanmasında, toksinlerinden arınmasına yardımcı olacaktır. 2 adet domates, yarım limon suyu ve 1 avuç naneyi blenderdan geçirerek günde 2-3 bardak içebilirsiniz.<br><br>3) Kara Lahana ile kan dolaşımınızı arttırın. Lahanada bulunan ve kanın pıhtılaşmasına yardımcı olan K vitamini kan kalsiyum seviyelerini düzenleyerek kemiklerin güçlenmesinde görev alır.Aynı zamanda C vitamininden zengin olan lahana ciltte kollajen üretimini sağladığı için elastikiyeti de arttırmaktadır.<br><br>4) Mevsim geçişlerindeki oluşan sivilceler için; Brokoli tüketin. Brokoli, ıspanak, roka, marul, maydanoz gibi koyu yeşil yapraklı sebzelerin tüketilmesi önemlidir. Salatalarınızda, sebze sularında mutlaka bu sebzeleri kullanınız. Salatalarınıza ekleyeceğiniz keten tohumu aynı zamanda kabızlık problemlerini çözerken aynı zamanda cildin nemlenmesinde ve akne tedavisinde etkili olacaktır.<br><br>5) Günde 1 avuç çilek veya yaban mersini ile cildinizi koruyun. İçerdikleri antioksidanlar sayesinde güneş ışınlarından ve hava kirliliğinin etkilerinden cildi korur. A, C, E vitaminleri en önemli antioksidanlardır. Günde 1 avuç çilek veya yaban mersini, 1 orta boy kivi veya portakal, cildin ihtiyacı olan C vitaminini sağlayacaktır.<br><br>6) Ciltteki kırışıklıkları önlemek için haftada iki kere Somon tüketin.<br><br>7) Kahvaltı yapmadan güne başlamayın.<br><br>8) Gün içerisinde fazla kahve tüketiminden kaçının.<br><br>9) Düzenli egzersiz yapın<br><br>10) ...Ve son olarak günde 2-2,5 litre su içmeye özen gösterin. Su tüketiminiz az ise veya su tüketirken zorlanıyorsanız suyun içerisine karanfil, elma, tarçın, nane, limon ile tatlandırabilirsiniz.<br><br>Aynı zamanda kliniğimizde cilt bakım, PRP, Botoks, Mezoterapi, Altın İğne Terapisi, Saç ekimi ve bakımı, Bölgesel incelme için Soğuk Lipoliz ve diğer estetik-plastik cerrahi işlemler yapılabilmektedir. Yaza özel fırsatlarımızdan yararlanmak, yaza dilediğiniz gibi bir başlangıç yapmak istiyorsanız sizlere bir telefon kadar yakınız. Değişimi bizimle yaşamanız için sizleri kliniğimize bekliyoruz.<br><br>]]></content:encoded>
<author>Melis Tarhan</author>
<link>https://www.alanyatimehaber.com/yazarlar/melis-tarhan/fit-bir-vucut-icin-10-adim/17295/</link>
<pubDate>Wed, 10 Apr 2019 01:38:06 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>CİNSİYET SEMBOLLERİ</title>
<content:encoded><![CDATA[Bu semboller pek çok alanda karşımıza çıkabilirler ancak ana çıkış yerleri Orta Çağ, Roma mitolojisidir.<br />
<br />
<strong>Orta Çağ Astrologları</strong><br />
<br />
Orta Çağ'da yaşamlarını sürdürmüş olan astrologlar yaptıkları araştırmalarla ilgili notları tutarken gezegenleri bazı sembollerle kaydediyorlardı. Mesela Mars'ı günümüzün erkek sembolü, Venüs'ü de günümüzün kadın sembolüyle belirtiyorlardı. Aynı zamanda Romalıların savaş tanrısı Mars ve aşk tanrıçası da Venüs'tü. Bu nedenle, zamanla erkek ve kadın sembolleriyle bir çağrışım ve ilişkilendirme söz konusu oldu.<br />
<br />
Venüs ve Mars Sembolleri Venüs Sembolü Kadını simgeleyen cinsiyet simgesidir Merkür'ün astrolojik simgesi, geleneksel olarak cinsiyet değiştiren kişilerin sembolü olarak kabul edilir. Yunan mitolojisinde Hermes (Roma mitolojisindeki Merkür'ün karşılığı) ve Afrodit, Hermafroditus adını verdikleri bir çocuk sahibi olurlar. Bu çocuk, hem erkek hem kadın organlarına sahiptir. (Hermafrodit terimi de buradan gelir) Simgede, üstteki hilâl erkeği, alttaki artı işareti kadını, halka ise her iki yanında birbirini dengeleyen birer cinsiyetin bulunduğu bireyi temsil eder.Bu sembolde tin'i, sonsuzluğu (daire) maddeyi veya maddi koşulları temsil eden sembol olan haçın üstünde görüyoruz. Bu durumda madde daha önemsiz bir konumda bulunuyor. Ancak bunu Venüs'ün fonksiyonunun bütün bedensel arzuları ve maddi çekicilikleri bir kenara atmak şeklinde düşünmemeliyiz. Bu sembolü alıcı, feminen, kendine doğru çeken olarak kabul edebiliriz. Venüs bir şeyi beğendiğinde, o şeyi gidip alan Mars'tır.<br />
<br />
Biyoloji ve tıpta Venüs sembolü, feminen'in sembolüdür. Bu sembolün tanrıça Venüs'le ilişkilendirilen "kibir ve gösterişin aynası"nı temsil ettiği söylenmektedir. Ayna daire, aşağıdaki haç da aynanın sapıdır. Ayrıca Mısırlıların Ankh'ı olduğu iddia ediilmektedir.Mars Sembolü Mars sembolü (Unicode: ♂), Mars gezegeninin , Roma tanrısı Mars ve Yunan tanrısı Ares'in, ve biyolojide erkek cinsiyetinin simgesidir. Simyada ise demirin simgesi olup erkekliğin karşılığıdır. Sembol, tanrı Ares ve Mars'tan esinlenilerek ok ve kalkan şekillerinde yapılmıştır. Bu sembolde bir daireden 45o açıyla sağa doğru çıkan bir ok görüyoruz. Eskiden Mars'ın sembolü Venüs sembolünün tam tersiydi. Madde (haç) tin'in, sonsuzluğun (daire) üstünde duruyordu. Şimdiki sembolün grafik olarak Yunan savaş tanrısı Ares'in kalkanını ve mızrağını tariflediği söylenmektedir. Kendini ortaya koyan, maskülen Mars sembolünün ereksiyon halindeki erkek cinsel organını simgelediğini söylemek de olasıdır. Bu fallus simgesine eskiden yaygın biçimde doğada üretken gücün sembolü olarak tapılmaktaydı. Şimdi de tıpta ve biyolojide maskülen prensibi göstermek amacıyla kullanılmaktadır. Bu glif hem kadında hem erkekte bulunan ifadenin fiziksel ve duyusal fonksiyonunu sembolize etmektedir]]></content:encoded>
<author>Maryam Mamdouh</author>
<link>https://www.alanyatimehaber.com/yazarlar/maryam-mamdouh/cinsiyet-sembolleri/17273/</link>
<pubDate>Wed, 10 Apr 2019 01:21:11 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>TULPENZEİT İN ALANYA</title>
<content:encoded><![CDATA[In diesen frühlingshaften Tagen ist es ein regelrechter Genuss, in Alanya spazieren zu gehen. In fast allen Parks und Grünanlagen stehen momentan Tulpen in vielen verschiedenen Formen und Farben in voller Blüte. Diese Farbenpracht ist ein wahrer Augenschmauss und lockt zahlreiche in- und ausländische Einwohner und Touristen ins Freie.<br><br><br>Aber wussten Sie eigentlich schon, dass Tulpen im 16. Jahrhundert aus der Türkei nach Europa eingeführt wurden und nicht wie allgemein angenommen aus den Niederlanden stammen? Das Wort Tulpe geht auf<br>den lateinischen Namen Tulipa zurück und bedeutet: Blume, die einem Turban ähnelt. Tulpen wurden schon im 16. Jahrhundert in der Türkei gezüchtet und zu dieser Zeit trugen die Männer einen Turban. Die Türken hatten die Tulpenzucht von den Persern übernommen, besangen sie in Gedichten, pflanzten sie in den luxuriösen Sultansgärten, bildeten sie in Miniaturen und auf Keramik ab und webten das Tulpenmotiv in Stoffe<br>und Teppiche ein.<br><br>Ebenso wie es in Holland der Fall ist, ist die Tulpe die türkische Nationalpflanze. Aus der Türkei kam die Garten-Tulpe um die Mitte des 16. Jahrhunderts nach Mittel- und Westeuropa, wo die Holländer sie dann als<br>Zucht- und Spekulationsobjekt entdeckten. Mit Tulpen verbindet sich der erste große Börsenkrach der Neuzeit, als infolge des sogenannten Tulpenwahns, oder auch Tulpenmanie genannt, Tulpenzwiebeln astronomische<br>Preise erzielten und diese Blase im Jahr 1637 platzte. Genau wie in den Niederlanden findet auch in der Türkei, besonders in Istanbul alljährlich das Tulpenfestival statt. Mehr als 20 Millionen Tulpenzwiebeln<br>wurden in Stadtparks und Straßen gesetzt. Zu sehen sind fast 200 Tulpenarten.<br><br>]]></content:encoded>
