Donald Trump kimdir?

ABONE OL

Donald John Trump (14 Haziran 1946), Amerikalı işletmeci, politikacı ve Amerika Birleşik Devletleri'nin 45. başkanıdır.

Donald Trump, Haziran 1946'da New York'ta doğdu.

1960'lı yılların başında liseyi kötü hal ve gidişi yüzünden terk etmek zorunda kaldı

Ardından askeri akademide okudu ve 1968'den sonra Pensilvanya'da bulunan Wharton Institute'de işletme bilimleri eğitimi aldı.

Üniversite yıllarında babası Fred Trump'ın emlak ve inşaat firmasında çalıştı.

1999'da babasını alkol bağımlılığı sebebiyle hayatını kaybetmesiyle, hayatı boyunca alkollü içkiden ve sigaradan kaçındı.
 

Donald Trump, ailesinin Brooklyn ve Queens'te bulunan işleriyle yetinmedi, harabe halindeki Commodore Otelini Grand Hyatt oteller zincirine dönüştürdü.

Manhattan'daki bir binayı alarak 68 katlı ünlü Trump Tower'ı inşa etti, çok sayıda otel açtı.

Ayrıca eğlence sektöründe de adeta bir imparatorluk kuran Trump 1996-2015 yılları arasında Miss Universe, Miss USA, and Miss Teen USA güzellik yarışmalarının organizasyonunu yaptı.

2003'te ABD'de NBC televizyonunda yayımlanan ve yarışmacıların Trump'ın şirketinde bir yönetici pozisyon için yarıştığı "The Apprentice" (Çırak) programında ekrana çıktı.

Donald Trump'ın üç evliliğinden beş çocuğu bulunuyor.

Trump ilk olarak 1977'de, Çekoslavakya doğumlu ünlü manken ve atlet Ivana Zelnickova ile evlendi. Bu evlilikten Donald Jr., Ivanka ve Eric adında üç çocukları olan çift 1990'da boşandı.

1993'te Amerikalı televizyoncu Marla Maples ile evlenen Trump'ın, bu evlilikten Tiffany adlı kızı doğdu. Çift 1996 yılında ayrılma kararı aldı.

Trump son olarak 2005 yılında Slovenya doğumlu ünlü model Melania Knauss ile evlendi. Çiftin oğulları Barron Trump 2006 yılında dünyaya gelmişti.
ABD'de dört yıl önce yapılan seçimlerde büyük bir sürprize imza atarak ülkenin 45'inci başkanı seçilen Donald Trump, ülke tarihinin en sıradışı başkanlık dönemlerinden birine imza attı.

Cumhuriyetçi Parti'den bir kez daha aday olan Trump, başkanlığı sırasında hem iç hem de dış politikada aldığı kararlar tartışma yarattı.

Trump, seçilmesinden kısa bir süre sonra göçmenlikle ilgili düzenlemeleri sıkılaştırdı, nüfusununun büyük bir bölümü Müslüman olan bazı ülke vatandaşlarının ABD'ye girişini yasakladı ve sınırdan yasadışı yollarla geçmeye çalışan çocukları ailelerinden ayırmak gibi uygulamalara imza attı.

Bu kararlar, liberal ve sol kesimin tepkisini çekerken, kendi seçmeni arasında ise desteğini artırdı. Birçok siyasi analist, Trump'ın uyguladığı politikaların birleştirici olmadığını ve özellikle ırklar arasında artan tansiyonu düşürmekte yeterince adım atmadığını belirterek, ABD'deki kutuplaşmayı daha da artırmış olabilecğeini düşünüyor.
 

Ayrıca, koronavirüs salgını döneminde uyguladığı politikalar da tartışma yaratırken, yönetimi Demokratların elinde olan bazı eyaletlerle de sorun yaşadı. Trump, seçime bir ay aman kala koronavirüse yakalandı.

Dış politikada ise aldığı ilk kararlardan birisi, seçim vaatleri arasında da yer alan İran ile yapılan nükleer anlaşmadan çekilmek oldu. Ayrıca, ABD'nin İsrail Büyükelçiliği'ni Tel Aviv'den Kudüs'e taşıyarak, Orta Doğu sorunun tarihinde kritik bir karar alırken, İsrail'in Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Bahreyn ile diplomatik ilişkiler kurmasını öngören anlaşma için arabuluculuk yaptı.

