☰
✕

Bakan Şimşek'ten fon açıklaması: '10 milyon üstü gelir elde edenler parayı iade etmezse 'Adalet Bakanlığı ilgili süreçleri işletecek" dedi.

ABONE OL

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, fon soruşturmasıyla ilgili konuştu. Bakan Şimşek, haksız kazanç elde edenlerin hepsinin tespit edildiğini belirtirken 10 milyon ve üstü kar elde edenlerin parayı iade etmelerinin isteneceğini söyledi.

Katıldığı programda fon soruşturmasına ilişkin açıklamalara bulunan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, tasfiye sürecinin öngörülen hızda ve çerçevede gittiğini söyledi. Bakan, "İade hesaplarına bir miktar ödeme var. Belli eşikler belirledik, ilk önce 10 milyon TL ve üzeri reel geri kazananlara başvurulacak. Gönüllü iade olmazsa Adalet Bakanlığı ilgili süreçleri işletecek" dedi. Bakan Şimşek kamu kaynaklarının kullanılmayacağının altını çizerken "Manipülasyonlar ve diğer piyasa bozucu eylemlerle ilgili yaptırımları ciddi şekilde artıran bir yaklaşım içine gireceğiz" ifadelerini kullandı. Bakan Şimşek açıklamasında, "Türkiye ekonomisi son üç yıldır şoklara karşı kendini ispat etti. Bütün bir süreç biraz sıkıntılı da olsa nihai kertede sermaye piyasalarının sağlıklı olacağını S&P ve Fitch de söyledi. Bunu aklı başında olan herkes söylüyor, Türk sermaye piyasası çok daha sağlıklı olacak. Bir musibet bin nasihatten iyidir derler." vurgusu yaptı.
Nihai tasfiye zaman alacak
Bloomberg HT - Habertürk ortak yayınında soruları yanıtlayan Bakan Şimşek, "Tasfiye süreci öngördüğümüz hız ve çerçevede gidiyor. Tasfiyede ara ödeme öngörüldü. Çünkü nihai tasfiye zaman alacak. Dünyada da böyle oldu" dedi. TBMM'de ara ödemelere yönelik bir tasfiye kanunu görüşüldüğünü belirten Şimşek, düzenlemenin yasalaşmasının ardından fonlardaki kaynakların durumuna göre 1 milyon TL'ye kadar ödemelerin hızlıca yapılacağını söyledi. Şimşek, tasfiye sürecinin olağan ve olağanüstü olmak üzere ikiye ayrıldığını belirterek, olağan tasfiyenin mali yapıları nispeten yönetilebilir portföy şirketleri için uygulandığını ifade etti.
45 bin 747 hesaba 40.8 milyar TL ödendi
Toplam 131 fonun 66'sının olağan tasfiyeye tabi tutulduğunu açıklayan Şimşek, 7 portföy şirketinden 3'ünün tasfiyesinin tamamen tamamlandığını söyledi. Bakan Şimşek, bu süreçte 45 bin 747 hesaba toplam 40.8 milyar TL ödeme yapıldığını, hisse senedi fonlarındaki yatırımcıların 17 Eylül'e göre yatırımlarının yaklaşık yüzde 58'ini alabildiğini, para piyasası fonlarındaki yatırımcıların ise yüzde 1,43 nema elde ettiğini kaydetti.
Hedef Portföy de olağan tasfiyeye alınacak
Hedef Portföy'ün de olağan tasfiyeye tabi tutulacağını belirten Şimşek, şirketin 31 fonunun bulunduğunu ve bunlardan 4'ünün para piyasası fonu olduğunu söyledi. Şimşek, böylece 7 portföy şirketinden 4'ünün olağan tasfiyesinin muhtemelen hafta sonuna kadar tamamlanacağını ifade etti.