<author>Julia Alaettinoglu</author>
<link>https://www.alanyatimehaber.com/yazarlar/julia-alaettinoglu/tulpenzeit-in-alanya/17270/</link>
<pubDate>Wed, 10 Apr 2019 01:18:55 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>SANAL ALEMİN BANALLIKLARI</title>
<content:encoded><![CDATA[Sosyal paylaşım sitelerinin üyelerinin  paylaşımlarına bakınca;  herkes aşmış, herkes her şeyi çok iyi biliyor, herkes mükemmel, herkes melek kısaca. Herkes melekse, dünya neden cehennem diye düşünmemek elde değil.<br><br><br>     Örneğin; gerçek hayatında hiçbir sorumluluğunu yerine getirmemiş, özel yaşamını bir düzene koyamamış, neye el atsa başaramamış insanların yaşam koçu gibi söylemlerine sıkça rastlarım. Mevlana’dan paylaşımlarla, hoşgörüden, sevgiden, saygıdan, olmuşluktan, hiçlikten, heplikten söz ediyorsun da kendi paçanı toplayamıyorsun be kardeşim.<br><br>Eşiyle arasının pekiyi olmadığını bildiğim bir çok insanın bu sitelerde, sanki büyük bir aşk yaşıyormuşçasına eşine övgülerine tanık olurum. İyi de siz evlisiniz, birbirinize sevginizi, ilginizi göstermek için sanal ortama ne gereksinimiz var anlayamıyorum. Yan yana değil misiniz? Kutlayın, koklayın, öpün birbirinizi. Özeliniz size kalsın. Biraz edep diyorum.<br><br>Sevgilisinden ayrılıp trip atanlara hiç değinmeyeceğim. Çocuklarını ve onların başarılarını sürekli paylaşanlara ne diyeyim. Çocukları olmamış insanların yüreklerini incittiklerinin farkında bile değiller. Ya da çocukları başarılı olamayan ebeveynlerin duygularını duyumsayamayacak kadar körleşmiş yürekleri.<br><br>Gittikleri yerleri, mekanları sürekli paylaşanlar da ayrı bir alemdeler. Her gece barda gönlüm hovarda modunda, dünyada ve ülkede olup bitenlerden habersiz, kendinden başkasına hayrı dokunmayan bir mutlu! azınlık.<br><br>Yediklerini, içtiklerini paylaşanlara ne diyelim. Görgüsüz desek alınıyorlar.  Ama görgüsüzsünüz be kardeşim. Anneannemin bir repliği vardı.  Ne yediniz İsmet hanım diye soran komşulara; Allah ne verdiyse” der geçerdi. Ve “ Aman kızım yediğiniz, içtiğiniz size. Sakın ola kimseye söylemeyin” diye tembih ederdi. Nur içinde yatsın.<br><br>Bir de sayfasında kendi fotoğrafından başka paylaşımı olmayanlar var. Bunlar ya kendilerini çok beğeniyor  ya da paylaşacak başka bir şey bulamıyor, belki de sadece fotoğraf paylaşılacak sanacak kadar aptal.<br><br>Kaybettikleri anne ve babaları hatta nine ve dedeleri için dua isteyenler, dini paylaşımlar yaparak amin isteyenler de ayrı bir karın ağrısı. Cübbe giyip, takke takanlar, türbanlı bacılar, teknolojiye, bilime inanmayıp, hurafelerle yaşayan dinci kesim, maşallah teknolojinin her türlü nimetinden sonuna kadar faydalanıyorlar. Ful makyajlı, kafası türbanlı bacıların erotik pozları, baygın bakışlı, dudak aralık baygın bakışları son derece davetkar. Çoğunun sayfasında ise hep dini paylaşımlar. Bazılarının da boydan, cepheden fotoğrafları vs. Oysa bu tiplerin deve sırtında gitmeleri, çadırlarda oturmaları gerek ya neyse.<br><br>Şimdi diyeceksiniz ki ne paylaşalım. Öyle insanlar var ki takip etmekten zevk aldığımız. Bu gün ne paylaştı diye merakla beklediğimiz. Gündemi takip eden, aklını, zekasıyla birleştirmiş, son derece bilgili ve her anlamda donanımlı insanlar da var. Paylaşımları öğretici, düşündürücü. İnsanlara yol gösterici hatta. Tamam hep ciddi paylaşımlar olsun demiyorum ama dozunu ayarlamak gerek sanırım. Bir de bir ortak arkadaş nedeniyle kontak gönderenler var ya, gerçekten çok sinir bozucular. Bir ya da birkaç ortak arkadaşımız var diye bizim de arkadaş olmamız gerekmiyor.<br><br>Hastanede serum takılı fotoğrafa ya da hastanede yer bildirimi yapanlar da ilgi çekmekten başka bir niyet taşımıyorlar. Yakınlarını kaybedenlerin anlık paylaşım yapmalarına da tanıklık ediyoruz çoğu zaman. Gerçek acı çekenler o an paylaşım yapmayı akıl bile edemezler. Gerçekten mutlu olanlar da.<br><br>Ve gerçekte sanal alemde sayfalarımızdaki paylaşımlarımızla kişilik tahlili yapmak mümkün değil ama sayfamız ya çöplük, ya hazine. Kim çöplük karıştırmak ister ki?<br><br>Siz yine de sevgiyle ve dostça kalın. Kendinize ve keyfinize iyi bakın.<br><br>]]></content:encoded>
<author>Canan Şencan</author>
<link>https://www.alanyatimehaber.com/yazarlar/canan-sencan/sanal-alemin-banalliklari/17210/</link>
<pubDate>Wed, 10 Apr 2019 00:53:04 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ, HAYALİ CİHANA DEĞER</title>
<content:encoded><![CDATA[1. Fotoğraf 25 Mayıs 1961 tarihinde çekilmiştir. Fotoğrafı çeken Foto Hakkı, fotoğrafı İstanbul'a bayram kartı olarak dayısına gönderiyor. Fotoğrafın arkasına şu notu düşüyor: "Dayıcığım, bayramınızı hepimiz candan kutlar ellerinizden öperiz. Bayram tebriğinizi aldık."<br><br><br><br><br><br><br><br>2. Fotoğraf 2006 yılında çekiliyor. Alanya'nın efsane oto boyacılarından İksan usta, Alanya sanayisinde dükkanında çalışırken bu resmi çektiriyor. İksan ustaya (İhsan Erken) sağlık içinde uzun ömürler diliyoruz.<br><br><br><br><img src="../../files/uploads/3(1).html" alt="" /><br><br>3. Fotoğraf 1970'li yıllara girilirken çekiliyor. Merhum Şıh Ali'nin Ahmet ve arkadaşları yaylada bir sohbet esnasında fotoğraf çektiriyor.<br><br><br><br><img src="../../files/uploads/4(1).html" alt="" /><br><br>4. Size tarihi bir fotoğraf sunuyoruz. Burada 1934 yılında Alanya'da verilen bir ilkokul diploması, o yıllardaki adı "Şehadetname". Diploma 1934 senesinde Mehmet Efendi lakaplı bir öğrenciye veriliyor. Şehadetnameyi veren Alanya 1'nci mektebi, şehadetnamede bütün bilgiler detaylarıyla verilmektedir.<br><br><br><br><img src="../../files/uploads/5.html" alt="" /><br><br>5. Fotoğraf 60'lı yıllarda çekiliyor. Fotoğrafı çektiren bir dönem Alanya'sının önemli işadamlarından merhum Nevzat Bulut, merhum taksici Erol Özer ve misafirleri.<br><br><br><br><img src="../../files/uploads/6.html" alt="" /><br><br>6. Fotoğraf 60'lı yıllarda çekiliyor. Fotoğraf Alanya'nın Mahmutseydi köyünde çekiliyor. Fotoğraftakilerden seçebildiklerimiz merhum Köylü, merhum Ağaçbacak'ın Ahmet ve arkadaşları, misafirlerini Mahmutseydi'nin Büklü çardağında ağırlıyor.<br><br><br><br><img src="../../files/uploads/7.html" alt="" /><br><br>7. Fotoğraf 14 Mart 1961 tarihinde çekiliyor. Fotoğrafın arkasına şu not düşülüyor. "Sevgili anneciğim ve babacığım, Yılmaz ve ben bayramınızı candan kutlar, şen ve mesut günler temenni ederiz. Rahşan-Yılmaz Düşün"<br><br><br><br><img src="../../files/uploads/8.html" alt="" /><br><br>8. Fotoğraf 50'li yıllardan 60'a girilirken çekiliyor. Alanya'dan İstanbul'a muz sevkiyatı yapan Erol Özer, kamyonuyla sefer öncesinde bu fotoğrafı çektiriyor.<br><br>]]></content:encoded>