74 yaşındaki Trump'ın Türkiye ile ilişkileri ise oldukça iniş-çıkışlı oldu. Bu dönemde ABD-Türkiye ilişkilerinde Fethullah Gülen'in iadesi, New York'taki Halkbank davası, Brunson'ın yargılanması ve Suriye ön plana çıktı.

Trump'ın "canım arkadaşım" olarak nitelendirdiği Erdoğan ile ilişkisi zaman zaman ABD basınının ve Demokrat Parti kanadının eleştirilere yol açtı. Özellikle Halkbank ile Gülen'in iadesi gibi konularda Trump'ın başkanlık yetkisini aşan sözler vermiş olabileceği iddiaları ortaya atılırken, görevden azil soruşturmasına Türkiye ile ilişkilerinin de eklemlenmesi gerektiğini savunanlar da oldu.

Trump, bulduğu hemen her fırsatta Erdoğan ile ilişkilerinden sitayişle bahsetti. Son olarak, Trump, ödüllü gazeteci Bob Woodward'a kitabı için verdiği bir mülakatta Erdoğan ile arasının ne kadar iyi olduğuna dair bir soruya, "İşin komik tarafı, (yabancı liderlerle) ilişkilerimde karşımdaki ne kadar sert, ne kadar acımasızsa o kadar iyi anlaşıyorum. Anladın mı? Bir gün bana bunu açıklasana, tamam mı?" yanıtını verdi.

Erdoğan, ilki Mayıs 2017'de, ikincisi de Kasım 2019'da olmak üzere iki kez Washington'ı ziyaret ederken, Türkiye ise bu dönemde, Trump'ın başkan olarak ziyaret ettiği ülkeler arasında yer almadı.

İki lider ayrıca, hemen her yıl G20 zirvesi, NATO toplantısı ve Birleşmiş Milletler Genel Kurulu gibi farklı uluslararası etkinlikler kapsamında da bir araya geldi.

ABD basınında, Erdoğan'ın bu yakınlığı kullanarak Trump'a Gülen'in iadesini ve ABD Hazine Bakanlığı'nın İran yaptırımlarını deldiği gerekçesiyle Halkbank'a ceza kesmemesini sağlamak istediği yönünde çok sayıda haber yer aldı.

Trump'ın eski Ulusal Güvenlik Danışmanı Michael Flynn, Gülen'in iadesi için ABD'de yasadışı lobi faaliyetinde bulunmaktan suçlu bulunan eski iş ortağı Bijan Rafiekian hakkında soruşturma açılmasını önlemekle suçlanmıştı.

Washington Post, Ekim 2019'da Trump'ın bir dönem Gülen'in iadesi fikrine sıcak baktığını ve konuyla ilgili bilgi almak için danışmanları üzerinde zaman zaman baskı kurduğunu bildirmişti.

Trump'ın bir başka eski Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton da yazdığı kitapta, Erdoğan'ın ikili görüşmelerde Gülen konusunun yanı sıra Halkbank ile ilgili davayı da gündeme getirdiğini yazdı. Bolton, Erdoğan, Pastör Brunson'ın serbest bırakılması karşılığında Halkbank ile ilgili soruşturmanın sonlandırılmasını istediğini ima etti ve bu durumu "uygunsuz" olarak nitelendirdi.

Trump ile Erdoğan yakın bir ilişkiye sahip olduklarını söyleseler de bu dönemde iki ülke arasında ciddi krizler de yaşandı.

Bu dört yıllık dönem içerisinde Türkiye'de tutuklu bulunan ABD vatandaşları ya da ABD diplomatik misyon çalışanları sık sık gündeme getirildi. Trump yönetimi, bu konuyla ilgili Türkiye'ye çok sayıda çağrıda bulunurken, ikili görüşmelerde de ele alındı.

2017 yılında ABD İstanbul Başkonsolosluğu'nda görev yapan Metin Topuz'un tutuklanması nedeniyle ABD, Türkiye'den yapılan vize başvurularını bir süre askıya aldı.

ABD, Fethullah Gülen Yapılanması ile bağlantılı olduğu gerekçesiyle 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminin ardından tutuklanan Pastör Brunson'ın yargılandığı dava nedeniyle, 2018 yılında Türkiye'ye bir dizi yaptırım uyguladı.