Atlas Portföy'ün sahiplerinin ise tasfiyeci kurumla görüşmeler yürüttüğünü belirten Şimşek, şirket sahiplerinin kaynakları geri koyma konusunda irade ortaya koyduğunu ancak bu aşamada yorum yapmasının doğru olmayacağını söyledi.
TBMM'deki kanun teklifinin kabul edilmesi halinde küçük yatırımcılar ile para piyasası fonlarına öncelik verileceğini açıklayan Şimşek, bu kapsamda 390 bin hesabın daha tasfiye edilmesinin hedeflendiğini belirtti. Şimşek, söz konusu işlemlerin tamamlanmasıyla tasfiye sürecinin önemli bir bölümünün geride kalacağını ifade etti.
10 milyon üstü gelir elde eden parayı iade etmezse adli süreç başlayacak
Tasfiye çalışmalarında Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF), Adalet Bakanlığı ve Merkezi Kayıt Kuruluşunun (MKK) birlikte hareket ettiğini belirten Şimşek, piyasa bozucu faaliyetlerden kazanç sağlayan kişilerin tespit edildiğini söyledi.
Bakan Şimşek, "İade hesaplarına bir miktar ödeme var. Belli eşikler belirledik, ilk önce 10 milyon TL ve üzeri reel geri kazananlara başvurulacak. Gönüllü iade olmazsa Adalet Bakanlığı ilgili süreçleri işletecek" ifadelerini kullandı.
Sadece iki fonda karmaşık bir süreç kalıyor
Bakan Şimşek açıklamalarında şunlara vurgu yaptı:
"Geriye sadece iki fonda karmaşık bir süreç kalıyor. Fonlarda yeteri kadar kaynak olmazsa ki bazılarında olmayabilir bahsettiğim kaynaklar var. Fonlardan hukuka aykırı şekilde nemalanan kişi ve şirketlere aktarılan varlıkların alınması çok önemli. Birlikte hareket edenlerin kişisel mal varlıklarına başvurulacak. Aslında biz geçici tasfiye tasarısını Meclis'e gönderirken, Hazine ve Maliye Bakanlığı olarak ve ilgili kurumlar biz kalıcı reform tasarısında çalışmıştık. Yani bir taslağa dönüştürmüştük. Fakat haklı olarak "tasfiyeyi önceliklendirelim, kalıcı yapısal düzenlemeleri ise biraz daha sakin bir kafayla yapalım" dedik çünkü bizim için sermaye piyasaları da çok değerli.
Bankacılık sektörü tek başına karşılayamaz
Bu kadar büyük bir ekonomi, şimdi bu sene kurun da etkisiyle biraz 1.8 trilyon dolar gayrisafi yurtiçi hasıladan bahsediyoruz, 1.8 trilyon dolarlık bir ekonomiden bahsediyoruz. Bu ekonomi, bankacılık sektörü tek başına sırtlayamaz. Yani bunun finansmanını bankacılık sektörü tek başına karşılayamaz. En az ideali yani orta-uzun vadeli bir perspektifle yüzde 30-40'ının, yani finansman ihtiyacının sermaye piyasaları üzerinden karşılanması gerekli, ihtiyaç duyduğumuz bir alan. Dolayısıyla biz sermaye piyasalarının gelişmesini sekteye uğratacak bir yaklaşım içerisine girmeyeceğiz ama piyasa bozucu faaliyetler , koordineli hareketler, içerden bilgi ile yapılan alışverişler bütün bunlara ilişkin çok kapsamlı, yani şöyle söyleyeyim yaptırımları çok ciddi artıracak bu yaptırımlar öncesinden gözetimi denetimi güçlendirecek bir yaklaşım içerisine gireceğiz.
Yaptırımlar ve tedbirler ciddi şekilde artırılacak.
