YENİ NESİL GAZETECİLİK


                  

Böbrek taşları ve tedavisi

Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Sofikerim, böbrek taşları hakkında bilinmesi gerekenleri sizler için anlattı.

07-09-2019 10:02:04
5

İdrar yolu taşlarının, böbrekte veya idrar yollarının herhangi bir yerinde oluşan, idrarda çözülemeyen ve atılamayan kimyasal maddelerin zamanla kristalleşmesi ve birikmesi ile oluşan sert cisimlerdir. İdrar yolu taş hastalığı, idrar yolu iltihapları ve prostat hastalıklarından sonra boşaltım sisteminin en sık rastlanan sorunudur. Son 20-30 yıl içinde böbrek taşı görülme sıklığında bir artış olduğu bildirilmektedir. Bu artışın kesin sebebi bilinmemekle birlikte beslenme alışkanlıklarındaki değişikliklere ve az sıvı alımına bağlı olduğu düşünülmektedir.

Böbrek taşı nasıl oluşur?

Böbrekler vücudumuzun filtre sistemi olarak çalışırlar. Kan sürekli olarak böbreklerden süzülürken yararlı maddeler emilir, istenmeyen maddelerse idrarla dışarı atılır. Böbrek ve idrar yolları taşlarının %80'i kalsiyum içeren taşlardır. İdrarda bazı maddelerin yoğunluğunun taş oluşumunun yönlendirici gücüdür. Özellikle beslenme tarzı ve iklim özellikleri gibi çevresel etkenler, idrarda atılan kristallerin yoğunlaşmasına, kümeleşmesine ve birikip 'taş' oluşumuna sebep olmaktadır. Kristal yoğunlaşması ve taş oluşumu, böbrekte 'nefron' olarak adlandırılan ve her böbrekte bir milyon kadar olan tubüler (boru şeklinde) yapılarda başlamaktadır. Nefronların görevi, kanı süzmek ve atılması gereken artıkları idrar olarak atmaktır. Yoğunlaşan kristaller, idrarın daha yoğun olduğu tubüler sistemin sonuna doğru birikir ve tubüllerin duvarına yapışır.

Günlük sıvı alımı 1,5 litrenin altında olanlarda, taş hastalığı riski daha fazladır. Diyet yaparken; kalsiyum, oksalat, sodyum ve karbonhidratların gereğinden fazla alınması, yetersiz miktarda turunçgil tüketimi ve aşırı derecede güneş ışınlarına maruz kalmak taş hastalığı için risklidir.

Böbrek taşına bağlı şikayetler nelerdir?

Böbrek taşlarının çoğunluğu bulgu vermez, başka bir sebeple yapılan radyolojik incelemeler sırasında saptanır. Eğer taş büyükse ve böbrek havuzcuğunda tıkanıklığa yol açmışsa ağrı ve enfeksiyona sebep olabilir. Taş hareket edip üreter adı verilen böbrekle mesane arasındaki kanala girerse idrar akışını tamamen engelleyerek kolik denilen çok şiddetli ağrıya yol açabilir. Ağrı bel bölgesinden başlayarak kasığa doğru yayılır ve hastalarda bulantı, kusma, karın şişliği gibi ek yakınmalara yol açabilir. Taşın idrar yollarını zedelemesine bağlı idrarda kanama görülebilir.

Nasıl teşhis edilir?

Böbrek taşlarının bir kısmı rastlantısal olarak teşhis edilirler. Check-up programlarında ultrasonografinin yaygın kullanılması ile günümüzde herhangi bir yakınmaya yol açmadan tanı konulan taş hastalığının sayısı gün geçtikçe artmaktadır. Diğer yandan bel ağrısı, tekrarlayan idrar yolları iltihabı veya idrarda kanama gibi yakınmalar hastayı hekime getiren unsurlardır. Bu yakınmalarla başvuran hastalarda Direkt Üriner Sistem Grafisi (DÜSG), Ultrasonografi, İntravenöz Pyelografi (İVP), Spiral Bilgisayarlı Tomografi (BT) gibi incelemeler yapılarak tanı konulması mümkün olmaktadır.

Tedavi edilmeli midir?

Böbrek havuzcuğunda (pelvis) yerleşik taşlar mutlaka tedavi edilmelidir. Tedavi edilmediğinde böbrekte fonksiyon bozukluğuna ve iltihaba yol açabilirler.

Böbreğin içindeki kaliks adı verilen ceplerin içinde bir taş saptanır ise çoğunlukla sessiz seyreden bu durum bir probleme yol açmaz. Kaliks taşları bulundukları yerde büyüyebilir veya hareket edip üreter kanalına girerek ağrı, kanama, iltihap gibi yakınmalara yol açabilir. Bu nedenle kalis taşları tedavi edilmelidir.

Böbrek taşının oluşumu önlenebilir mi?

Yaşam ve beslenme tarzında birkaç değişiklik yaparak yeni taş oluşma riski azaltılabilir. Daha önceden uygulanan, katı kısıtlamalar içeren diyetlerin çok gerçekçi olmadığı ve hastaların büyük kısmının bu kısıtlamalara uymakta güçlük çektikleri gösterilmiştir. Hastalar yüksek miktarda sıvı almaya teşvik edilmelidir. Bu, bileşimi ne olursa olsun bütün idrar yolu taşlarında geçerli bir öneridir. Erişkin bir insanın 24 saatlik idrar hacmi 2 litrenin üzerinde olmalıdır. Sıvı alınması 24 saat içerisine eşit olarak dağıtılmalı ve sıvı kaybı varsa özellikle dikkatli olunmalıdır.

Hastalarda aşırıya kaçmamak koşuluyla bütün besin gruplarını içeren karma ve dengeli bir beslenmeye ihtiyaç vardır. Lif içeren besinler ve faydalı etkileri nedeniyle sebze, meyve tüketimi teşvik edilmelidir. Ancak oksalat bakımından zengin olan sebze ve meyvelerden (ıspanak, kakao, çay yaprakları, ceviz, buğday kepeği) sakınmak gerekir. Bu önlem özellikle idrarında yüksek miktarda oksalat bulunan hastalarda önemlidir.

Bu habere yorum yapın