ABD'nin bu dönemde Türkiye'ye yaptırım uyguladığı bir diğer konu da S-400 hava savunma sistemi oldu. Türkiye'nin Rusya'dan S-400 hava savunma sistemi satın almasının NATO sistemlerine risk yarattığı yönündeki kaygılar nedeniyle ABD Kongresi, Türkiye'yi F-35 yeni nesil savaş uçağı programından çıkardı.

Trump'ın başkanlığının önemli dış politika konularından Suriye iki lider arasındaki ilişkilerin seyrinde önemli rol oynarken, ABD Başkanı'nı iç politikada da sıkıntıya sokan konu başlıklarında biri oldu.

Trump, Türkiye'nin çok uzun bir zamandır dile getirdği Suriye'nin kuzeydoğusunda, Fırat Nehri'nin doğusunda kalan bölgeye askeri operasyon planlarına Ekim 2019'da yeşil ışık yaktı. Trump, Erdoğan ile yaptığı telefon görüşmesinin ardından Suriye'deki ABD askerlerini çekeceğini ve Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) ile mücadeleyi artık Türkiye'nin üstleneceğini duyurdu.

Bu açıklamadan kısa bir süre sonra Türkiye, Kürt grupların kontrolü altındaki bölgeye Barış Pınarı Harekatı'nı başlattı. Trump'a hem ABD içinden hem de uluslararası alandan büyük tepkiler geldi.

Trump, Suriye'de IŞİD'e karşı ABD önderliğindeki koalisyonun sahadaki en önemli müttefiki olan Kürt grupları ortada bırakmakla eleştirildi. Kongre kanadında hem Cumhuriyetçi hem de Demokrat kanatta çok ciddi tepkilerin doğmasının ardından Trump da tutum değiştirdi.

Trump, dış politikada sadece Türkiye değil, diğer bazı başka alanlarda da değişken politikalar uyguladı. Örneğin Kuzey Kore ile ABD, Trump'ın başkanlığının ilk dönemlerde birbirlerine karşılıklı olarak tehditler savurdu. Daha sonra ise Trump, Kuzey Kore lideri Kim Jong-un görüşmeler yaptı.

Analistler, Trump'ın dış politikasının genel anlamıyla ABD'nin ülke dışındaki askeri varlığını azaltmasını amaçlayan ve genel olarak ilişkilerin kötü olduğu ülkelerle de yeri geldiğinde temas kurulmasını öngören bir yaklaşım olduğunu belirtiyor.

Trump başkanlığı döneminde ABD çıkarlarına uygun olmadığı gerekçesiyle İran ile yapılan nükleer anlaşmadan, iklim değişikliğiyle ilgili 2015 yılında imzalanan Paris Anlaşması'ndan ve Asya ülkeleriyle yapılan Trans Pasifik Ortaklığı'ndan çekildi.

Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması'nda ise değişiklik yapılması için de harekete geçilirken, Çin ile ABD arasında bir "ticaret savaşı" da yaşandı.
 

Demokrat Parti'den rakibi Joe Biden'a göre, Trump, "ABD tarihinin en kötü başkanı."

Trump'a yönelik eleştirilerin başında kutuplaştırıcı bir dil kullanması, göçmenlere yönelik sert politikaları ve ırkçılığı açık bir dille kınamaması yer alıyor.

Trump'ın destekçileri ise Başkan'ın "Amerikalıların çıkarlarını ve haklarını savunduğunu" söylüyor. Trump, söylemleriyle özellikle beyaz, kırsal alanda yaşayan, mavi yakalı ve eğitim seviyesi düşük seçmen arasında destek buluyor.

Trump'ın desteği özellikle gelir ve eğitim seviyesi düşük kesimlerden gelse de kendisi Forbes dergisinin "Dünyanın En Zengin 400 İnsanı" listesinde yer alıyor.

Dergiye göre Trump'ın serveti yaklaşık 3 milyar 700 milyon dolar. Trump ise bu rakamın 10 milyar dolar olduğunu iddia ediyor.

Ancak seçimden kısa bir süre önce New York Times gazetesinin yayımladığı vergi beyannamesine göre, Trump seçimi kazandığı 2016 yılında sadece 750 dolar vergi ödedi.

Trump'ın son olarak seçim akşamı kaybetmesi halinde sonuçları ve rakibi Biden'ı arayıp yenilgiyi kabul edeceğini açık bir dille teyit etmemesi de tartışma yarattı.