Bir kere şunu açıkça söyleyeyim, ilgili kurumlarımızın kurumsal kapasitesini güçlendireceğiz. Bu neden önemli? Çünkü piyasa çok sofistike, çok gelişmiş algoritmalar hareketler var. Bizim de bu teknolojileri kullanmamız gerekecek. O nedenle bizim düşüncelerimizden bir tanesi, bu üst kurullardaki kapasiteyi güçlendirmek, insan kapasitesini kaynağını güçlendirmek. Gerekirse bu konuda ücret düzenlemelerinden tutun, yani gerekirse kadro karşılığı sözleşmeli bir statüden tutun, gerekirse bizim vergi denetim kurulumuzda yanılmıyorsam 7 bin 100'ün üzerinde müfettişimiz var, orada deneyimli birkaç yüz müfettişimizi kanunla belli bir sürece tabii tutarak ilgili kurumlarımıza aktaracağız. Bunu neden söylüyorum, çünkü dönüyoruz dolaşıyoruz burada bağımsız düzenleyici denetleyici kuruluşlar var ve bunların kapasitesinin çok güçlü olması lazım. Mevzuat açığımız var o da gerekirse giderilecek. Eşit işe eşit ücret bu kurumsal kapasiteyi zayıflatmış görünüyor. Yaptırımlar ve tedbirler ciddi şekilde artırılacak.
Bir kere bankacılığa bulaşıcılık neredeyse yok denecek düzeyde
Bir kere bankacılığa bulaşıcılık neredeyse yok denecek düzeyde. Neden? Biz inceledik, bankalarımızın doğrudan bu problemli fonlara olan riski 1.3 milyar lira. Yani şöyle diyeyim, 56 trilyon liralık bir aktiften bahsediyorsunuz, yani 10 binde 2'den bahsediyorsunuz. Dolayısıyla bankacılık sektörüne risk oluşturması şu an itibariyle söz konusu değil. Rakamları verelim ki milletin kafasındaki soru işaretleri şekillensin. 10 binde 2'den bahsediyorsunuz, bankaların bu alana olan nakit ve gayri nakdi risk 10 binde 2. Benzer şekilde aslında reel sektörde de reel sektörün bu fonlarla etkileşimi, riski topu topuna aktiflerin 10 binde dokuzu. Yani altını çizmek istiyorum bunlar düşük etkiler. Dolaylı etkileri ben küçümsemiyorum. Birazdan konuşuruz, tabii bu fon problemi birçok başka küresel soruna denk geldi. Dolayısıyla borsaya yansıması, fiyatlara yansıması normal fon piyasasındaki sorunların yansımasının çok ötesine taştı.
Bu arada fonlardan bir miktar çıkış oldu. Bu arada bu hafta itibarıyla Cuma itibarıyla bunlardan çıkış büyük oranda durdu. Ama bugüne kadar fonlardan net çıkış yaklaşık 647 milyar lira, bunun yarısına yakını yani 287 milyar lirası yabancıların çıkışı. Oluyor bu tür dönemlerde hızlı şekilde kurumlar hareket edip risk almak istemiyorlar. Bu kalıcı bir çıkış mı dönüş olacak mı ayrı bir konu ama burada en önemli konu ne biliyor musunuz? Merkez Bankası başkanımız da ifade etti, buradan çıkan para mevduata geçti. Bakın 17 Eylül'den bu tana TL mevduat artışı 685 milyar lira. Toplam TL mevduatının toplam mevduata oranı yüzde 62'ye çıktı. Dolayısıyla vatandaşımız evet, riskli alandan daha az riskli, TMSF biliyorsunuz 1.2 milyona kadar bütün mevduatları garantiliyor, evet bir riskten kaçınma var, fakat o kaçınma da durdu. Büyük oranda fonlarda çıkış gördüğümüz kadarıyla durdu. Özel sektör tahvil piyasasına da gelelim. Özel sektör tahvil piyasasının büyüklüğü 1 trilyon lira toplam. Yıl sonuna kadar vadesi gelecek olan 1 trilyon liralık kısmın tamamı 26.5 milyar lira. Dolayısıyla Türkiye ekonomisi içerisindeki yeri nispeten çok cüzzi bir alandan bahsediyoruz. bizim tabii ilkesel kararımız var kamu kararı kullanılmayacak diye.