<author>Oğuz Korum</author>
<link>https://www.alanyatimehaber.com/yazarlar/oguz-korum/gecmis-zaman-olur-ki-hayali-cihana-deger-2/11717/</link>
<pubDate>Wed, 10 Apr 2019 00:13:38 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>GÜNDE BİR SAAT SESSİZLİK…</title>
<content:encoded><![CDATA[Sibirya’nın buzla kaplı steplerinde yaşayan insanlar, yılın neredeyse dokuz ayını -40 derece ortalama sıcaklıkta geçiriyorlarmış.<br><br>Abartılı mı?<br><br>İnanın ben de Rus Bilimler Akademisi’nin yalancısıyım; 1974-2014 meteorolojik kayıtları ve dahi NASA öyle diyor. Demek ki Sibirya’da kalorifer yakılmadan geçirilen yaklaşık doksan gün, içine ilkbaharı, yazı ve sonbaharı sığdıran bir tek mevsime dönüşüyor.<br><br> <br><br>İklim koşullarıyla mücadelenin çok çetin, hayatta kalmanın zor olduğu yerlerde yaşayanların, doğanın insanı zorlamadığı yerlerde yaşayan insanlara göre çok daha derin filozofik sırlara vâkıf olabildiklerini düşünüyorum.<br><br>Bu durumu ‘Büyük düşünceler, büyük mucitler, büyük kâşifler, büyük fâtihler ve de en büyük siyasal trajediler, genellikle ılıman veya soğuk yerlerde doğarlar. Belli bir olgunluğa ulaştıktan sonra da mutlaka sıcak yerlere inerler’ diye özetlemek mümkün.<br><br>İbn-i Haldun 14’üncü yüzyılda, Montesquieu 18’inci yüzyılda farklı ifadelerle çiziyordu bu gerçeğin altını.<br><br>O günlerden bu günlere literatürde İklim Teorisi ve Coğrafya Hipotezi gibi adlar verilmiş bu yaklaşıma. Öte yandan bu hiç kuşkusuz 14’üncü yüzyılın çok çok öncesini de kapsayan bir çeşit ‘medeniyet rotası’...<br><br>Nehir yatağı gibi, suyun akış yönü gibi bir şey…<br><br>***<br><br>Kış henüz başlamışken coğrafi olarak Anadolu’nun belki de en uzağında, insanoğlunun yaşadığı en soğuk yerlerden birinde, Sibirya’da yaşayan soydaşlarımızın hayatlarını anlatan bir yazı okumuştum. Sonra o metinde geçenleri parça parça sosyal medya paylaşımlarda da gördüm.<br><br>Bir Yakut Türkünün güncesi.<br><br>Yüz yaşındaki o bilge diyordu ki:<br><br> <br><br>1. Sevebilme yeteneği dünya üzerindeki en önemli yetenektir. Herkesi sevmeyi öğren. Özellikle de düşman bildiklerini...<br><br> <br><br>2. Tüm gücünle diğer insanlara yardım etmeye çalış. Eğer mutluluk veremiyorsan en azından zarar da verme.<br><br> <br><br>3. Zorluklar hayatın olağan durumlarıdır. Daha ciddi zorluklar, hiç aşılmayacak engeller gibi gözükseler de hayatın esas varlıkları onlar değildir; esas varlık, senin amaçladığın şeydir. Gökyüzü oradadır, kimi günlerde bulutlarla kapanmış olsa bile sen bazen biraz çaba göstererek, bazen de sadece sabredip ertesi günü bekleyerek gökyüzüne ulaşabilirsin.<br><br> <br><br>4. Ahlaki olarak önceliğin ‘başka birine zarar vermemek’ olmalı. Sadece şöyle düşün: Hiçbir zaman, hiç kimseye zarar vermeyeceğim! Bunu tanıdığın herkese öğret. O zaman gerçekten güven içinde uyuyabilirsin.<br><br> <br><br>5. Sana saygı gösterilmesini istiyorsan başkalarına saygı göster. İyilik bulmak için insanlara karşılıksız iyilik yap, kötülükten kurtulmak içinse sana yapılan kötülüğü yoksay. Seni kötü birine dönüştürmeye çabalayan biri, onu yoksaydığın için kendini gerçekte daha da kötü hissedecektir.<br><br> <br><br>6. Yolda yürürken bir kuş tüyü görürsen eğil ve al, evine götür. Onu bir vazoya koyabilir, asabilir yada rafta bulundurabilirsin. Bu cennetten sana gelmiş güçlü bir tılsımdır. Dünyanın sana verdiği bu işareti-‘Ben varım ve seninle birlikte yaşıyorum’ mesajını-farket.<br><br> <br><br>7. Genelde geçmişimizi ‘altın çağ’ yada ‘altın günler’ olarak adlandırırlar. Bu bir hatadır. Yaşadığın her an tam olarak senin altın çağındır.<br><br> <br><br>8. Eğer dünyayı değiştirmeyi amaçlıyorsan önce kendini değiştir. Aşkın ve mutluluğun sana yükleyeceği enerjiyi iyi öğren. Bunlar bir insanın görünmez kanatlarıdır. Gülümsemek, kahkaha atmak ve yaşadığın andan keyif almak, seni uçurur.<br><br> <br><br>9. Hayat çok kısadır. Bunu gözyaşlarıyla ıslatıp çürütme. Kendi çağının kralı olabilir, iyi şeyler yapabilir, daha fazla mutluluk nedeni keşfedebilirsin. İstersen tabii…<br><br> <br><br>10. Eğer sevdiklerin sana suçlu olmadığın bir şey için kızdılarsa onlara küsme, aksine sıkıca sarıl ve suçlamalar dininceye kadar kollarını hiç gevşetme.<br><br> <br><br>11. Ruhunda bir sıkıntı, bir tükenmişlik hissediyorsan hemen şarkı söylemeye başla. Kalbin hangi şarkıyı söylemek istiyorsa onu söyle. İnsan kalbi bazen bu yolla konuşmak ister. Onu susturma.<br><br> <br><br>12. Her zaman hatırla, asla aklından çıkarma: Tanrı tektir. Biz kaç farklı sözcükle adlandırırsak adlandıralım, tektir. Farzet ki o tek Tanrı, dağın tepesindedir. Farklı din ve inançlar, bu tepeye ulaşmanın farklı yollarını sunarlar. Kime istersen dua et, ancak bil ki senin asıl amacın dağın bir yerine -cennete-değil, en yükseğe -Tanrı’ya- ulaşmak olmalı.<br><br> <br><br>13. Eğer bir şey yapmaya karar verdiysen o andan sonra kendinden şüphe etme. Korku seni kendinden ve doğru yoldan saptırmaya çalışacak. Eğer ilk defasında başaramadıysan ümidini sakın kaybetme. Her küçük zafer seni daha büyüğüne yaklaştıracak. Yenilgiler de öyle…<br><br> <br><br>14. Hayat sana yüzünü ya da başka bir tarafını çevirmiş olabilir. Aldırma buna. Çok az kimse aslında hayatı çevirenin gerçekte kendisi olduğunu anlayabilir.<br><br> <br><br>15. Asla pişmanlık duyma! Ne olursa olsun yaptığın bir şeyi ruhun arzuladığı için yaptın ve o, geçmişin koşullarında yapabileceklerinin en iyisiydi. Elbette daha iyisi de mümkündür. Ve sen şimdi daha iyisine kendi geleceğinde yer verebilirsin.<br><br> <br><br>16. Kalbinde her hangi bir baskı olmadan rahatça nefes alabilmek için gerektiğinde ağlamayı öğrenmelisin. Gözyaşlarını içine akıtırsan çürürsün, korkmadan dışına akıttığında gerçekten insan olabilirsin.<br><br> <br><br>17. Günde en az bir saat sessizliğe zaman ayır. Buna en az iletişimle geçen zamanların kadar ihtiyacın var.<br><br> <br><br>18. Ve… Eğer her şeyi yaptığın halde durum senin üstesinden gelemeyeceğin bir hal aldıysa, artık hiçbir çıkış yolu yoksa ellerini yukarı kaldır. Dua etmek, inancı zayıf insanlara bile bazen çok iyi gelir. Sibirya’da yaşayan bütün soyların bildiği güzel bir Yakut atasözü vardır: Biri seni yiyip yutmuş olsa bile pes etme; en azından iki çıkış yolun vardır.<br><br> <br><br>İyisi mi ben bu muazzam ifadelerin -özellikle deşu pek mânidâr atasözünün- üzerine bir şey söylemeyeyim.<br><br>Ama siz, eğer vaktiniz varsa, lütfen dönüp tekrar göz atın bu on sekiz öğüde. Sonra sizin şu anki halet-i ruhiyenizi en iyi anlatan ya da sizce herkesin en fazla dikkate alması gereken üç öğüdü belirleyin.<br><br>Ben de aynısını yapıyorum şimdi…<br><br>Ve en önce 17’nci sıradaki öğüde dikkat kesiliyorum: Kalabalığın, gürültü patırtının, milyonlarca akıl çeldiricinin, sayısız sorunun, havada uçuşan yüzlerce isteğin, upuzun iş listemin, başa çıkılması gerçekten çok zor bir koşturmacanın, korkunç bir akıntının içinde ‘günde en az bir saat sessizliğe (ve yani bütünüyle kendime) zaman ayırmayı’ listemin en başına alıyorum…<br><br>Yapabilsem keşke…<br><br>Bu, sonraki her şeyi doğru anlamak ve sonra da gerçekten doğru şeyler yapmak için harika bir ‘milat’olur.]]></content:encoded>
