Gazeteci Özgür Yılmaz'a Vize Soruşturması Haberi Sonrası Tehdit!

ABONE OL

Türkiye genelinde yürütülen vize soruşturması ile ilgili yaptığı Haberin yayımlanmasının ardından telefon ve sosyal medya mesajları üzerinden içerikten rahatsız olan odakların hedefi haline geldi.

Alanya’da görev yapan gazeteci Özgür Yılmaz, yürütülen bir vize soruşturmasına ilişkin kaleme aldığı haberin ardından açıkça tehdit edildi. Kamuoyunu bilgilendirme sorumluluğu doğrultusunda konuyu gündeme taşıyan Yılmaz, haberin yayımlanmasından kısa bir süre sonra çeşitli yollarla hedef alındı.
Gazetecilik mesleğinin ve halkın haber alma özgürlüğünün engellenemeyeceğini belirten meslektaşları, emniyet ve yargı birimlerini konuyla ilgili adli ve idari soruşturmayı derinleştirmeye davet etti.
Özgür Yılmaz ise basının susturulamayacağını ve kamu yararı adına gerçekleri yazmaya devam edeceğini vurguladı.
Yerel ve ulusal düzeydeki gazeteci cemiyetleri ile basın meslek örgütleri, Özgür Yılmaz’a yönelik tehditleri kınayarak olayın takipçisi olacaklarını açıkladı.

Gazeteci Özgür Yılmaz Tehditlere cevap verdi.
Medya özgürlüğü ve tehdit
Halkın haber alma özgürlüğü için adeta bir nefer gibi mücadele eden; kamu menfaatini gözeterek doğru bilgi üretmektir’ medya organlarının temel görevi.
Bu mihvalde yıllardır karınca kararınca mücadele ediyorum. Her ne kadar dışardan bakınca çok kolay ve eğlenceli bir iş kolu gibi görünse de aslında yaptığımız; kamu görevi niteliğinde ciddiyet gerektirir. Zaman zaman tebrik mesaj ve telefonları gelse de bazen açıktan ya da dolaylı metotlarla tehdit ve aba altından sopa göstermelerle de karşılaşıyoruz. Bu dün vardı, bugünde var. Muhtemelen yarında olacaktır.
Kişi/kurum yaptığı yanlışın doğru olduğunu, o yanlışı yapmasına engel olunamayacağını, olunmaması gerektiğini düşündüğü sürece; haber yayınlanınca yanlıştan dönmek yerine; gözdağı vermeyi tercih ettiği müddetçe sürecektir.
‘Çiğ yemedik karın ağrımız yok’ hamdolsun. Lakin yaptığı yanlış olaylar ortaya çıkınca, suçlu psikolojisi ile ilk saldırı genelde medyaya yönelik olur. Suikasta uğrayan gazeteciler de, ayağından vurulan gazeteciler de, tehdit edilen gazeteciler de, insanların yanlışını ortaya çıkardıkları için talihsiz olaylarla karşı karşı kalmıştır.
Alanya’da pek çok defa bizlerde tehdit telefonları aldık, çalışma ofislerimiz basıldı, yolda önümüz kesildi. Farklı tehdit yöntemleri ile karşı karşıya kaldık. Şimdilerde ise sosyal medya ve telefon aracılığı ile tehdit, küfür; aba altından sopa göstermenin ötesine geçiliyor.
Düşünün devletin bakanlığı ürünleri sağlığa elverişsiz, bilinen 24 kalem tağşişli üretim yapıyor raporu vermiş. Piyasaya sunulan ürünleri toplatılan bir ‘Holding’ var ortada. Defalarca operasyona maruz kalmış. Defalarca diyorum çünkü yasal boşluk nedeniyle bazı suçlarda hapis yok. Hapse girmeyen kişiler kendilerini ‘suçum yok ki olsa hapse atarlardı’ diye kamufle edebiliyor. Arkasından birkaç hayır işi, bağış sonrası pirüpak oluveriyorlar. Bu kişiler kendileri hakkında haber yapılınca üstelik hiç utanmadan "Herkes işini yapmalı kimse Hıncal Uluç’un petroldeki durumuna düşmemeli. İnsan olmak lazım adam gibi" sözler söyleyebiliyor. Bunu yazan zat, Şahin K., adeta gazetecileri 1994 yılında benzin istasyonunda ayağından vurulan gazeteci yazar Hıncal Uluç örneği üzerinden tehdit etme cüretini gösteriyor. Oysa boyun eğmeden, bildiği doğruları yazabilmektir aslında Gazetecilik.
Aytemiz dolum tesislerinin yanlış yerde olduğunu da vurgulayabilmektir, doğada yaşam alanlarına HES yapılmasının yanlış olduğunu da yazabilmektir Gazetecilik.
Tehditlere aldırmadan üzerine daha çok gitmektir Gazetecilik.
Halen görev yapmakta olduğum Alanya Postası, kuruluşunun 16. yılında yukarıda yazdığım tehtidi alan kurumlardan biri. Yargıda cevabımız elbette olacaktır. Ancak buradan da söyleyelim. Elinde tesbihle mesaj vermek ancak sizin gibilerin yöntemi olacaktır. Biz kalemle mesaja devam edeceğiz.