Biz Hazine olarak taraf olmayacağız
Görebildiğim kadarıyla bankalarla Kredi Garanti Fonu şu anda iletişimde. Ama biz Kredi Garanti Fonu'na net şekilde şunu söyledik, biz Hazine olarak taraf olmayacağız, kaynağımızı kullandırtmayacağız, garanti vermeyeceğiz. Ama siz kendi öz kaynaklarınızla manipülasyona bulaşmamış, piyasa bozucu eylemler içerisinde olmamış, kurum ve şirketlerle ilişkili olmayan özel sektör tahvillerine ilişkin bir kredi çerçevesi oluşturursanız biz buna olumlu bakarız ama bunun tekrar altını çizmek istiyorum, Hazine garantisi olmayacak, Hazine kaynağı kullanılmayacak çünkü Kredi Garanti Fonu'nun kendi kaynakları var. Kendi işletecekleri bir süreç. Bu konu çalışılıyor. Özel sektör tahvillerine tabii ki ilgi azaldı. Bunlar dolaylı etkiler. Ama tekrar söylüyorum Kredi Garanti Fonu kendi öz kaynaklarıyla bir paket açıklar mı? O konu çalışılıyor. Biz sektör temsilcileriyle bir araya geleceğiz. Bu hususların bir daha yaşanmaması için bu alanla ilgili neler yapılabilir tabii ki onu da çalışacağız.
MSCI'ın açıklaması oldukça yapıcı
(MSCI'ın uyarısı) MSCI'ın açıklaması oldukça yapıcı. Süre vermesi zaten bizim için önemliydi. Dolayısıyla talepler de son derece makul bu arada. Sağlıklı işleyen bir fon piyasası, bir borsa sermaye piyasaları açısından bu talepler son derece makul. Onların sorun olarak ifade ettiği hususların zaten üzerine gideceğiz, zaten gidildi. Bakın fon rehberi ile çok güçlü bir adım atıldı. Burada iki konu var, mevzuat yani şeffaflığı artıracak, önemli bir konu, yaptırımlar, önemli bir konu. Ama uygulamada etkinlik en kritik konu. İlgili düzenleyici ve denetleyici bağımsız kurumlarımızın kapasitesini nasıl güçlendiririz, ve gerekirse bireysel insiyatiflerin ötesinde algoritmalarda yani zamanında müdahaleyi nasıl sağlarız hususu dahil olmak üzere bu konular çalışılacak. Ve güvenilir ve sürekli yaptırım hususu ve ağır yaptırım hususu dediğim gibi kalıcı düzenlemeler içerisinde var. O nedenle MSCI'ın açıklaması ve fon meselesi ve bütün bunlar üst üste geldi. Son 1, 1.5 aya hep birlikte bakalım.
Amerikan Merkez Bankası faizleri artırdı, faizleri daha da artırması gerektiğine ilişkin güçlü bir beklenti var, yani finansal koşullar sıkılaşıyor. Yani bu borsadaki yabancı çıkışından bahsettiniz tabii bir değer kaybı var, bunları bunlardan bağımsız düşünemezsiniz. MSCI endeksinin tamamına bakarsanız yüzde 4 aşağıda. Bakın oralarda bir fon sorunu yok. Şimdi ikinci olarak, bütün gelişmekte olan ülkelerden şu son dönemde çıkış var. Riskten kaçınma var.