<author>Savaşkan İlmak</author>
<link>https://www.alanyatimehaber.com/yazarlar/savaskan-ilmak/gunde-bir-saat-sessizlik/12140/</link>
<pubDate>Thu, 04 Apr 2019 23:53:40 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>YAZ GELİYOR, SPORA DEVAM MI?</title>
<content:encoded><![CDATA[Artık yaz aylarının yavaş yavaş kendini göstermeye başladığı günlerdeyiz. Dolabımızda ki kıyafetler, tükettiğimiz gıdalar vs. yavaş yavaş değişmeye başladı. Peki günlük yaşam aktiviteleri haricinde yaptığımız aktiviteler değişti mi? Baharın gelmesiyle birlikte genel olarak fazla kilolar daha doğrusu kış aylarında alınan kilolar hızlı bir şekilde kaybedilmek istenir. Bunu bilinçli bir şekilde yapmaz isek sağlık sorunları yaşamamız muhtemeldir. Hızlı kilo kaybı, şiddeti ayarlanmadan yapılan egzersizler ve yemek yeme sıklığının değişmesi en çok dikkat edeceğimiz hususlardır.<br><br><br>Artık şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki ülkemizde ki spor alanları ve spor yapan sayısı önceki yıllara göre artmıştır. Hatta çevremizde açılan spor salonlarının sıklığı artık spor yapmanın günlük yaşam ihtiyaçları gibi bir ihtiyaç olduğu kanısına vardırmaktadır. Gelelim hep üzerinde durduğumuz ve her fırsatta altını çizerek anlatmaya çalıştığımız spor , egzersiz şekillerine. Daha evvel şunu belirtmek gerekir ki; spor yapmak ancak kendine değer veren insanların yaptığı uğraştır.<br><br><strong>Sporu alışkanlık haline getir</strong><br><br>Sadece fit bir vücuda sahip olmaktan ziyade genel sağlık açısından sporu alışkanlık haline getirmek gerekir. Çok geniş bir yelpazesi olan bu konuda biz planımızı yaza hazırlık için yapacağız. Daha evvel ki yazılarımız da doğru egzersiz nasıl yapılır, egzersize başlamadan evvel ve egzersiz sonrası nelere dikkat etmemiz gerektiğine değinmiştik. Şimdi ise yaptığımız egzersiz şekillerini biraz modifiye etme zamanı. Spora da henüz başlamamışsak yaza girerken sporun tam zamanı.<br><br><strong>Artık değişim başladı...</strong><br><br>Hep bahsettiğimiz ve sporun en önemli bileşeni olan beslenme konusu da bizim için değişime başlamıştır. Artık vücudumuz ısınan havalar ile birlikte birtakım değişikliklere geçiş yapmaya başladı bile. İç organlar, hormonlar, salgı bezlerinden salgılanan salgılar da bu adaptasyon sürecine çoktan ayak uydurdular. Biz de şimdi değişime başlayan bu çevre şartlarına nasıl adapte olalım?<br><br><strong>Hadi modifiye edelim...</strong><br><br>Spor yapıyor isek ilk önce egzersiz süremizi kısaltıp egzersiz şiddetimizi artırarak başlayalım. Yani yaptığımız sporun egzersiz sayısını ve şiddetini artırıp, süresinin kısaltılması ile egzersiz modellerinde birtakım değişiklikler. Peki bunu neden yapıyoruz? Vücudumuz bizim irademiz dışında çevre şartlarına kendini hazırlar. Biz ise yukarıda bahsettiğimiz gibi, bu değişim için bir katalizör görevi gören bazı değişiklikler ile destekleyeceğiz.<br><br><strong>Sıvı tüketimini artır...</strong><br><br>Tabi bunun yanında beslenme ile alakalı tavsiyelerimiz de olacaktır. Her zaman söylediğimiz gibi egzersiz esnasında sıvı alımını muhakkak artırmalıyız. Kış aylarında kendini korumaya alan ve homoestazi dediğimiz iç dengeyi sağlamak için çabalayan vücudumuzun su ihtiyacı artacaktır. Egzersiz esnasında aldığımız suyun haricinde de günlük yaşantımızda su alım miktarını kesinlikle artırmalıyız. Hepimizin de bildiği gibi vücut kaslarımız da vücudumuz gibi büyük oranda sudan oluşur.<br><br><strong>Doğru beslenmezsen yapamazsın!</strong><br><br>Yediğimiz besinlerin kolay sindirimi ve vücut yağ oranının dengelenmesi açısından önümüzdeki günlerde ısrarla su tüketimine ağırlık vermeliyiz. Haricen sindirimi kolay,  yağ oranı düşük gıdalar tercih edilmelidir. Yağlı yiyecekler sıcak havanın da etkisiyle bulantı, tansiyon, halsizlik gibi rahatsızlıkları tetikleyebilir. Daha çok sebze ağırlıklı beslenmeye dikkat etmeli, öğünlerde muhakkak yaz mevsimi sebzelerinden oluşan salata tüketmeliyiz. Yaptığımız sporun şiddetine oranla günlük protein ihtiyacını dikkate alarak öğünlerimizin besin değerini ayarlamalıyız.  Kendi vücut ihtiyacımıza göre beslenme programını bir diyetisyen yardımı alarak daha sağlıklı hale getirebiliriz.<br><br><strong>Şimdi Farklılık Zamanı....</strong><br><br>Egzersiz konusuna geri dönecek olursak; egzersizin şiddetini artırıp süresini azaltmak bize ne gibi faydalar sağlar biraz daha buna bakalım. Normalde yaptığımız egzersizlere kişinin yaşına ve çevre şartlarına göre vücudumuz adapte olur. Farklı zaman ve farklı şiddette yapılan egzersizler adapte olmuş vücudun maksimum fayda sağlaması yönünden önemli bir kuraldır. Uğraşılan spor dalı içerisinde ki alışılagelmiş egzersizler dönem dönem farklı egzersizler ile bir döngü haline getirilirse hem sağlık hem de egzersiz kondisyonu açısından daha fazla verim elde ederiz. Hatta bunu biraz daha ileri taşımak istersek, yaptığımız spor dalı harici farklı bir spor branşı ekleyerek hem daha eğlenceli hale getirebiliriz hem de farklı spor dalları ile uğraşmış oluruz.<br><br><strong>Farklı bir spor mu?</strong><br><br>Genel de uğraşılan sporlar; tempolu yürüyüş, koşu, jimnastik, fitnes salonlarında yapılan sporlar, yüzme gibi branşlara ilgimizi çekecek belli periyotlarda bir spor dalı ekleyebiliriz. Yukarı da bahsettiğimiz egzersiz süre ve şiddetinin farklılaştırılmasının amacı da hem rutin dışına çıkmak hemde farklı kas grupları ile vücudun maximal kas konsantrasyonunu sağlamak olacaktır.<br><br>Yaza başlarken yapacağımız spor branşlarının değişen çevre şartları ile nasıl bir bütünlük halinde lehimize çevireceğimize değindik. Daha sağlıklı, daha atletik bir vücut için vazgeçmeden hep hareketli bir yaşam dileğiyle....<br><br>]]></content:encoded>
<author>Ali Şanlı</author>
<link>https://www.alanyatimehaber.com/yazarlar/ali-sanli/yaz-geliyor-spora-devam-mi/11863/</link>
<pubDate>Thu, 04 Apr 2019 03:59:45 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>TRILEMMA ( İMKANSIZ ÜÇLÜ HİPOTEZİ)</title>
<content:encoded><![CDATA[1960’lı yıllarda Mundell ve Fleming tarafından yapılan çalışmalara dayanan imkansız üçlü hipotezi, bir ekonomide sabit kur rejimi, serbest sermaye hareketliliği ve bağımsız para politikasının birlikte uygulanamayacağını ifade etmektedir. Ekonomi yönetimlerinin potansiyel avantajlar sağlayan üç hedefi bulunmaktadır;<br><br><br> 	<strong>Kur istikrarı: </strong>Kurlarda aşırı dalgalanma yabancı yatırımcılar açısından risk oluşturacağı için istikrarlı bir kur, yabancı yatırımlarının ülkeye gelmesini desteklemektedir.<br> 	<strong>Sermaye hareketlerinin serbestliği: </strong>Sermaye hareketleri üzerinde kontrol ve yaptırımların kaldırılması/azaltılması yabancı sermayenin ülkeye girişini arttıracak ve dolayısıyla etkin kaynak dağılımını sağlayacaktır.<br> 	<strong>Bağımsız para politikası: </strong>Temelde para politikası ekonomik büyüme, istihdam artışı ve fiyat istikranın sağlanması gibi hedeflere ulaşabilmek adına alınan kararlar bütününü ifade eder ve genellikle merkez bankalarınca yürütülür. Ülkemizde de para politikasının uygulanmasından sorumlu kuruluş Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasıdır(TCMB). Fakat TCMB’nın temel amacı ekonomik büyüme ve istihdam artışını sağlamaktan ziyade, fiyat istikrarını (enflasyon) sağlamak olarak bilinir. Merkez bankasının başlıca para politikası araçları olan açık piyasa işlemleri (faiz hareketleri), reeskont politikası veya mevduat munzam karşılığı politikasını kullanarak para ve kredi hacmini değiştirmeyi hedefler.<br><br>Her üç hedef, ekonomik hedeflere ulaşmada önemli yer tutmaktadır. Ancak, imkansız üçlü hipotezine göre bu üç hedeften sadece ikisi uygulanabilir. Başka bir deyişle, aynı anda sermaye hareketleri, döviz kuru ve faizler denetlenemez.<br><br>Görüleceği üzere üçgenin iki köşesi seçilebilir ve bu durum üçüncü köşede belirtilen enstrümanın kontrolünden vazgeçilmesi anlamına gelmektedir. Örnek olarak, para politikası oluşturmada etkin ve kurlarda istikrarı öncelikli amaç olarak belirliyorsak, sermaye hareketleri serbestliğinden vazgeçmeliyiz. (sermayekontrolü). Ya da bağımsız para politikası uygulaması ve sermaye hareketliliğinin tam serbest olmasını istiyorsak, kur istikrarı amacımızdan vaz geçmek zorundayız (dalgalı kur sistemi). Aynı şekilde tam sermaye haraketliliği uygulaması ve sabit kur rejimi tercihi ile bağımsız para politikası uygulamalarından feragat edebiliriz (para kurulu).<br><br> <br><br>Yukarıda verdiğim bilgiler ışığında ülkemizdeki duruma bir göz atalım;<br><br>Ülkemizde sermaye serbestçe dolaşabilmekte, ekonomimize giriş-çıkış yapabilmektedir. Özellikle yatırım-işsizlik-ekonomik büyüme üçgeninde buna oldukça ihtiyacımız olduğu bir gerçektir. Hem döviz kurları, hem de faizler piyasada serbestçe belirleniyor gibi gözükmekle birlikte, kamu bankaları aracılığıyla kurları baskılamak, çeşitli yönlendirmelerle faizleri aşağı çekmek için müdahaleler yapıldığı bir gerçektir. Dolayısıyla hipoteze göre sermayenin serbestçe dolaştığı bir durumda, hem döviz kurunun, hem de faizlerin denetim altında tutulmaya çalışıldığı görülmektedir.<br><br> <br><br>Sonuç olarak;<br><br><br><br><strong>20 Mart 2019</strong><br><strong>Enflasyon %</strong><br><strong>MB Faizi %</strong><br><strong>5 Yıllık CDS Primi (Baz puan)</strong><br><strong>TCMB Net Döviz Rezervi (Milyon USD)</strong><br><br><br>Türkiye (TL)<br>19,67<br>24,00<br>381<br>21,8<br><br><br><br><strong>* </strong>CreditDefault Swap (<strong>CDS</strong>), (Kredi Temerrüt Sigorta <strong>Primi</strong>), bir alacaklının, üçüncü bir kişiye belli bir ücret ödeyerek alacağını garantilemesidir. Ülkeler için hesaplanan her 100 CDS baz puanı için %1 oranında bir maliyet söz konusudur. Dolayısıyla CDS primi yüksek ülkeler ve ülke içerisindeki kurumlar borçlanma ihtiyaçlarını karşılamak için daha yüksek maliyetlere katlanmak durumundadırlar.<br><br> <br><br>Dışarıda dövizin azaldığı bir dönemde bizim rezervlerimiz azalıyorsa, döviz kuru yükselmeye devam eder. Merkez Bankası da artışın hızını dizginleyebilmek için rezervlerinden döviz satışı yapabilir, ancak bununda bir sınırı vardır. Özellikle erime hızlanır ve yabancıları endişelendirecek seviyelere gelirse, bu işlemi daha fazla yapamaz. Ya da faizleri arttırabilir ve talep TL.’ye kayar. Her ikisini denetim altına almak istiyorsanız sermayenin dolaşımını kontrol altına alabilirsiniz ki, Dünya’da para sıkışıklığı ve ülkemizden son 1,5 ayda 1,2 milyar dolar sermaye çıkışı olduğu bir dönemde çokta gerçekçi olmasa gerek.<br><br> <br><br>* <strong>Ekonomi bilim işidir.</strong><br><br>]]></content:encoded>
<author>Teoman Matlum</author>
<link>https://www.alanyatimehaber.com/yazarlar/teoman-matlum/trilemma-imkansiz-uclu-hipotezi/11754/</link>
<pubDate>Thu, 04 Apr 2019 00:52:18 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>EMLAK BROKER'I OLMAK</title>
<content:encoded><![CDATA[Hayatta kolay iş yoktur, sadece dışarıdan bakıldığında kolay gibi görünen işler vardır. Bunlardan birisi de emlak sektörü. İnsanlar bakarlar ve 'komisyonla oturdukları yerden para kazanıyorlar' derler. Oysa zordur sektörde var olabilmek, başarılı olabilmek daha da zordur.<br><br><br><strong>Emlak Sektörünü Yakından Tanıyın</strong><br><br>Emlak Danışmanı olduğunuzu unutmayın ve sizi tercih eden kişilere bilgi sunmayı ilke haline getirin. Bunun için çalıştığınız sektörün tüm bilgilerini edinmeye çalışırken, aynı zamanda mesleki eğitim kursları ile kendinizi geliştirmeye de devam etmelisiniz.<br><br><strong>Emlak Gayrimenkul Danışmanı Nasıl Giyinmeli?</strong><br><br>Emlak Gayrimenkul danışmanları, müşteri ile iç içe olan, alıcı ve satıcıyı bir araya getirip bir pazarlık ortamı yaratan ve çok geniş çevrelere sahip olan kişilerdir. Bundan dolayı bu insanların giyim tarzlarına da göz önünde olmalarından dolayı dikkat etmeleri gerekmektedir. Sektör çalışanlarının renkli gömlek ya da aksesuarlardan ziyade ciddiyeti simgeleyen beyaz ve gri tonlarına ağırlık vermeleri daha uygun olur.<br><br><strong>Emlak Piyasası Hakkında Bilgi Edinin</strong><br><br>Müşterilerinizi doğru bilgilendirebilmek ve yönlendirebilmek adına piyasa hakkında sürekli bilgi edinmeyi bir alışkanlık haline getirin. Satılan ve satışı devam eden gayrimenkullerin yanı sıra yüksek fiyatı nedeniyle uzun zamandır satışta olan gayrimenkullere ait fiyatları mutlaka sürekli araştırın. Doğru fiyat biçilen gayrimenkulün çok daha kısa sürede satılacağını unutmayın ve rayiç bedelleri öğrenerek pazarlığınızı bu fiyat üzerinden yapın.<br><br><strong>Kendinize Uzmanlık Konusu ya da Uzmanlık Bölgesi Edinin</strong><br><br>Her yerde bulunan Emlakların yerine çok iyi tanıdığınız bir bölgede yer alan taşınmazları satmaya odaklanmak bu alanda uzmanlaşarak daha başarılı satış grafiği oluşturmanızı sağlayacaktır. Yine yatırımlık arsalar gibi bir konuda uzmanlaşan gayrimenkul danışmanı, bu alanda daha iyi satışlar sağlayarak mutlu bir müşteri ağı oluşturacaktır.<br><br>]]></content:encoded>