Petrol fiyatları yeniden 100 doların üzerine oturdu. Dün itibarıyla bir ara 108 dolardı. Yani mayıstaki zirveyi tekrar bulduk gibi. Şimdi bunun da etkisi var. Hem reel ekonomiye etkisi var, hem gelişmekte olan ülkelere ilişkin hele özellikle petrol ithal eden, doğalgaz ithal eden türevlerini ithal eden ülkelere yönelik algıda ve beklentiler kanalları üzerinden etkisi olumsuz. Gelişmiş ülkelerde faiz oranları son 20-25 yılın zirvesinde. Sadece ABD'den sadece Avrupa'dan bahsetmiyoruz, Japonya'dan bahsediyoruz. Bütün bunlar denk geldi. Yani uzun süre faiz beklentisi konsepti borsalar için olumsuz konsept biliyorsunuz. Çünkü gelecek nakit akışını siz bugüne iskontolayarak siz bugüne indirgeyerek şirketlerin değerlerine bakıyorsunuz, normalde olması gereken o. Burada tabii içerdeki tartışmalar sanki dünyayla bizim hiç etkileşimimiz yok, dünyadan kopuk, sadece fon piyasasında sorun yaşandı ve o sorun üzerinden bizim borsamızda ciddi değer kaydı oldu algısı var. Size rakam vereyim, Mısır tabii fon sorunu yok, Mısır piyasası yüzde 15,2 düştü 17 Eylül'den bu yana, Türkiye yüzde 14.8 düştü, Güney Kore yüzde 14.1 düştü. Tekrar söylüyorum, Güney Kore'de bir fon sorunu mu var? Hayır. Şimdi şunu anlatmaya çalışıyorum bakın Katar, Suudi Arabistan diyeceksiniz ki savaş bölgesi ama Malezya'dan Güney Afrika'ya kadar birçok borsada yüzde 4 ortalama olmak üzere yüzde 23'lere kadar düşüş olan ülkeler var. Türkiye'de bu dönemde borsadaki düşüş yüzde 14.8. Dünkü kapanış itibarıyla konuşuyorum, bu fon meselesi çıktığından bu yana.
Türkiye ekonomisi son üç yıldır şoklara karşı kendini ispat etti
Türkiye ekonomisi son üç yıldır şoklara karşı kendini ispat etti. Bütün bir süreç biraz sıkıntılı da olsa nihai kertede sermaye piyasalarının sağlıklı olacağını S&P ve Fitch de söyledi. Bunu aklı başında olan herkes söylüyor, Türk sermaye piyasası çok daha sağlıklı olacak. Bir musibet bin nasihatten iyidir derler. Hisse senetlerinin değeri iner, çıkar. Bunlar geçici şeylerdir. Önemli olan reel ekonomidir. Bangkok'a gidemedim burada yoğun bir gündemiz vardı. Ama Bangkok'u yakından takip ettim. Dünya ilave şoklara tepki verebilir mi, bunlar konuşuldu. Gevşek para politikanız varsa buna tepki veremezsiniz.
Ekonomide ciddi yavaşlama olursa tepki verebiliriz. Gelişmekte olan ülkelere bütçe açığımız yarı yarıya düşük. Fon meselesinin reel sektöre dolaylı etkileriyle mücadele edebilme alanımız oldukça güçlü. KOBİ'lerin kredi büyüme hızını yüzde 4,5'tan yüzde 5'e çıkardık. Maliye politikasında Sanayi Bakanlığımıza, imalatçı KOBİ'lere 250 milyar TL sübvansiyonlu kredi vermesinin önünü açtık. Son iki ayda oldu bunlar.
Piyasa faiz oranlarının üçte biriyle yarısı oranı arasında bir program oluşturduk. Reel sektörde istihdamı destekleyeceğiz. Küresel arka plan hiç bu kadar zorlu olmamıştı. Geçici bir yavaşlama olsa da bu ciddi bir ölçüde dezenflasyonisttir. Fon piyasasındaki gelişmeleri küçümsemiyoruz. Bu konuda zerre tereddüt yok. Fon konusunda kamu kaynağı kullanmayacağız. Ama piyasada likitide sorunu olursa, reel sektörü de desteklemeye devam edeceğiz."