<author>Murat Kayacan</author>
<link>https://www.alanyatimehaber.com/yazarlar/murat-kayacan/emlak-brokeri-olmak/17307/</link>
<pubDate>Sun, 03 Mar 2019 01:46:39 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>RAHMİ M. KOÇ MÜZESİ</title>
<content:encoded><![CDATA[Sanayi, ulaşım, iletişim ve endüstri gibi dallara ilgi duyanlar için Rahmi M. Koç Müzesi, zengin koleksiyonu ile bir mabet niteliğinde. Yetişkinlere ve çocuklara özel pek çok içeriğe sahip olması, müzeyi İstanbul'un gezilecek yerler listesinin olmazsa olmazı haline getiriyor.<br><br><br><strong>Rahmi M. Koç Müzesi Hakkında Bilgiler</strong><br><br>1994 yılında Rahmi M. Koç Müzecilik ve Kültür Vakfı bünyesinde açılmış olan kültürel tesis, Hasköy Semti’nde yaklaşık 27.000 metrekarelik alan üzerinde faaliyet gösteriyor. Geçmişten günümüze tüm ülkelerde geliştirilmiş endüstriyel ve mühendislikle ilgili objelerin toplanması, korunması ve araştırılması kurumun temel misyonu olarak benimsenmiş.<br><br><strong>Rahmi M. Koç Müzesi nerede ve nasıl gidilir?</strong><br><br>İstanbul’un Beyoğlu İlçesi’ndeki Hasköy Caddesi üzerinde yer alan müze, Tarihi Yarımada’ya yakın konumu ile kültür turları için ideal bir seçenek konumunda. Otobüs, minibüs, metrobüs ve vapur seferlerinin yanı sıra Dentur’un Beşiktaş veya Kabataş çıkışlı Hop On Hop Off Haliç Turları’na katılarak da müzeye gidebilirsiniz.<br><br><strong>Müze Bölümleri</strong><br><br>Müze, Osmanlı döneminde gemilerin çapalarının yapıldığı Lengerhane, 1861 yılında Şirket-i Hayriye tarafından bakım-onarım işleri için kurulmuş Hasköy Tersanesi ve ana girişten Haliç’e kadar uzanan açık hava sergileme alanı olmak üzere 3 ana kısımdan oluşuyor. Atatürk Bölümü başta olmak üzere müzenin denizcilik, havacılık, kara ulaşımı, iletişim, baskı atölyesi, bilimsel aletler, modeller ve oyuncaklar ile ilgili tüm sergileri bu alanlarda ziyaretçilere sunuluyor.<br><br><strong>Lengerhane</strong><br><br>Müzenin ilk açıldığı bina olan Lengerhane, günümüzde geçici sergilerin ziyaretçilere sunulduğu alan olarak kullanılıyor. Deneyimli bir ekibe restore ettirilen tarihi yapı, kendine has dokusu ile ziyaretçilerin beğenisini kazanıyor. Binaya, 2016 yılında aile üyelerinin de katıldığı bir törenle Mustafa V. Koç’un ismi verilmiş.<br><br><strong>Hasköy Tersanesi</strong><br><br>Kapsamlı bir restorasyon çalışmasının ardından 2001 yılında müze bünyesine kazandırılan Tarihi Hasköy Tersanesi, 11.000 metrekareyi kaplayan 14 binadan oluşuyor. Uzun yıllar şehir hatları bünyesinde çalıştırılan Kocataş ve Sarıyer vapurlarının inşa edildiği tersanenin yapıları alan ve yükseklik bakımından daha fazla yere ihtiyaç duyulan koleksiyonların sergilenmesi için kullanılıyor.<br><br><strong>Açık Hava Sergileme Alanı</strong><br><br>Müzenin son ana bölümü ise tarihi öneme sahip araçların yerleştirildiği açık hava sergileme alanı. Bu bölümü gezerken pek çok klasik otomobil modelini, boyutları ile dikkat çeken Turgut Alp Vinçi’ni, B-24 Liberator uçaklarını ve çok daha fazlasını yakından inceleme olanağına sahip olabilirsiniz. Hatta açık hava sergi alanından Haliç kıyısına doğru ilerlerseniz Fenerbahçe Vapuru’nu ve TCG Uluçalireis Denizaltısı’nı ziyaret edebilirsiniz.<br><br><strong>Rehberli Turlara Katılabilirsiniz</strong><br><br>Dönem dönem rehberli turların da düzenlendiği müzede dilerseniz tren veya nostaljik deniz araçlarıyla düzenlenen gezilere katılabilirsiniz. Haliç turlarında hafta sonları Rosalie ve Liman 2 buharlı römorkörleri, hafta içi Kont Ostrorog balıkçı teknesi kullanılıyor. Kısa tren seferleri ise Haliç kıyısına döşenmiş hat boyunca yapılıyor. Müze dâhilindeki tüm turlara katılmak için gişelerden rezervasyon yaptırabilirsiniz.<br><br>]]></content:encoded>
<author>Mithat Efe Baran</author>
<link>https://www.alanyatimehaber.com/yazarlar/mithat-efe-baran/rahmi-m-koc-muzesi/17301/</link>
<pubDate>Tue, 26 Feb 2019 01:42:32 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>10 YEARS CHALLENGE!</title>
<content:encoded><![CDATA[Sevgili Alanya Time okurları...<br><br><br>Aktif muhabirlik dönemimde her yılsonu toparladığım rakamlarla Alanya'da düzenlenen spor organizasyonlarının ilçe ekonomisine katkısını ön plana çıkaran haberler yaparak, spor organizasyonlarının teşvik edilmesine katkı sağlamaya çalıştım.<br><br>Önceki yıllarda spor tesislerinin çoğaltılması, her mahalleye en az 3 futbol sahası ve Alanya'nın kış aylarında futbol kamp merkezi haline getirilmesi gibi ortaya atılan birçok projenin maalesef lafta kaldığını, verilen demeçlerin ve yaptığımız haberlerin de sadece gazete sayfalarındaki arşivlerde yerini aldığını görüyoruz.<br><br>Peki, bir zamanlar sporun başkenti olma yolunda iddialı olan Alanya'da son yıllarda ne kadar mesafe kat edildi? Kaç futbol sahası yapıldı? Spor organizasyonlarının sayısı arttı mı, yoksa azaldı mı? Bu organizasyonların ilçe ekonomisine olan katkısı hedeflenen rakamlara ulaştı mı? Nedense bu sorularla birlikte son günlerde sosyal medyada hızla yayılan '10 Years Challenge' akımı geldi aklıma.<br><br>10 yıllık süreçte ne değişti? Tabi bu soruların cevabını bizler verecek değiliz. İl ve ilçemizdeki spor dairelerini başında kimler varsa onların vermesi gerekir! Buradan ‘devlet yatırım yapmıyor’ sonucu çıkmasın! Tam tersi, devlet yatırımlarına ve projelerini sahiplenme noktasında sorun olduğunu belirtmek istiyorum. Sayın Dışişleri Bakanımız Mevlüt Çavuşoğlu da olmasa, sporu sevmese stadımız bile tamamlanamayacaktı. 15 yıl sürüncemede kalan Olimpik Yüzme Havuzu da yine sayın bakanımız Çavuşoğlu’nun Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Başkanı olduğu dönemde tamamlandı. Burada Alanya Belediyesi’nin de spor organizasyonlarını üstlenip, devlet yatırımı olan tesisleri işleterek elini taşın altına koyduğunu söylemek gerekir.<br><br>Kendi arşivime göz attığımda 2009 yılında ilk gözüme çarpan açıklama şuan hala görevde olan Gençlik ve Spor İlçe Müdürü Erdal Tamrak'ın bir demeci oldu. Sayın Tamrak, Alanya Kaymakamlığı ile ortak bir çalışma yaparak Alanya'ya 30 futbol sahası yapılacağını müjdelemiş. O açıklamasında, "Hazineden ve Orman Bakanlığından tahsis edeceğimiz alanları, yap-işlet-devret uygulamasıyla belediyelere veya ilgili kurumlara vereceğiz. Antalya'ya her yıl 2 bin takımın geldiği düşünüldüğünde, biz de devre arasında takımlarımızı Alanya'ya çekme konusunda ön ayak olarak böyle bir projeyi başlattık. Projenin amacı; alternatif turizmin gelişmesi, kışın boş kalan otellerimize ekonomik katkı sağlamaktır. Şu anda Alanya'da beldelerimizle birlikte 14 futbol sahamız var. Proje kapsamında 14 beldeye ilk etapta en az 30 saha yapmayı planlıyoruz" sözlerine yer vermiş. Bizler de haber yapmışız. Hepsi o kadar! Sonrasında bir açıklama yok.Tamrak’ın yine 2009’daki bir açıklamasında ‘2010 yılında hedef turizme 30 milyon TL katkı’ demiş. Acaba 2019’da bu rakam ne olmuş? Bilen yok. Açıklama da…<br><br>Kim bilir? Belki 2029'da birileri çıkar, '10 Years Challenge' etiketiyle bir paylaşım yapar ve 'şu kadar organizasyona ev sahipliği yaptık' der!<br><br>Hoşçakalın...<br><br>]]></content:encoded>
<author>Teoman Eriş</author>
<link>https://www.alanyatimehaber.com/yazarlar/teoman-eris/10-years-challenge/11684/</link>
<pubDate>Wed, 20 Feb 2019 23:45:06 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>GÜVENMEKTEN VAZ GEÇECEK DEĞİLİZ!</title>
<content:encoded><![CDATA[85 yaşında bir avukatın mesleğiyle ilgili her türlü hâli deneyimledikten sonra çıkarımı şu olmuş:<br><br>‘Bütün davalar, birbirine güvenen insanlar arasında geçer.’<br><br>Nokta!<br><br>Gerçi yazının henüz başında konan bu nokta, çok erken konmuş bir nokta oldu; ama ufak bir ekleme sanırım bu sözü biraz daha anlaşılır kılar: ‘Halihazırda birbirine güvenmekte olan insanlar değil, bir zamanlar birbirine güvenmiş insanlar’ arasındadır bütün davalar… Dolayısıyla diyebiliriz ki geleceğin davaları da bugün birbirlerine çok güvenen insanlar arasında geçiyor olacak…<br><br>90’larda Kuzey Kıbrıs’ta öğrencim olmuştu sevgili Çağın Öztenay. Şimdi ülkesinin genç ve başarılı avukatlarından, aynı zamanda önemli spor yöneticilerinden biri. ‘DumDum’ dediğimiz Dumlupınar futbol takımına birlikte gönül verdiğimiz sevgili Çağın’a bu güzel anekdot için teşekkür ediyorum.<br><br>Tabii Çağın’ın 85 yaşındaki emektar meslektaşına da…<br><br>Müthiş bir tespit yapmış!<br><br>***<br><br>Umarım uğramanız hiç gerekmemiştir; ama eğer oldu da ‘tanık’ sıfatıyla bile yolunuz düştüyse illaki görmüşsünüzdür; ‘mahkemeler’ tıka basa doludur Türkiye’de.<br><br>Ve hakikaten bazen bizzat, bazen de avukatları aracılığıyla birbirlerinin yakasına sarılarak ‘adalet arayan’ o insanlar, çok kısa süre önce birbiriyle aile kurmuş, iş ortaklığı yapmış, ticaret yapmış, bir hukuk oluşturmuş insanlardır:<br><br>Karı kocalar…<br><br>Ev sahipleri ile kiracılar…<br><br>İşçiler ve işverenler…<br><br>Tüccarlar ve müşterileri…<br><br>Hatta -Turgenyev’in klasikleşmiş o harika romanındaki gibi-‘babalar ve oğullar’ bile…<br><br>Ve ne trajiktir ki babalar ile oğullarının birbirlerinin canına okuduğu davalarda, tıpkı Turgenyev’in romanındaki gibi, bir taraf sağduyuyu ve töreyi, diğer taraf ise bütün töre ve gelenekleri yok sayma mücadelesini temsil eder.<br><br>Ama bunlardan hangisini babanın, hangisini oğulun temsil ettiği; coğrafyaya, kültüre, koşullara göre, ‘daha doğrusu davaya göre’ değişiklik gösterebilir.<br><br>***<br><br>Eğer çalışan, yöneten, fikir üreten, birileriyle rekabet eden, yeni yaklaşımlar ve yeni yollar ortaya koyan, zaman zaman klasik yollara itiraz eden, her fırsatta inovasyonun altını çizen biri iseniz, işinizi ne kadar nizami ve ne kadar yasal yoldan yaparsanız yapın, Türkiye’de gittikçe yaygınlaştığını gözlemlediğimiz ‘şikâyet kültürü’ ya da ‘organize olmuş tam donanımlı dolandırıcılık şebekeleri’ içerisinde mutlaka size de bir meteor çarpar ve kendinizi hiç ummadığınız bir anda mahkeme kapısında bulursunuz.<br><br>Bu kadar net!<br><br>Ama işin trajik tarafı, siz davacı iseniz karşınızdaki davalı, siz davalı iseniz bu kez de karşınızdaki davacı, muhtemelen sizin yakın geçmişte çok güvendiğiniz biri olur.<br><br>Başa döndük değil mi?<br><br>‘Bütün davalar, birbirine güvenen insanlar arasında geçer.’<br><br>Ama bu gerçek, artık hiç kimseye güvenmeyeceğimiz anlamına gelmiyor. Elbette başkalarına, birbirimize güveneceğiz; ilişkiler kuracağız, ticaret yapacağız, iş bağlantılarımız olacak…<br><br>Ama bir yandan da ihtiyatlı olacağız.<br><br>İnternet ortamında hakimler, savcılar, avukatlar rehberi mottosuyla karşımıza çıkan adalet.info’nun 2016 verilerine göre  ‘her gün’ ceza mahkemelerinde ortalama 4371, hukuk mahkemelerinde ortalama 6807, idari yargıda ortalama 2296 ve toplamda her gün ortalama 13bin 474; dolayısıyla her yılın adli tatil ve hafta sonları hariç yaklaşık 230 iş gününde ortalama 3 milyon 99 bin dava dosyasının açıldığı Türkiye Cumhuriyeti’nde ihtiyatlı olmakta ve güvendiğimiz insanlar karşısında bile bu ihtiyatı fazla elden bırakmamakta yarar var.<br><br>Ama bu asla insanlara güvenmekten vaz geçeceğimiz anlamına gelmiyor.<br><br>O halde Almanların dediği gibi:<br><br>‘Güven, kontrole mâni değildir!’ ]]></content:encoded>
<author>Savaşkan İlmak</author>
<link>https://www.alanyatimehaber.com/yazarlar/savaskan-ilmak/guvenmekten-vaz-gececek-degiliz/12142/</link>
<pubDate>Tue, 19 Feb 2019 23:55:31 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>EN İSTİKRARLISI N`SAKALA</title>
<content:encoded><![CDATA[Sevgili Alanya Time okurları<br><br><br>Öncelikle yeni yılın hepimize sağlık, mutluluk, huzur ve bol kazanç getirmesini temenni ederim. Bu yazıda Aytemiz Alanyasporumuzun ilk yarıdaki rakamlarına genel hatlarıyla değinmek istedim.<br><br>Süper Lig'de 3'üncü sezonunu geçiren temsilcimiz Aytemiz Alanyaspor, 17 haftada 5 galibiyet, 3 beraberlik ve 9 yenilgi alarak tıpkı ilk 2 sezonda olduğu gibi, bu sezon da devreyi 18 puanla tamamladı.<br><br>Ligde inişli çıkışlı bir grafik çizen temsilcimiz ilk yarıda en çok gol yollarında zorlandı. Süper Lig'deki ilk 2 sezonun aksine bu sezon gol (13) bulmakta zorlanan bir takım izledik. Bununla birlikte Alanyaspor'un önceki yıllara göre kalesinde daha az gol (22) gördüğünü de belirtmeliyiz.<br><br>Klasik istatistikler arasında yer alan 'en çok forma giyen futbolcular' sıralamasına bakacak olursak, geçtiğimiz yıllara göre karşımıza farklı bir isim çıkıyor. Aytemiz Alanyaspor'un Demokratik Kongolu sol bek oyuncusu Fabrice N'Sakala, 2018-2019 sezonunun ilk yarısında sahada en çok kalan futbolcu olduğunu görüyoruz. 28 yaşındaki futbolcu 17 maçın tamamında ilk 11'de sahaya çıkarak toplam 1530 dakika forma giydi. Takımın en istikrarlı futbolcusu N'Sakala'yı 1440 dakikayla Yunan stoper Georgios Tzavellas takip ederken, 3'üncü sırada ise 1284 dakikayla Efecan Karaca yer aldı. Wanderson Baiano (1244), Merih Demiral (1231) ve Haydar Yılmaz (1150) da ilk yarının istikrarlı futbolcuları arasında bulundu.<br><br>Kaan Kanak ve genç kaleci İsmail Ünal ise ligin ilk yarısında hiç forma şansı bulamadı.<br><br>Ligin 2’nci yarısında Aytemiz Alanyasporumuza başarılar dilerim.<br><br>Hoşça kalın…<br><br>]]></content:encoded>
<author>Teoman Eriş</author>
<link>https://www.alanyatimehaber.com/yazarlar/teoman-eris/en-istikrarlisi-nsakala/11686/</link>
<pubDate>Tue, 19 Feb 2019 23:45:48 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>DÖNÜŞÜM</title>
<content:encoded><![CDATA[     Hepimiz her şeyi ne kadar da  çok biliyoruz, en doğruyu biz biliyoruz, en doğru biz davranıyoruz, en güzel biz seviyoruz, vs... Herkesi kendi cennetimize götürmeye zorluyoruz! "Kendine ait olduğunu zannetmek” önemli… <br><br>   Zira ”doğru” algımız, içine doğduğumuz coğrafya, aile, arkadaşlar, akrabalar, okuduğumuz kitaplar, izlediğimiz filmler, yani bize sunulanların ve biz de var olan beraberimizde getirdiğimiz duygularımızın sentezlenmesiyle ortaya çıkan hayat görüşümüzdür. Zaman içinde bu görüşlerimiz dönüşüyor, etrafımızdaki yaşam dönüşüyor, keyif aldığımız şeyler, alışkanlıklarımız, arkadaşlarımız, yanlışlarımız ve doğrularımız da değişmeye başlıyor. Yine de biz, tıpkı eski doğrularımıza yaptığımız gibi yeni en doğrularımıza bağlanıyor, koruyor, kolluyoruz ve bunların bir adım ötesinde bir dünya algısı olma ihtimalini kabul etmek istemiyoruz! Kendi doğrularımıza, davranışlarımıza tutunup, esnemeden, hata payları bırakmadan, bir de bunu başkalarına da kabul ettirmeye çalışarak ve bazen savaşarak içine girdiğimiz her ortamı, karşılaştığımız her insanı, bize göre doğru hale getirmeye çalışıyoruz ve bunun adına da SEVGİ diyoruz. Bildiğimiz gibi olursa güvende olduğumuzu  zannediyoruz. Dolayısıyla, insanları kendimize benzetebildiğimiz kadar kabul edip seviyoruz. Bir üstadın da dediği gibi 'bilmediğimiz cennettense bildiğimiz cehennemi seçiyoruz'. Oysa ki bizi güzel yapan, dünyayı yaşanabilir kılan farklılıklarımız. Ve insanın, bilgisi görgüsü ne olursa olsun gerçeği bulabileceği tek bir yol, tek bir yer var, KALBİ!.. Gönlü açık, algısı esnek olmak yeni şeyler öğrenmeye, her insanın farklı olabileceğine, değişime gönüllü olmak. İşte o zaman gerçek ve tek bilgiyi yani sevgiyi deneyimleyebilir. Biz katı ve değişmez olmayı ”sağlam insan olmak” gibi algılıyoruz, hatta böbürleniyoruz, çınar ağacı gibi olmak sert rüzgarlarda kırar, söker köklerimizi, söğüt ağacı gibi olalım bence, sert rüzgarlarda eğelim başımızı, esneyelim olabildiğince sonra yine kaldırırız başımızı dimdik göklere! Çünkü doğru bulduğun inancı saygılı bir dille ortaya koymak, kendi duruşunu belirlemek ve yeri geldiğinde eğilebilmek insan olma göstergesidir.<br><br>  Karakter dediğimiz şey, alışkanlıklar bütününden ibaret. Ve yaşamın en iyi yaptığı şey bize kendimizin karşılığını, yani ne ektiysek onu vermek. Başkalarının penceresinden en azından bakmayı denemek, hoşgörüyle anlamaya çalışmak, baktığımız yerden görüneni görmek isteyene göstermeye, istemeyeni zorla çekiştirmeye çalışmamak belki de en kolay yolu yaşamın...<br><br> <br><br>KALBİMİZ YUMUŞAK, ALGIMIZ ESNEK, DİLİMİZ SEVGİ OLSUN UMUDUYLA BU YIL ve HER YIL ]]></content:encoded>
<author>Sanem Zorlutuna</author>
<link>https://www.alanyatimehaber.com/yazarlar/sanem-zorlutuna/donusum/12457/</link>
<pubDate>Tue, 19 Feb 2019 04:00:35 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>YENİ YIL UMUT DEMEK</title>
<content:encoded><![CDATA[Sevgili okurlar, hem küresel, hem de ülkemiz açısından ekonomik anlamda zor geçen bir yılı geride bıraktık. Yeni yıl beklenti demek, başlangıç demek, umut demek. Umarım bizler ve ülkemiz açısından da böyle olur. Huzur en önemli beklentimiz. Artık bizi rahat bıraksınlar ve geleceğe daha sıkı umutla sarılabilelim. Ülkemizin ve çocuklarımızın geleceğini inşa edebilelim.<br><br>Ama istek ve arzular bir yana, yeni yıla girince her şey bir anda düzelmiyor. Maalesef kaygı verici başlıklar hala gündemde;<br> ABD - Çin arasında yaşanan ticaret savaşları,<br> ABD merkez bankası FED’in bu yıl içerisinde iki kez faiz arttırma kararı,<br> Suriye odaklı jeopolitik riskler,<br> Avrupa'da Brexit süreci vb. daha birçok konu sayılabilir.<br><br>Ticaret Savaşları;<br>ABD ekonomisinin 2019 yılında yavaşlaması, Çin başta olmak üzere diğer ülkelere uygulayacağı vergi yaptırımları bu yıl da ticaret savaşlarının yaşanacağını gösteriyor. Üstelik Çin ekonomisinin büyüklüğü ve yaşanabilecek daralma Dünya ekonomisine önemli bir etki yapabilecek güçte.<br><br>ABD Merkez Bankası FED;<br>Bu yıl Fed iki kez daha faiz arttıracağını belirtti. Özellikle başkan Donald Trump ile Fed arasında yaşanacak ilişkiler global ekonomiler için de bir risk oluşturuyor. Bunun yanında Fed'in bilanço küçültme kararı, küresel büyümeye karşı önemli bir risk oluşturmaktadır.<br><br>Suriye Sorunu;<br>ABD başkanı Trump, 2018 yılının son ayında Suriye’den çekilme kararı aldı. Ancak bu karar ABD’de istifaları birlikte getirdi. Önce Savunma Bakanı Jim Mattis, ardından terör örgütü DEAŞ'la Mücadele Özel Temsilcisi Brett McGurk istifa ettiklerini açıkladılar.  Karar bizim için çok önemli ve olumlu olarak gözükmekte. Ancak, Trump'ın defalarca yaptığı çelişkili açıklama ve uygulamalar, bundan sonra yaşanabilecek gelişmeler açısından güven vermemeye devam ediyor.<br><br>Brexıt Süreci;<br>İngiltere’nin Avrupa Birliğinden ayrılıp ayrılamayacağı belirsizliği devam ediyor. Nasıl sonuçlanacağı, ayrılma sürecinin başlayacağı  28 Mart 2019 tarihinde şekillenecek. Avrupa ekonomisi açısından önemini korumaya devam eden bir süreç. 2019 yılında ekonomik anlamda Avrupa ülkelerini de sıkıntılar beliyor.<br><br>Türkiye Ekonomisi;<br>2018 yılı son çeyrek, 2019 yılı ilk ve ikinci çeyrek büyüme rakamlarının eksi ya da oldukça düşük çıkacağı öngörülmektedir. Ekonomideki yavaşlamanın etkilerini gerek iş hayatında, gerekse piyasalarda ciddi manada hissedeceğiz. Beklentiler 2019 yılı için %1’lik büyüme yönünde.<br>Enflasyon yılın ilk çeyreğinde mevcut düzeyini koruyacak gibi gözüküyor. Ancak yılın ikinci yarısında yükseliş trendine girebilir. Merkez Bankasının bu doğrultuda faiz artışı yapmayacağı, ya da bir iki puan aralığında kalabileceği öngörülebilir. Bununla birlikte, konkordato ilan eden firmalardan gelen iflas kararları ve paralelinde oluşabilecek işsizlik artışları ve bu doğrultuda bankaların zarar yazmama isteklerine paralel olarak yapabilecekleri faiz artışları da beklenebilir. Kısacası paraya ulaşım daha da zorlaşacak, maliyeti yükselebilecek.<br>Dolar 2019 yılı içerisinde 6 lirayı, bunu kırması halinde yıl içerisinde 6,7-7,0 liraları test edebilir.  Enflasyonun bu şekilde kalması durumunda 5,5 ile 6 lira arasına oturacağı öngörülebilir.<br>Benim isteğim oluşabilecek risklerin gerçekleşmemesi. Barış ve sevgi içerisinde, herkesin karnının doyduğu bir dünyada refah içerisinde yaşanması. Umarım insanoğlu bir gün bunu gerçekleştirebilir.<br><br>Yeni yılda; hayatı tutabilmek, sevgiyi kaçırmamak, keşke dememek için hayallerinizi yaşayın. En güzel başlangıçlar sizlerin olsun. MUTLU SENELER.<br>]]></content:encoded>
<author>Teoman Matlum</author>
<link>https://www.alanyatimehaber.com/yazarlar/teoman-matlum/yeni-yil-umut-demek/11756/</link>
<pubDate>Tue, 19 Feb 2019 00:56:09 +0300</pubDate>
</item></channel>
</rss>